Bilişsel Terapi ve Sınıflandırılması

23 Ekim, 2020
Bilişsel terapilerin sınıflandırılması pragmatik bir uygulamadır çünkü bu alandaki alternatiflerin bir haritasını çıkarmak işinizi kolaylaştırır. Örneğin, beraber çalışmak istediğiniz uzmanı seçebilirsiniz.

Bilişsel terapi türlerinin sınıflandırılmasında öne çıkan ortak özellik, bilişselliği davranışlarda belirleyici unsur olarak kabul etmeleridir. Ancak çeşitli süreçlere verdiklere öneme göre farklılık gösterirler. Bu nedenle, bu bilişsel süreçler insanın öğrenmesine yarayan mekanizmalar ile aktifleşir. 

Bilişsel terapi tedavileri her zaman problemin bilişsel formasyonuna dayanarak dizayn eder. Buna ek olarak, öğrenme sürecinin uyarıcı-tepki ilişkisinin oluşma sürecinden çok daha komplike olduğu inancına dayanır. Bu yüzden, terapilerin temelinde bilişsel süreçlerin davranışların oluşumunda esas belirleyici olduğu fikri yatar.

Terapiler çok çeşitlidir ve bunları genel bir teori modeli altında bir araya getiren bütünleştirici bir teorik sistem yoktur. Ancak, genelde “bilişsel-davranışsal terapiler” grubu altında toplanır.

çarklardan oluşan bir kafa

Bilişsel terapi teorilerinin sınıflandırılması

Bilişsel terapilerin üç ana sınıfı vardır (Mahoney and Arnkoff, 1978):

  • İlk olarak bilişsel yeniden yapılandırma yöntemleri, duygusal problemlerin uyumsuz düşüncelerden kaynaklandığına inanarak daha uyumlu düşünme modelleri oluşturmak gerektiğine dayanan müdahaleler.
  • İkincisi; baş etme becerisi edinmeyi amaçlayan terapiler de hastanın stresli durumlarla başa çıkabilmesi için beceriler geliştirmesine dayanır.
  • Son olarak problem çözme terapileri, iki terapi türünün bir kombinasyonudur ve çeşitli kişisel problemlerle baş etmek için genel stratejiler geliştirmeye odaklanarak, hasta ile terapist arasında aktif bir işbirliği olmasının önemine vurgu yapar.

“Huzur, hayatı olması gerektiği gibi değil de olduğu gibi kabul etmek üzere zihnimizi eğittiğimizde olur.”

– Wayne Dyer

Bilişsel yeniden yapılandırmaya dayanan bilişsel terapiler

Bunlar; mantıksız inançlar, çarpık düşünceler ve kendine kendine karşı olumsuz bir söylem gibi bilişsel anlayışları tespit etmeyi ve değiştirmeyi hedefler.

Bunu en iyi temsil eden örnekler; Ellis’in “rasyonel duygusal davranış terapisi,” Aaron Beck’in “bilişsel davranışsal terapisi,” Marvin Goldfried’in “duygusal yeniden yapılandırma terapisi,” ve Meichenbaum’un “öz eğitime dayanan terapisi.”

Albert Ellis’in rasyonel duygusal davranış terapisi

Bu teori, psikolojik problemlerin çoğunun uyumsuz (mantıksız) düşünce şekillerinden geldiğini savunur. Yani, insanların kendi kaderlerini ve davranışlarını kontrol etmesinin inanç ve değerlerine bağlı olduğunu söyler. 

Rasyonel duygusal davranış terapisi, kendi kendini engelleyici duyguları ve düşünceleri tespit etmeye yardımcı kestirme yoldan giden bir psikoterapi şeklidir. Böylece duyguların akla yatkınlığını değerlendirerek, mantıksız olanları daha verimli ve elverişli inançlarla değiştirmeyi hedefler.

Son olarak, bu yaklaşım sıkıntı yaratan düşünce ve inançların mekanizmalarını ve sistemlerini anlamaya yardımcı olmak için öncelikli olarak şimdiye odaklanır. Zararlı davranış ve eylemlere sebep olan bu sıkıntılar kişinin hedeflerine ulaşmasına ve duygusal denge kurmasına engel olur.

Beck’in bilişsel davranışsal terapisi

Duygusal ve davranışsal bozukluklar, örtülü şemaların etkinleştirilmesinin bir sonucu olarak bilgilerin işlenmesinde oluşan değişikliklerden kaynaklanır. Bu yüzden, bu teorinin belirlediği temel unsurlar şunlardır:

  • Öncelikle, insanlar çocukluk çağında bilişsel sistemlerini düzenlemeye yardımcı temel bir şemalar serisi üretir.
  • İkinci olarak, insanlar öncül bir mantık yürütme sürecinden geçmeden oluşan otomatik düşünceler ya da zihinsel temsillere sahip olabilir.
  • Ayrıca, bilgiyi işlemede bilişsel bozulmalar ya da hatalar yapabilirler.
  • Son olarak, yaşanan stresli olaylar sonucunda işlevsiz şemalar geliştirilebilir.

