Gizli Öfke: Kişiliğimizi Değiştiren Duygu

Ocak 18, 2020
Gizli öfke çoğunlukla hayal kırıklıkları, başa çıkılmamış travmalar ve haksızlıklar dolayısıyla ortaya çıkar. Gizli öfke hakkındaki her şeyi bu yazımızda okuyun!

Gizli öfke, hissedip kendimize sakladığımız o hiddet, kişiliğimizi değiştirebilir. Deneyimlediğimiz hayal kırıklıkları, başarısızlıklar, aldığımız zararlar, içinde olduğumuz ve kırılan yanılsamalar, ve başımızdan geçen her olay bizde birer iz bırakır. Bazen fark etmediğimiz şey ise bu deneyimler çoğunlukla öfkeye dönüşür. Eğer bu içsel gerçeklikler ile olması gerektiği gibi başa çıkmaya çalışmazsak bu rahatsızlıkların ağırlığını omuzlarımızda taşırız.

Çoğu insan öfkeye ve öfkenin ortaya çıkma şekillerine aşına değildir. Öfkeyi çoğunlukla kötü tarafımızın su yüzüne çıktığı, kastetmediğimiz ve sonrasında hakkında pişman olduğumuz şeyleri yapıp söylediğimiz patlamalar ile ilişkilendiririz. Bu konuda dikkate değer olan bir şey şudur ki, çoğu durumda bu öfkeyi içimize gömeriz. Öfkeyi ifade etmek yerine saklamaya karar veririz.

Bu duygunun nicel bir tarafı da vardır: ne kadar fazla birikirse, ortaya daha fazla psikolojik sıkıntı çıkarır. Aşırı öfke insanları kendisinden uzaklaştıran, çığlık atan veya uygunsuz bir şekilde cevap veren birinde kendisini her zaman sinirli bir yüz ifadesi olarak göstermez. Bu duygu ıstırap, bitkinlik, kötü bir ruh hali, anksiyete ve birçok durumda majör depresif bozukluğa yol açar.

Kafasının etrafı dumanlarla kaplanmış bir adam.

Gizli Öfke. Kontrol Etmeyi Unuttuğumuz Kamufle Edilmiş Duygu

Bunu şok edici bulabilsek de insanlar tüm hayatları boyunca gizli öfke ile yaşayabilirler. Örneğin, terk edilmek veya kendilerine kötü davranılması gizli öfkeye yol açabilir.

Öfke, farklı duyguların aynı noktada bir arada yaşaması haricinde bir şey değildir. Üzüntü, adaletsizliğe uğramış hissetmek, ıstırap ve çoğunlukla korkuya yol açar. Bu korku bazı şeylerin geri gelmesi korkusu, veya yine savunmasız hissetme korkusudur. Bu duyguların hepsi öfkenin bir parçası, aynı anda hem her şeyi işgal eden hem de bulanıklaştıran biçimsiz ve sürekli bir rahatsızlığın parçalarıdır.

Öfke, hiddet, hoşnutsuzluk, sinirlilik, saldırganlık, gerginlik, kontrol kaybı… Bu duyguların hepsi öfke hakkında düşündüğümüzde aklımıza gelir. Öfkeyi bu terimlerle ilişkilendirmek yanlış değildir ancak gerçek şudur ki, insanlar bu duyguyu deneyimlediklerinde her zaman bu şekilde tepki vermezler.

Michigan Üniversitesinden Dr. Thomas Denson bir çalışmasında öfkeyi farklı şekillerde hissedebildiğimizi açıklamıştır. Bazı insanlar öfkelerini ifade etmeyi tercih etseler de diğerleri bu öfkeyi sessiz tutup kendileri ile birlikte, kamufle edilmiş şekilde taşımaya karar verirler. Uzun süreler boyunca bu şekilde hissetmek bir bireyin kişiliğinde büyük bit hasar yaratabilir.

“Öfkeye tutunmak sıcak bir kömür parçasını başka birine atmak niyeti ile tutmak gibidir; sonunda yanan kişi sadece siz olursunuz.”

– Buddha

Gizli Öfke Sahibi Bir İnsanın Özellikleri Nelerdir?

Duygusal başarısızlıklar yaşamak. Özel birinin bize ihanet etmesi. Önemli bir hedefe ulaşamamak. Tüm bu gerçeklikler insanların içlerinde gizli öfke tutmasına sebep olabilecek şeylere örneklerdir.

