Beyin Yıkama Gerçek mi Yoksa Sadece Bir Efsane mi?

Eylül 29, 2019
Beyin yıkama, birinin beynini manipüle etmenin bir yoludur. Çin'deki “Kültür Devrimi” sırasında geniş bir alanda ilk olarak kullanılan belirli teknikler vardır. Dünyanın birçok güçlü devleti, aynı taktikleri daha sonra kopyaladı. Daha fazla bilgi edinmek için okumaya devam edin!

Bir dine ya da mezhebe katılan ve ansızın bambaşka bir hale dönüşen insanlarla ilgili hikayeleri duymuş olabilirsiniz. Eskisi gibi düşünmezler, eskisi gibi davranmazlar hatta hisleri bile değişir. Beyinlerinin yıkandığını söyleyebiliriz, ancak bunu sözün gelişi söylüyoruz. Fakat beyin yıkama aslında gerçektir ve konuyla ilgili çok özel teknikler bulunmaktadır.

Beyin yıkama 1950’lerden bu yana kullanılmaktadır, ancak insanlar çok uzun zamandır diğer insanların düşüncelerini değiştirmeye çalışıyor. 1950’lerde insanların beyinlerini tutarlı ve verimli bir şekilde “yeniden programlamak” için bir yöntem geliştirmek adına ilk sistematik girişimlerde bulunulmuştur.

Beyin yıkama terimi, 1950 yılında gazeteci (ve CIA ajanı) Edward Hunter tarafından icat edildi. Daha sonra 1984 gibi romanlarda ve Yılanın Yumurtası gibi filmlerin ana teması haline geldi. Kurgusal hikayelerle olan bu ilişki birçok insanın bunun sadece bir hayal olduğunu düşünmesine neden oldu. Ne yazık ki, durum böyle değildir.

bulut tutan vücut

Beyin yıkama tarihçesi

Kore Savaşı’na geri dönersek, Amerika Birleşik Devletlerindeki insanlar, savaş esiri olduktan sonra geri dönen askerlerin davranışlarından ötürü şok olmuşlardır. Çok garip davranıyorlardı ve garip fikirleri vardı. Bazıları ise komünist rejime karşı savaştıktan sonra komünist rejimi savundu. Bazı insanlar hiç geri gelmedi bile. Hatta taraf değiştirdiler.

Edward Hunter bunun üzerine çalışmaya karar verdi. Çin’in, ünlü Kültür Devrimi sırasında halkının aklını yeniden programlamak için teknikler geliştirdiğini keşfetti. Daha sonra bu teknikleri Korelilerle paylaştılar ve onlar da savaş esirleri üzerinde kullandı.

Hunter, beyin yıkamanın işkenceden farklı olduğunu keşfetmiştir ancak işkence çoğu zaman sürecin bir parçası olabilir. Asıl fark ise, işkencenin bir itiraf veya arkadaşlar ya da müttefiklerden ihanet gibi belirgin bir amacı olmasıdır. Beyin yıkama, diğer taraftan, birisinin aklını tamamen yeniden yapılandırmakla ilgilidir.

Bir beyni nasıl “yıkarsınız”?

Birinin dünyaya karşı inanç ve tutumlarını değiştirmesinin dört temel yolu olduğu bulunmuştur. Bu dört yol rasyonel ikna, öneri, işkence ve son olarak da beyin yıkamadır.

İkna, “eşitler arasında bir ilişkiyi” içeren tek şeydir. Diğer üçü içinden her biri bir güç dinamiği içerir. İşte beyin yıkamada rol alan belirli mekanizmalardan bazıları:

  • Bir kişinin dış dünyayla olan iletişimi üzerinde mutlak kontrol.
  • İtaatsizliğe karşı bir cevap olarak fiziksel ve/veya psikolojik cezalandırma. Beyin yıkama yapanlar davranış kurallarını belirler ve eğer onlara uymazsanız size bir şekilde işkence yaparlar.
  • İtiraf etme zorunluluğu. Özel bir hayata sahip olmanıza izin vermezler.
  • İtaat ödülleri. Kontrol eden kişiye itaat ederek kendinizi işkenceden kurtardığınıza inandırırlar.
  • Dogmatik propaganda, sizin %100 rasyonel olarak görmenizi sağlayacaktır. Size verdikleri fikirler son derece nettir.
  • Entelektüel faaliyetlerin basitleştirilmesi. Bu soyut, eleştirel düşünmeye katılmanızı önlüyor.
  • Bir başkasına “kendi iyiliğiniz için” hayat ve kaderinizi kontrol etme hakkı verilmesi.

Tüm bu mekanizmalar, bir güvenlik, aidiyet ve koruma hissine dair insani ihtiyacımızdan faydalanır. Başka birinin ellerine kaçınılmaz bir şekilde katlanılan bir durum olarak hayatınızı ve fikirlerinizi emanet etmeye başlıyorsunuz. Biraz istikrar ve barış elde etmenin bir yoludur.

beyin kontrolü temsili görüntü

İknanın rolü

Beyin yıkama ikna olmadan mümkün olmazdı. Bağımsızlığımızı ve kimlik duygumuzu kaybetmeye karşı mücadele etmek gibi doğal bir içgüdümüz var. Bu, birinin davranışını değiştirmesi için çok fazla baskı gerektiği anlamına gelir.

Bir kişinin doğal direncini güçlü duygular uyandırarak kırarsınız. Aynı zamanda, stres seviyelerini normalden çok daha yükseğe çıkarırsınız. Beyin yıkama işleminin düzgün çalışması için, kişinin son derece duygusal ve stresli olması gerekir. Bu onları baskıya karşı daha duyarlı hale getirir.

Ne yazık ki, bu tekniği o kadar iyi kullanan güçler vardır ki, bizi baskı altında tutabiliyor ve neredeyse farkında olmadan zihinlerimizi şekillendirebiliyorlar. Bu sürece gönüllü olarak, mücadele etmeksizin giren birçok kişi var.

Tüketici kültürü bunun mükemmel bir örneğidir. Sosyal medyaya olan bağlılığımız ve bağımlılığımız bir başka güzel örnektir. Eğer düşünürseniz, ikisi de beyin yıkama taktiklerini içerir. O kadar etkilidirler ki, insanlar bunun onların başına geldiğini bile bilmiyorlar. Bir şeyler satın almanın ve özel hayatlarını çevrimiçi paylaşmanın özgürlüklerinin bir işareti olduğunu düşünüyorlar.

  • Rodríguez Carballeira, A. (1992). El lavado de cerebro. Psicología de la persuasión coercitiva. Barcelona: Editorial Boixareu Universitaria.