Goldfried’in duygusal yeniden yapılandırma terapisi

Ellis’in modelinden ilham alan bu yaklaşım, daha iyi bir tanımlama ve öz denetim süreci hedefler. Bu sebeple, insanlara başa çıkma becerisi edinmeyi öğretmeye çalışır. Bunu da can sıkıcı olaylar karşısında daha akla uygun bakış açıları benimsemeye teşvik ederek yapar.

Meichenbaum’un öz eğitim terapisi

Bu teori ise Luria ve Vygotsky’nin çalışmalarını temel alır. “İçsel diyalog” kavramının davranış denetimindeki önemiyle ilgilidir. Bunun yanı sıra, kendi kendini eğitme tekniklerinin tarihsel geçmişi altmışlı yıllardaki hiperaktif ve agresif çocuklarda yapılan çalışmalara dayanır.

Duygusal yeniden yapılandırma terapisinden farklı olarak bu eğitim, davranışları ve içsel diyaloğu yönlendiren duyguları düzenleme becerisi edinmeye odaklanır. Diğer yandan, hastanın inanç sistemlerine ve mantıksız fikirlerine ise daha az önem verir.

Bu prosedür şöyledir:

  • Önce modelleme.
  • Yüksek sesli dışsal rehber.
  • Daha sonra, yüksek sesle kendini yönlendirme.
  • Kısık sesle kendini yönlendirme.
  • Son olarak, öz eğitimi gizleme.

Başa çıkma becerilerine dayanan bilişsel terapiler

Bu terapiler kişiye sorunlarla yeterli bir şekilde başa çıkma becerisi öğretmeye çalışır. Öne çıkan teoriler Meichenbaum’un stres aşılama terapisi, Suinn ve Richardson’un anksiyete yönetim eğitimi teorisidir.

Meichenbaum’un stres aşılama alıştırması

Bu teorinin hedefi, kişilerin gerginliğini ve fizyolojik aktivasyonu azaltma/yok etme becerisi edinmesini ve/veya geliştirmesini sağlamaktır. Ayrıca daha önce edinilen olumsuz yorumlamaları, stresle baş etmeyi sağlayacak olumlu düşüncelerle değiştirmek hedeflenir.

Stres aşılama alıştırmasının zaman zaman birbiriyle kesişen üç evresi vardır:

  • Kavramsallaştırma evresi.
  • Edinim evresi ve becerilerin geliştirilmesi.
  • Edinilen becerilerin uygulanma evresi.

Suinn-Richardson’un anksiyete idaresi eğitimi

Bu terapinin amacı, kişiye rahatlama teknikleri ve farklı durumlar karşısında faydalanabileceği farklı beceriler öğretmektir. Bütün bunlar anksiyete tepkisini kontrol etmek içindir. Bu terapiyle sadece genel anksiyete için değil, sınav anksiyetesi ve topluluk önünde konuşma korkusu için de pozitif sonuçlar elde edilebilir gibi görünüyor.

Araştırmacının görüşüne göre sistematik duyarsızlaştırmadan da üstün gelir. Bunun sebebi, üç yanıt kanalında (duygusal, davranışsal ve somatik) istenen bir etki yaratmasıdır. Böylece; tansiyonu düşürür, işletimi geliştirir ve sorunlu bilişselliği azaltır.

dinlenen kadın

Problem çözmeye dayalı bilişsel terapiler

Bu terapiler, kişinin problemlerine olan yaklaşımını düzeltmeyi hedefler. Bu tür sorunlu durumları çözmek için sistematik bir metot sunar. 

D’Zurilla-Goldfried’in problem çözme terapisi

Bu terapi problem çözmek için sistematik bir yöntem öğretmeye ve olası fikirleri analiz edip değerlendirme metotları sağlamaya çalışır. Ayrıca dünya görüşü olarak da yeni bir pencere sunar.

Başka tekniklerle etkili bir şekilde birleştirilebilir ve en çok kullanılan problem çözme terapisidir. Hatta, uygulaması ve deneysel araştırması en çok yapılan terapidir.

Spivack ve Shure’nin kişiler arası problem çözme tekniği

Bu terapinin amacı sosyal adaptasyon ve yeterliliği arttırmaktır. Yani, buna ulaşmak için kişiler arası problem çözme becerisi üzerinde çalışılır. Örneğin, problemin ne olduğunu tanımlamalısınız: sorunla başa çıkmak için gereken tepkinin hemen o anda ulaşılabilir olmaması bir problemdir.

Sosyal adaptasyonu ayarlayan beceriler alternatif düşünme, günlük sıradan düşünme, araçlar-amaçlar dengesi (8-10 yaşından ergenliğe kadar) ve dolaylı düşünme (ergenlik çağı boyunca) olarak düşünülebilir.

Mahoney’nin kişisel bilimi

Terapi kişiyi, kendi çelişkili davranışlarını tespit ve kontrol etmek için bir kişisel bilim insanı gibi eğitmeyi amaçlar.

Buna yönelik araçlar ise modelleme, sistematik pekiştirme, görevlerin kademeli olarak tamamlanması ve öz değerlendirme becerileridir. Belki de bu yüzden bilime, kontrole ve rekabete değer veren kişileri daha çok cezbedecektir.