Bu insanların genel özellikleri şunlardır:

  • Güvensizlik, etrafındaki insanlara güvenme problemleri.
  • Sarkastik ve alaycı davranışlar ve anlamsız tepkiler.
  • Israrlı ruh hali değişiklikleri.
  • Erteleme eğilimi. Bu bireyler görevlerine bağlı kalmak ve görevlerini gerçekleştirmeyi zor bulurlar.
  • Sinirlilik.
  • Eğlenceli anların keyfini çıkarma zorluğu.
  • İnsomnia, kabuslar ve gecenin ortasında uyanma eğilimi.
  • Fiziksel ve zihinsel tükenmişlik.
Koltukta uyuyakalmış bir kadın.

Öfke İle Nasıl Başa Çıkabiliriz?

Bazen, öfke ile nasıl başa çıkabileceğimize dair kitaplar veya makaleler okuduğumuzda bu kaynakların bütünsel bir yaklaşıma sahip olmadığını görürüz. Gerçekte, çoğu kaynak gizli öfke konusuna ve bunun ne kadar zararlı olabileceğine dokunmaz. Rahatlama egzersizleri yapmak veya ifade yolları aramak bu duygu üzerinde çalışmak için yeterli değildir. Bu tekniklerin faydalı olamayacağını söylemiyoruz, ancak gizli öfke problemini çözemezler.

Onun yerine, aşağıdaki fikirleri değerlendirebiliriz.

Kırılganlık

Gizli öfkeyi kontrol edebilmek için problemin kökünü tedavi etmek önemlidir, ki çoğu durumda bu kök kırılganlık hissidir. Öfke; harap olmuş, ihanet edilmiş, haksızlıklarla karşılaşmış, hayal kırıklığına uğramış ya da birine veya bir şeye kızgın hissettiğimizde ortaya çıkar.

Benlik Saygısı

Üzerinde çalışmanız gereken ikinci adım benlik saygınız ve benlik değerinizdir. Bazen içimizde gizli öfke oluşmasına sebep olan problemleri çözmek basitçe mümkün değildir. Bundan dolayı, bu durumun bizi etkilemesine izin vermemek için kendi üzerimizde çalışmak ve değerimizi ve potansiyelimizi fark etmemiz çok önemlidir.

Yararlı Düşünceler

Gizli öfke bizi düşüncelere hapsetmek konusunda büyük bir güce sahiptir. Zihnimiz bize acı veren ve hayal kırıklığı getiren geçmiş olumsuz deneyimlere odaklanır. Bu yaklaşım çoğunlukla yargılama mekanizmamızı bulanıklaştırır ve büyük bir psikolojik bitkinliğe yol açar. Bizi inciten şeyleri aşabilmek için içsel diyaloğumuzu sağlıklı bir şekilde tutmalıyız.

Yavaş yavaş siliniyormuş gibi görünen bir kadın çizimi.

Gizli Öfkeyi İyileştirmeye Odaklanın, Beslemeye Değil

Öfke düşüncelerimizi günlük bir şekilde besleyen bir ateştir. Öfkeyi katılık, erteleme ve geçmiş olaylara takılıp kalmış inatçı bir düşünce yapısı ile güçlendiririz. Eğer gizli öfkemizi düzeltip iyileştirmeyi gerçekten istiyorsak bu inatçılıktan kurtulmalı ve kendimize bu şeyleri aşma fırsatını vermeliyiz.

Dahası, ilerlememizin tek yolu kendimize makul hedefler koyup bu hedefler uğrunda çok çalışmak, konfor alanımızı terk etmekten korkmayı bırakmak, kendimizi yeni durumlara dahil etmek ve hayatımıza neşe getiren insanlar ile arkadaş olmaktır. Bazen nefes almamıza izin vermeyen o ağırlığı geride bırakmak için her açıdan yeniden başlamak önemlidir.

“İfade edilmemiş duygular asla ölmezler. Onun yerine canlı canlı gömülürler ve ileride daha kötü şekillerde ortaya çıkarlar.”

– Sigmund Freud

  • Lerner, J. S., & Keltner, D. (2001). Fear, anger, and risk. Journal of Personality and Social Psychology81(1), 146–159. https://doi.org/10.1037/0022-3514.81.1.146