Endişelenmek Beyninizi Nasıl Etkiler, Keşfedin

Aralık 16, 2019
Stres, anksiyete, kronik yorgunluk, enerji eksikliği, pesimizm... Endişelenmek beyninizi zehirler. Bütün duygusal kaynaklarınızı, siz sürekli tehdit altındaymış gibi hissedene kadar kullanır.

Endişelenmek beyninizi nasıl etkiliyor, bunu bir kelimeyle iyi bir şekilde özetleyebiliriz: zehirli, bu bir tehdit algıladığınızda deneyimlediğiniz doğal bir duygu olmasına rağmen. Ancak, endişelerinizin çoğu temelsiz ve hatta obsesiftir. Dahası, sizi yüksek miktarlarda yorarlar ve enerjinizi, cesaretinizi ve motivasyonunuzun tüm kırıntılarını kaybedersiniz.

Psikolojik bir bakış açısından hepimizin iyi bildiği bir şey vardır, çok fazla endişelenmenin üzerinizde yarattığı etkiler sizi endişelendiren şeyin kendisinden daha bile zararlı olabilir. Bu durum özellikle beyninizi etkiler. Bu bir kelime oyunu gibi görünüyor olabilir, ancak gerçekte bundan çok daha fazlasıdır. Stresin en küçük detayı bile yoğunlaştırdığı ve çarpıttığı o durumda kalmaya devam ettiğinizde her şey kontrolden çıkar. Böyle bir durumda kötü seçimler yaparsınız ve duygusal çatışmanız daha yoğun hale gelir.

Örneğin, uyku kalitenizin kötü olmasına ne kadar takılırsanız, o kadar fazla insomnia deneyimlersiniz. Aynı şekilde, işinizde mükemmel ve verimli olduğunuzu kanıtlamakla ilgili ne kadar endişelenirseniz, o kadar başarısız olursunuz. Dahası, eğer sevgilinizin sizi sevmediği ile ilgili çok endişelenirseniz diğer insanın baskı altında ve rahatsız hissedeceği durumlar yaratırsınız.

Dolayısıyla, beyninize endişelenerek daha fazla baskı yaptıkça, bu durum beyninizi daha da kötü etkileyecektir. Bu şekilde kaynaklarınızı tüketirsiniz. Sonrasında, hafızanız sizi yarı yolda bırakmaya başlayacaktır ve daha da yorgun hissedeceksiniz. Aşırı derecede endişelenmeye bağlı olan etkiler stresin biyolojisi ile ilgilidir. Hadi bunun nasıl işlediğini öğrenelim.

Endişelenmek Beyninizi Nasıl Etkiler?

Kalabalıklar arasında dikkat çeken bir kadının resmi.

Endişelenmek beyninizi sizin düşündüğünüzden çok daha yoğun bir şekilde etkiler. New York Üniversitesinden Dr. Joseph LeDoux gibi nörobilimciler bizlere endişelenmenin etkisinin çok şiddetli olduğunu söyler. Bu temelde, ortalamaya vurulacak olursa, insanların bir şeylerle ilgili sağlıklı bir şekilde endişelenmeyi bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Biz insanlar panik yapmak ve her şeyi büyütmek gibi ilgi çekici bir eğilime sahibiz.

Ancak, Dr. LeDoux aynu zamanda bizleri belki de sorumluluğun en azından bir kısmından muaf hale getirecek başka bir faktöre de işaret eder. Beynimiz, ilk önce endişelenip sonra düşünmeye programlanmıştır. Diğer bir deyişle, duygusal sistemimiz ve özellikle serebral amigdalamız bir tehdidi ilk algılayan ve dolayısıyla bizde bir duyguyu aktif hale getiren ilk şeydir.

Dopamin gibi nörotransmitterler sürekli salgılanır ve anksiyete ve endişe yaratırlar. Sonrasında, limbik sistem serebral korteksi uyarır ve onun yüksek zihinsel yapılara haber vermesini sağlar. Bunun amacı nedir? Bu yapıların kontrolü ele almasını sağlamak. Ayrıca, bu korkuyu, bu alarm hissini düzenleyen mantıksal muhakeme yeteneğini de kullanmak.

Dr. LeDoux bizlere iş duygulara geldiğinde insanların muhakemeden ziyade güçleri olduğunu hatırlatır. Böyle bir şey sadece ve sadece deneyimlediğiniz anksiyete ve endişenin beyninizin üzerinde daha fazla gücü olmasına yol açar. Bundan dolayı, endişelenmek beyninizi devasa boyutlarda etkiler ve aşağıdaki etkilere sebep olur:

Aşırı Endişelenmek Psikolojik Acı Yaşamanıza Yol Açar

Baş ağrısı çeken, başını ellerinin arasına almış duran bir kadın.

