Gereksiz Tüketim İçimizdeki Boşlukları Doldurabilir Mi?

06 Aralık, 2019
Bazen can sıkıntısından ya da başka bir dürtü nedeniyle, gerçekte ihtiyaç duyduğumuzdan çok daha fazlasını satın alırız. Peki böyle bir davranışı sergilememizin nedeni ne olabilir?
 

Hayattaki her şey sürekli bir biçimde değişmektedir: politikalar, değerler, düşünce şekli, diğer insanlarla iletişim biçimi, eğitim, iş dünyası… Günümüzde küresel bir tüketim toplumu içinde yaşıyoruz. Geçmişin sabit ve değişmeyen dinamikleri artık günlük hayatımızın bir parçası durumunda olmadığından, belirsizlik duygusunu çok şiddetli bir biçimde hissediyor ve her açıdan yönünü kaybetmiş insanlar haline dönüşüyoruz.

Bu gerçeğin farkına varan filozof ve sosyolog Zygmunt Bauman, günümüz toplumunun içine düştüğü bu çarpıcı gerçeğe çalışmalarının bir çoğunda değinmektedir. Duygusal bağların çok kırılgan olduğu, eşitsizliğin günden güne arttığı ve genel anlamda ilişki kopukluklarının çoğaldığı, çok hızlı bir biçimde akıp giden bir hayat… Çok karmaşık bir senaryo gibi dursa da bu yeni yaşam tarzı hız, bencillik ve kişisellik gerektiren görünümüyle ön plana çıkmaktadır.

Bauman hızlı toplumun her şeyi geçici, değişken, yetersiz ve kısa ömürlü olarak gören bir anlayış üzerine kurulu olduğunu ileri sürmektedir. Bu bağlamda, yaşantımızdaki her şeyin bir kullanım süresi bulunmaktadır. Bunlara ek olarak, sosyal ağların da günümüz yaşantısındaki büyük rolünü gözardı etmemek gerekir. Çünkü bu ağlar, hem diğer insanlara bağlantılı olmamıza hem de aynı zamanda onlarla kopuk bir ilişkiye içinde bulunmamıza neden olmaktadır. Şimdi konuyu biraz daha derinlemesine inceleyelim.

“Tüketim anlayışı hiçbir zaman başarılamayacak bir şeyi vaat etmektedir: evrensel mutluluk. Ve bu anlayış, özgürlük sorununu sadece tüketici özgürlüğü kavramına indirgeyerek çözmeyi hedeflemektedir.”

– Zygmunt Bauman

 
Bulut şeklinde kafası olan kadın

Hızlı Akan Hayatta Tüketim Anlayışının Değişmeyen Boşluğu

Hızlı bir adam, herhangi bir bağı, sorumluluğu ya da bağımlılığı olmayan bir insan olmayı ister. Sadece yeni tecrübeler ve yeni riskler arayışı içindedir. Bu nedenle, doğal olarak bir yere kök salamaz. Böyle bir kişinin hayatında başlayan her şey açık kalır ancak bunlar herhangi bir biçimde kapanmaz ya da bitiş noktasına ulaşmaz. Her şey geçici ve yüzeysel olarak yaşanır…

Bu nedenle, bu tip bir adamın içinde hiç bitmeyen bir boşluk hissi bulunur ve – eğer durumun farkına varırsa – bu boşluğu nasıl dolduracağını da bilemez. Bunun sonucunda da, kendisini sürekli bir biçimde yenileme sürecine sokma ihtiyacı hisseder. Bu sürecin çok önemli ögelerinden biri de, tüketicilik ya da bir şeyler satın almak olacaktır. Çünkü içindeki hiç kaybolmayan boşluğu bu davranış şekliyle doldurmaya çalışacaktır.

Bu noktadaki en büyük sorun, insanların içlerinde hissettikleri boşlukların aslında sahip olma duygusuyla doldurulamayacağı gerçeğidir. Ne kadar ısrar edersek edelim, sürekli bir tatminsizlik duygusunu giderebilecek olan şey nicelikle bağlantılı değildir. Bu yanılgı kendimizi yetersiz görmemize ya da güçsüz hissetmemize yol açmaktadır.

 

Tatmin edilmemiş istekler yalnızca daha fazla isteğin ve arzunun hayal edilmesinden başka bir şeye yaramaz. Bu durum, eksikliklerimizi ve asıl ihtiyaçlarımızı görmemizi de engeller. Özellikle sorunu içeriden çok dışarıda arıyorsak asıl sorunları algılamamız daha da güç hale gelecektir. Günümüz toplumunun hızlı akan yapısından hiçbir şey kaçıp kurtulamaz. Bunun doğal bir sonucu olarak da, kişisellik dediğimiz kavram içi boş ve tutarsız bir hale dönüşmektedir. Bu olumsuz tablo kimi zaman kişilik bozukluklarına, anksiyete krizlerine ve depresyona kadar uzanan bir dizi sorunlara yol açar.

“Günümüz dünyasında mutluluk düşüncelerinin ve beklentilerinin hepsi bir mağazada sonuçlanır.”

