Duygularınız Paranızı İsraf Etmenize Sebep Olduğunda

· Haziran 29, 2018

Parayı çarçur etmek veya para kazanmak gibi bazı davranışlar bir kişinin duygularıyla yakından alakalıdır. Çoğu zaman para objektif sebeplerle elde edilmez veya israf edilmez. Başka bir deyişle, paranın sembolik bir obje olduğunu söyleyebiliriz. Beyniniz her zaman pratikte paranın global bir takas aracı olduğunu göz önünde bulundurarak ona farklı manalar yükler ve onu yönetmenin farklı yollarını bulur.

İsraf etmenize veya para kazanmanıza sebep olan sizin aldığınız kararlardır. Bu, çok paraya veya az paraya sahip olmaktan öte bir şeydir; tanımlayıcı yönü zenginliğinizi nasıl yönettiğinizdir. Her şeyin satın alınabilir ve satılabilir objelere dönüştüğü bir dünyada yaşadığımızdan beri zenginlik bir fetiş halini aldı.

Pek çok insan, olanaklarının az olması nedeniyle duygusal yoksunluk çekiyor ve psikolojik yaraları var. Belki de aileleri onları yalnız bırakmak zorunda kaldığı için kendi ayaklarının üzerinde durup geçimlerini sağlamaları gerekiyor. Bir noktada yeterince zengin olmadıkları için kendilerini mahcub hissetmiş de olabilirler. Özellikle bunun gibi durumlarda, para, genellikle daha çok soruna yol açan karmaşık bir problemdir.

“Parası olan bir köpeğe Köpek Bey denmeli.”

– Arap atasözü

paraları cüzdanından uçan adam

Duygular ve para: israf etmek ve -miş gibi yapmak

Para israfı yapmanıza sebep olabilecek faktörlerden biri hayatınızdan nefret etmeniz olabilir. Hayattan zevk almamanızın sebebinin finansal kaynak sıkıntısı çekmeniz olduğuna ikna olmuş durumdasınızdır. Bu yüzden daha fazla paranız olduğunda değerinizin artacağı gibi bir fanteziye kapılırsınız.

Böylece parayla hayatta zevk almayı ilişkilendirmiş olursunuz. Para harcamanın dahil olmadığı iyi bir durum hayal edemez hale gelirsiniz. Finansal kaynaklarınız da yetersiz olunca, memnuniyetsizlik bir hayat tarzı olur.

Çoğu zaman paranız varmış gibi davranarak sorunu “çözersiniz”. Statü sembolleri size çok çekici gelir. Gereksiz objeler ve markalar için harcayarak paranızı israf edersiniz. Amacınız, bir anlığına da olsa, çok para sahibi olmanın nasıl bir şey olduğunu deneyimlemek”, eksiksiz ve tamamlanmş hissetmektir

Duygular ve para: bir boşluğu doldurmak için israf etmek

Bu da bir önceki duruma benzerdir. Aradaki fark, bu durumda, hayal kırıklığınızın dürtüsel ve kompulsif davranışlara sebep olmasıdır. Bu kategorideki kişiler indirimde olan bir ürün gördüklerinde onu satın almadan yapamazlar. Faydasız objeleri istifleyenleri, bir şeyleri satın almaya devam etme ihtiyacı idare eder.

Bilinçsizce daha derinde yatan başka eksiklikleri kapatmaya çalışırlar. Ancak bunun farkında olmadıkları için dipsiz bir fıçı gibidirler. Yeni şeyler alma arzuları bitmek bilmez. Süpermarketler bu tür tüketicilere bayılırlar ve küçük numaralarla onların paralarını harcamalarına yardımcı olurlar. Bu kişileri, olmayan indirimlerin reklamlarının bombardımanına tutarlar.

Sonradan normal fiyata düşürmek için fiyatları yalandan yükseltirler ve indirim olmuş gibi gösterirler. Alışveriş yapanların gün geçtikçe daha fazla para harcamasını kolaylaştırırlar. Sonuçta, bu tüketiciler faturaları ödemeyi başarsalar kendilerini boşluktaymış gibi hissederler. Böylece yeniden kendilerini o tehlikeli döngüye kaptırırlar.

indirim tabelaları

Eksikliğin getirisi

Para yönetiminde pek çok şuursuz etken vardır. Bugün, mutluluk konsepti tüketimle yakından ilişkili. Fanteziye göre para bir kişinin kendine olan saygısını onarma gücüne sahip. Sözde, korkutucu görünen bir hayatı anlamlandıracak.

Bu yüzden parayı israf etmek, onu hayatınızın başrollerinden biri yapmanızın bir sonucu gibi görünüyor. Paradoksal ama zengin olmayı fazlasıyla istemek onu elde edememenize sebep oluyor. Paranın gerçek değeriyle sizin ona yüklediğiniz anlamı arasındaki fark tutarsız ve aptalca davranmanıza sebep oluyor. Para ve tüketim başka sorunlarla ilgili sıkıntıları hasıraltı etmek için kullanılıyor.

Ancak duygularınızı içine dahil etmek isteyeceğiniz son şey finansal sorunlardır. Kafa karıştırıcı, nevrotik duygularla uğraşıyorsanız, tehlike daha da büyüktür. Sorun, bu mantığın kurbanlarının kendilerini nasıl bir çıkmaza soktuklarını fark etmemeleridir.

Böylece, israf etmeyi normal bir durummuş gibi görmeye başlarlar. Sonunda memnuniyetsizlikleri tekrar onaylanmış olur. Bu durum iç dünyalarında yaşadıkları eksiklik hissini tazelenmiş bir şiddetle yeniden deneyimlemelerine sebep olur.

Sonuçta, para kazanmak ya da onu israf etmek yalnızca bir paravana olabilir. Belki de, derinlerde yatan sorunun ekonomik kaynaklarla ilgisi yoktur. Belki de sorun para içini dolduramadığı için sürekli büyüyen karşılanmamış isteklerdir.