Psikolojik acı” derken ne kastediyoruz? Bu fiziksel acıdan farklı mıdır? Evet. Doğrusu, psikolojik acı sizi en az fiziksel acının yaptığı kadar sınırlandırır. Yani, psikolojik acı diğer şeylerin yanında sıkıntı, yorgunluk, negatiflik ve cesaretsizlik olarak tanımlanabilir.

Sürekli endişeler tarafından ele geçirilmiş gergin bir beyniniz varsa bu amigdalanız tarafından kontrol edildiğiniz anlamına gelir. Bu, sizin tehlike olmayan yerlerde tehlikeler görmenize sebep olur. Algıladığınız her şey bir tehdide dönüşür. Hiçbir şeye güvenmezsiniz ve her şey sizi korkutur. Bu hiperstimülasyon durumu serebral korteksinizi etkiler ve onun aktivitesini düşürür. Sonrasında, her şeyi kaotik ve dengesiz bir şekilde algılamaya başlarsınız.

Aynı şekilde, amigdala anterior singulat korteks gibi serebral acıya sebep olan kısımları da aktifleştirir. Bunun bir sonucu olarak rahatsızlık seviyeniz artar.

“Geri dönüp tüm bu endişelere baktığımda, ölüm döşeğinde hayatında bir sürü sıkıntı var olduğunu ama bunların çoğunun gerçekleşmediğini söyleyen yaşlı adamla ilgili hikayeyi hatırlıyorum.”

– Winston Churchill

Aşırı Endişelenmek Beyninizi Etkilediğinde Bilişsel Süreçleriniz Başarısız Olur

“Bilişsel süreçler” derken ne demeye çalışıyoruz? Yani, sürekli düşünerek geçen haftalarınız veya aylarınız olduğunda aşırı endişelenmek beyninizi etkiler ve aşağıdaki şeylerin olduğunu fark etmeye başlarsınız:

  • Hafızanızda problemler.
  • Konsantre olmada problemler.
  • Karar verirken zorlanma.
  • Mesajlar ve benzeri şeyleri anlamakta zorlanma vb.

Endişelenmeyi Nasıl Bırakırsınız

Aslında, endişelenmeyi bırakmamalısınız. Önemli olan düzgün bir şekilde endişelenmeyi öğrenmektir. Aksi takdirde, Dr. Ernest Paulesu tarafından Cambridge Üniversitesinde yapılan bir çalışmada da bahsedildiği gibi, bir genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu geliştirme riski altındasınız.

Daha düzgün bir şekilde endişelenmeyi öğrenmek için psikolog Albert Ellis’in tavsiyesini hatırlayın. Hadi bunun üzerine düşünelim:

  • İrrasyonel düşüncelerinizi analiz edin. İster inanın ister inanmayın, endişelerinizin ortalama %80 civarındaki kısmı oransız ve mantıksızdır.
  • Duygularınız hakkında konuşun. Onları adlandırın, serbest bırakın ve ışık altına getirin. Mesela, işiniz ile ilgili aşırı seviyede endişelenmenizin sebebi gerçekte işinizin sizi memnun etmemesi ve orada mutlu olmamanız olabilir.
  • Ruh halinize bağlı kararlar almayın. Bir karar verip bu doğrultuda hareket etmeden önce düşüncelerinizin hepsini sakin ve makul bir şekilde değerlendirin. Evet, duygular önemlidir, ancak eğer bilinçli ve odaklı bir muhakeme süreci ile bir araya gelirlerse başarı ihtimaliniz daha yüksek hale gelir.

Sonuç olarak, endişelenmenin beyninizi nasıl etkilediğini bildiğinizde daha proaktif olabilirsiniz. Bu acı verici döngülere girmekten kaçının ve sağlıklı ve makul yaklaşımlar kullanın. Eğer bunu kendi başınıza yapamıyorsanız o zaman profesyonel yardım alın.

  • Cryan, J. F., & Kaupmann, K. (2005, January). Don’t worry “B” happy!: A role for GABA B receptors in anxiety and depression. Trends in Pharmacological Sciences. https://doi.org/10.1016/j.tips.2004.11.004
  • Paulesu, E., Sambugaro, E., Torti, T., Danelli, L., Ferri, F., Scialfa, G., … Sassaroli, S. (2010). Neural correlates of worry in generalized anxiety disorder and in normal controls: A functional MRI study. Psychological Medicine40(1), 117–124. https://doi.org/10.1017/S0033291709005649