Emmy Noether: Fizikte Devrim Yaratan Kadın

24 Temmuz, 2020
Birçok kişi, Emmy Noether'i tarihteki en önemli matematikçi olarak görüyor. Albert Einstein da dahil olmak üzere zamanının büyük bilim adamları tarafından hayranlık duyulan bir şahsiyetti. Ancak Noether, bir kadının başarılarını tanımak istemeyen bir sistemle ve toplumla yüzleşmek zorunda kaldı.
 

Emmy Noether, bilimsel anlamda çağdaşlarının çoğunun seviyesinin ötesine geçen, ancak hak ettiği tanınma seviyesine ise bir türlü erişememiş bir dahiydi. Albert Einstein, ona yönelik hayranlığını birkaç kez açıkça ve herkesin önünde dile getirmiştir.

Ayrıca, ünlü fizikçiler Leon M. Lederman ve Christopher T. Hill, Noether’in teoreminin muhtemelen Pisagor teoremi ile aynı seviyede önemli olduğunu söylemişlerdir. Birçok meslektaşı ve diğer bilim adamları için, dünyadan oldukça uzakta ve gerçekten ayrıcalıklı bir zekaya sahipti. Diğerleri için ise, Emmy Noether basit bir biçimde sadece bir kadındı, bu da herhangi bir şekildeki prestij beklentisini geçersiz kıldı.

“Saf matematik, kendine özgü bir yolla, mantıksal fikirlerin şiir dünyasıdır.”

– Albert Einstein, Emmy Noether hakkında konuşuyor

Emmy Noether’in eserleri fizik ve matematik panoramasını tamamen değiştirdi. Modern cebirin annesi olarak görülen Noether için bazıları tarihin en önemli matematikçisi olduğunu söylemiştir.

Buna rağmen, tüm yaşamı boyunca dışlanma ve ayrımcılıkla uğraşmak zorunda kaldı. Bazen, bu durum kadın olduğu için meydana gelirken; diğer zamanlarda, Yahudi olduğu için ayrımcılığa maruz kaldığı da oldu. Belki de dünya, onun döneminde, bir kadının başarılarını tanımaya hazır değildi. Derin şovenizm ve anti-Semitizm, onun dünyasında çok derinlere dayanıyordu.

Emmy Noether önde gelen matematikçilerdendi
 

Emmy Noether ve matematikçi ailesi

Emmy Noether’in erken yaşta matematik hayatını tercih etmesi hiç de garip değildi. En az üç kuşaktır kayda değer bilim insanlarını yetiştiren bir aileden geliyordu. Ancak, tabii ki aile fertlerinden hiçbiri, onun  yaptığı işi başaramadı.

Emmy Noether 23 Mart 1882’de Almanya’nın Bavyera eyaletinde doğdu. Babası Max Noether, bir matematikçi ve profesördü. 14 yaşında çocuk felcine yakalanmıştı. Bu hastalığı büyük oranda atmış olmasına rağmen, bacaklarından biriyle her zaman için belli problemleri vardı. Max Noether, erkek olduğu gerçeğine rağmen, her zaman kadınlar için eşitliğe sıkı bir şekilde inanan bir insandı.

Emmy’nin annesi refah seviyesi oldukça yüksek bir tüccarın kızı olan Amalia Kaufmann’dı. Kocası gibi, zamanına kıyasla çok ilerici bir zihniyete sahipti. Emmy’nin, hepsi de kendisinden küçük olan üç erkek kardeşi vardı. Miyopluk ile beraber pelteklik benzeri olan ve sigmatizm adı verilen bir konuşma engeline sahipti. Buna rağmen, genç yaşlardan itibaren etkileyici bir zekaya sahip olduğu açıktı.

Akademik yaşamdan dışlanma

Emmy Noether harika bir eğitim aldı ve bir noktada modern dilleri okumaya karar verdi. Ancak, babasının derslerine katılmaya başladı ve gerçek tutkusunun başka bir şey olduğuna karar verdi: matematik.

Noether için sorun, o sırada kadınların üniversitelere kabul edilmemesiydi. Kadınları kabul etme olasılığı göz önünde bulunduruldu, ancak tartışma radikal bir varsayımla sona erdi: kadınların girmesine izin vermeleri halinde kaos hüküm sürecekti.

 

Sonuç olarak, Emmy Noether derslere sadece bir gözlemci olarak katılmakla ve sadece öğretmenler yazılı izin verdiğinde sınıflara girebilmekle kaldı. Bu kısıtlamalara rağmen, 1903’te mezuniyet sınavını da geçti.

Noether çalışmalarını geliştirmeye devam etti. 1908’de Erlangen Üniversitesi Matematik Enstitüsü’nde ders vermeye başladı. Tek şart, maaş alabilmesiydi. Babasının yardımı ile bu görevi kabul etti ve 1915’e kadar orada kaldı.

1915’te ünlü matematikçi David Hilbert onu Göttingen Üniversitesi’nde ders vermeye davet etti. Diğer profesörlerden biri de, “Askerlerimiz üniversiteye döndüklerinde ve kendilerini bir kadının ayaklarına kadar giderek bir şey öğrenmek zorunda bulduklarında ne düşünecekler?” diye protesto etti. Hilbert şöyle cevap verdi: “Bir adayın cinsiyetinin neden profesör olarak kabul edilmesine karşı bir tartışma konusu olabileceğini anlamıyorum. Sonuçta biz bir üniversiteyiz, tuvalet veya banyo değil”.

Aldığı ödüllere ve matematik tutkusuna rağmen, Noether sonsuz sayıda engelle karşılaştı. Tüm bu engeller, kadınların kalitesizliğine ilişkin önde gelen inançlardan kaynaklanıyordu.

Erkeklerin dünyasında bir kadın olmak kolay değildi. Bilim alanında, bu çevre düpedüz şiddet içeriyordu. Buna rağmen, Noether gerçek tutkusu olan matematik için savaşmaya devam etti.

Fizik dünyası
 

Zafer ve son

Her yıl adım adım Emmy Noether, dünyadaki en önemli matematikçilerden biri olana kadar çalışmalarında ilerledi. Birkaç yıl boyunca maaş almadan çalışmak zorunda kaldı. Bu, Hilbert için bir çeşit asistan haline geldiği ve sonunda çalışması için para aldığı 1923’e kadar sürdü.

Nazilerin iktidara gelişiyle, Noether görevinden alındı ve kısa süre sonra ABD’ye sığınmak zorunda kaldı. Bu ülkede, fikirlerine ve çalışmalarının değerine çok daha uygun ve açık bir ortam buldu. Şovenizmden o kadar da uzak olmasa da, doğduğu ülke ayarında bir şey de değildi.

Emmy Noether birkaç ödül almasına rağmen, ölümünden sonraki döneme kadar ona gerçek anlamda hak ettiği ayrı yer verilmedi. 14 Nisan 1935’te Pennsylvania, Philadelphia’da öldü. Albert Einstein ona dokunaklı bir veda mesajı yayımladı. Asteroid 7001 ve ayın karanlık tarafındaki bir krater de halen onun adını taşıyor.

 

Corrales, C. (2004). Matemáticas y matemáticas: vida y obra de Emmy Noether. Matemáticas y matemáticos, 43, 185.