– Zygmunt Bauman

Sorumlu Tüketicilik

Peki bu kadar kaos ve boşluk karşısında ne yapmamız gerekir? Diğer bir deyişle içimizdeki boşlukları nasıl doldurabiliriz? Bir su gibi pürüzsüz biçimde akıp gitmeyi öğrenmek olası seçeneklerden biridir. Yani tıpkı suyun içinde bulunduğu ortama göre şekillenmesi gibi farklı durumlara adapte olmayı öğrenmek gerekir.

Bunu başarabilmek için sabırlı olmayı bilmek ve kendi kendini gözlemleme yeteneğine sahip olmak gereklidir. Çünkü bu yöntemle, yavaş yavaş asıl ihtiyaçlarımız gün yüzüne çıkacak ve değişikliklere karşı duyduğumuz korku hissi de azalmaya başlayacaktır.

Diğer taraftan, eleştirel bir bakış açısı edinmek ve bu sayede belirli bir takım davranışlar ve alışkanlıkları sorgulamaya başlamak da faydalı olacaktır. Bu davranış şekliyle, tüketim üzerine kurulmuş olan tavırlarımızı durdurmak ve bize hiçbir şey katmayan o sonsuz boş döngü zincirinden kurtularak kendimizi yenilemek daha kolay olacaktır.

 

Aynı zamanda dikkatimizi daha çok iç dünyamıza yoğunlaştırmak ve kendimizle daha iyi bir iletişim kurmaya çalışmak da yapmamız gerekenler arasında bulunmaktadır. Bu sayede, bazen hissettiğimiz boşlukları ve bütünlüğümüzü sağlamak adına aldığımız gereksiz önlemleri tamamen terk etme şansına sahip oluruz.

“İhtiyacımız olmayan şeyler için ve bizi önemsemeyen insanları etkilemek adına sahip olmadığımız paraları harcıyoruz.”

– Will Smith

Düşünen kadın

Sorumlu Bir Tüketici Olmak İçin Ne yapmak Gerekir?

  • Gerçekten ihtiyaç duyduğunuz şeylerin bir listesini yapın. Ayrıca bu ihtiyaçlar için ayırabileceğiniz en fazla bütçenin ne olacağını da belirleyin.
  • Sahip olduklarınıza odaklanın.
  • Yeni eşyalar almadan önce elinizdekilerin geri dönüşümünü sağlayın.
  • Alışverişe alternatif bulmaya çalışın. Çoğu kez sadece can sıkıntısı nedeniyle alışveriş yapılmaktadır. Bu tür zamanlar için alternatif aktiviteler bulmak son derece önemlidir. Örnek olarak spor yapmak ya da sorumsuzca ve gereksizce alışveriş yapma isteğini dindirecek herhangi bir başka aktivite işinize yarayacaktır.
  • Daha fazla tatmin olabilmek için hayatınızı basitleştirin.
 
  • Kendinizi daha fazla sevin. Kendimizi iyi hissetmek ve daha mutlu olmak için elimizden gelen ne varsa yapmak önemlidir.
  • Aşırı heyecanlı bir biçimde alışveriş yapmayın. Böylelikle anksiyete belirtilerinden de kendinizi korumuş olursunuz. Alışveriş esnasında olası negatif duyguların farkında olmak çok önemlidir. Eğer ihtiyaç duyuyorsanız, bu tür duygular içine girdiğinizde bir profesyonelden yardım isteme konusunda tereddüt etmeyin.
  • Pazarlama konusunda bilgi edinin. Markaların ve üretici firmaların bizleri nasıl “kandırdıkları” konusunda hep daha fazla bilgi edinmek her zaman için faydalı olacaktır. Bu sayede, gereksiz alışverişlerden kendimizi korumuş oluruz.
  • Çeşitli markaların ve firmaların e-posta olarak gönderdikleri reklamları ve bilgilendirme mesajlarını mümkün olduğu kadar kısıtlayın. Her gün posta kutumuza gelen bu teklifler nedeniyle ihtiyacımız olmadığı halde alışveriş yapma ihtimalimiz son derece yüksektir. Bu nedenle, bu konuya çok dikkat edin.
  • Tecrübeleri satın alın. Herkes nasıl bir hayat sürmek istediğine kendisi karar verir. Edindiğimiz tecrübeler kalbimizde kalırken, eşyaların zaman geçtikçe o kadar da anlam ifade etmeyeceğini hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.

Gördüğümüz gibi asıl mesele daha fazlasına sahip olmak değil, iç dünyamızda sahip olduklarımızı dışarıya düşünceli, sabırlı ve zenginleştirici bir tavırla yansıtmaktır.

O nedenle tüm hızımızla koşmaya bir ara verelim, bir süreliğine durup gözlerimizi kapatalım ve sakinliğin tadını çıkaralım. Bu güzel tecrübe, zihinlerimizi dinlendirecek, nabzımızı düşürecek, sağlıklı ve daha iyi olmamıza yardımcı olacaktır.

 
  • Bauman, Zygmunt. Modernidade líquida. Rio de Janeiro: Jorge Zahar, 2001.
  • Bauman, Zygmunt. Vida líquida. Rio de Janeiro: Jorge Zahar, 2007.