Düzensiz Bağlanmanın 5 Sonucu

· Aralık 8, 2018

Bağlanma, öncelikle güvenlik ve iyilik arayışından gelişen duygusal bir bağdır. Bazı durumlarda, ilk bakıcı çocuk için hem tehlike hem de korumayı temsil eder. İşte düzensiz bağlanma bu şekilde gelişir.

Bowlby’a göre (1969), bir çocuğun birine bağlılığı olduğunu söylemek, o kişinin yanında olmak ve onunla somut bir temas kurmak istediği anlamına gelir. Bu durum, özellikle de çocuk korktuğunda, yorgun ya da hasta olduğunda ortaya çıkar. Bir adım daha ileri gidecek olursak, hepimizin bağlanmaya ihtiyacı vardır. Bu her zaman değişkendir ve yeni rollere adapte olur.

“Bir çocuğun geçmişi, onun dünyayla ilgili ne hissettiği ve dünyanın ondan ne beklediğiyle ilgilidir.”

– Charo Blanco

Düzensiz bağlanma sorunları olan çocuklar neden ileride zararlı kişiler olur?

D tipi (düzensiz) bağlanma, sağlıksız bir çocukluk çevresiyle ilgilidir. Bu durum, çocuklukta ailede olan farklı formlarda fiziksel ve duygusal suistimalleri içerir. Şiddet ve fiziksel suistimal mağduru olan çocuklar daha sonra insanlarla empati kurmada ve iyi şeyleri örnek almada zorluk çekerler.

Bunları yaşayan çocuklarda öfke görülmesi ve bunun bir şekilde kişiliklerine etki etmesi çok muhtemeldir. Bu negatif duygu durumu, onların davranışlarını kontrol etmesine ve duygularını yönetmesine engel olur. Bu da onların daha sonra şiddete başvurması riskini artırır.

Ölçüsüz cezalar ve suistimaller mağdurlar için çok tehlikeli mesajlardır ve onlar bunları rol model aldıkları kişilerden gördüğü zaman çok derin bir şekilde içselleştirir. Bu durum, gelişimin çok kritik alanlarını büyük ölçüde etkiler. Çocukların çocukluk anılarına olduğu kadar sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimine zarar verir.

İşte, düzensiz bağlanmanın beş en önemli sonucu:

ayıcığıa sarılan çocuk

1. Özsaygı bozukluğu ve özgüven eksikliği

Düzensiz bağlanma sorunu olan bir çocukta özsaygı bozukluğu da olur. Hatta, ebeveynlerinin kontrol eksikliğinin sebebinin kendisi olduğunu düşünür. Bu da kendilerini kötü, yetersiz ya da tehlikeli olarak değerlendirmelerine sebep olur.

Sonuç olarak, dünyanın temelde güvensiz ve kaotik bir yer olduğunu hissetmeye başlarlar. Kurallar ve düzenlemeler vardır ama onları anlayamazlar: doğru davranmayı başaramazlar.

Suistimal edilen çocuklar genellikle kendilerini daha aşağıda hissederler bu da kendini çekingenlik ya da korkaklık olarak gösterir. Aynı zamanda, hiperaktif olabilirler ve evde eksikliğini çektikleri ilgiyi çevrelerinden almak için çaresizce şeyler yaparlar.

2. Yüksek oranda davranışsal sorunlar

Güvensiz bağlanma tipleri, özellikle de düzenli bağlanma, yüksek oranda asosyal davranışlarla ve davranış bozukluklarıyla ilgilidir. Genellikle evde gördükleri tekrarlayan davranışları arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde gösterirler.

Ebeveynlerinin yanında olduklarında karmaşık ve endişeli hissederler. Sonuçta, ihtiyaçlarına nasıl ve ne zaman tepki vereceklerini bilmezler. Buna ek olarak, fiziksel temastan hoşlanmazlar, özellikle de yetişkinler tarafından temasta bulunuluyorsa.

Davranışlarının bozuk olmasındaki ana sebep, problemlerine çözüm bulamamalıdır. İlk bakıcıları olan ailelerinden ne uzak kalabilirler ne de yeterince yakın olabilirler. Hatta buna “düzensiz bağlanma” denmesinin sebebi duygusal tepkilerinin mantıklı olmamasıdır: hem dışsal hem de içsel olarak.

3. Anksiyete ve depresyon

Bu çocukların yüzünde en sık görülen duygular mutsuzluk, kayıtsızlık ve öfkedir. İsteksizlik, depresif bir ruh hali ve kendilerine zarar verecek şekilde davranmaları da bu durumun en ciddi olası sonuçlarındandır.

Korku, anksiyete ve travma sonrası stres gibi diğer belirtiler de onlar için önemli olan ama kontrol edemedikleri bu durum içinde yaşamalarından kaynaklanır.

Öte yandan, bu çocuklar, ailelerinden uzaklaştığında ortaya çıkan stresle başa çıkmada daha başarısız olur. Bu başarısızlığın sebebi, olumsuz duyguları yönetmede tutarlı strateji geliştirmede yetersiz olmalarıdır.
ağlayan kız

4. Dikkat ve odaklanma bozuklukları

Birçok araştırma sayesinde biliyoruz ki, dikkat bozukluğuna sahip olan çocuklar kendilerini kontrol etmede zorluk çekerler (ani davranışları kontrol etme, sakinleşme, bağlanma durumlarını düzenleme, tahammül gösterme, engelleme, vb.)

Çocuğun ailesi ya da bakıcısıyla ilk ilişkileri bu becerileri kazanmasını etkiler. Bu yüzden, D tipi bağlanma sorunu olan çocuklar, karşılarına çıkan problemlere karşı daha savunmasızdır.

Bir akrabalarını kaybettiklerinde ya da suistimal edildiklerinde mantıklı davranma ya da konuşma becerilerinden yoksundurlar. Çok travmatik olaylar beyinde sanki iki yarımküre birbirinden ayrılmış gibi bir kopukluğa yol açar. Sol yarımküre (daha bilişsel olan) ve sağ yarımküre (daha duygusal olan) birbiriyle bağ kuramaz.

5. Sinir sistemi bozuklukları

Bazen, bu çocuklar akranları ya da bakıcılarıyla etkileşime geçemez. Gereken beceri ve teşviğe sahip olmadıkları için bazı durumlarda nasıl tepki vereceklerini bilemezler.

Hatta, eğer gözlemlerseniz, net bir niyeti olmayan belirsiz ve bozuk hareketleri olduğunu görebilirsiniz. Bazen donup kalmış gibi görünürler. Ya da ebeveynlerinin olduğu durumlarda parmaklarını masaya vururlar ve içinde bulundukları durumdan kaçmak isterler.

Davranışları pasiflikten sinirliliğe dönüşebilir. Özellikle de bu tip çocuklar ağlarken bir yetişkin ona yaklaştığında çok dramatik tepkiler verirler. Ebeveynlerinin davranışlarını tahmin edemedikleri için, durumu anlamak için ellerinden geleni yaparlar. Her zaman aşırı dikkatli ve tetiktedirler.

“Tek can yakan şey vurmak değildir.”

– Pamela Palenciano

çığlık atan çocuk

Düzensiz bağlanmanın uzun süreli etkileri

İlgi eksikliği, fiziksel ya da cinsel şiddet genellikle düzensiz bağlanmaya sebep olur. Çocuklukta yaşanan her şey, yetişkinlikte güvensizlik, utangaçlık ve çekingenliğe yol açar. Bu insanlar, ilişki kurmanın onlara sadece daha fazla acı getirdiğini fark etmiş olurlar. Öte yandan, bu durumu değiştirmekte de başarılı olamazlar.

Yani, çocuklukta diğer insanların zihinsel durumlarıyla empati kuramamak, onların bağlanma durumlarını daha da kaotik hale getirir. Bunun farkında olsalar bile zihinsel temsiller üzerinden kendi kimliklerini oluşturamazlar. 

Çocukların sadece küçük oldukları için çevrelerinde olup bitenleri anlamadığını düşünmek ya da büyürken olan bazı şeyleri hatırlamayacaklarını düşünmek çok yanlıştır. Asıl gerçek şudur ki, çocukların büyüme döneminde olan her şey gelecekte onları etkileme potansiyeline sahiptir.

Bu bağlamda, bazen istemesek bile çocuklara karşı şefkatli ve anlayışlı olmamız gerekir. Ebeveynler eğer çocuklarının düzgün bir bağlanma durumları olmasını istiyorsa, onların güvenliğini sağlamalı, onları korumalı ve onlara destek olmalıdır. Çocuklar bizim geleceğimizdir, bu yüzden onlara iyi bakmalıyız.

Bibliyografik alıntılar

  • Gayá Ballester, C., & Molero Mañes, R., & Gil Llario, M. (2014). Desorganización del apego y el trastorno traumático del desarrollo (TTD). International Journal of Developmental and Educational Psychology, 3 (1), 375-383.
  • https://www.fundacioncadah.org/web/articulo/tdah-apego-importancia-de-relacion-madre-hijo.html