Anoreksi ve Bulimia: Duygusal Uyuşmazlığın Bedeli

· Kasım 25, 2017

Anoreksi ve bulimia gibi yemek yeme bozuklukları, toplumumuz için büyük bir güçlük teşkil ediyor. Ergenlik çağındaki kızlarda daha yaygın bir şekilde gözükse de gerçek şu ki erkekler de bu rahatsızlıklardan kaçamıyor. Aynı şekilde ergenlik dönemini geçmiş kadınlar da yeme bozukluklarından etkilenmekte.

“İyi kız” terimi titizlik, sıcaklık, duygusal kontrol ve her insanın doğal gelişimi önüne engeller kolay bir çok unsurla bağlantılıdır.

Kilonuzu, bedeninizi, imajınızı kontrol etmenin bir yolu, yemek konusunda fedakarlık göstermekten geçer. Esasen yemeği bu şekilde ele almak, kendi acımızı yönetme ve başlatmanın trajik bir yoludur. Olmadığımız biri olmak, aynada gördüğümüz kişiyi kınamaktır bu.

Anoreksi ve bulimia

Genelde anoreksiyi yemek kısıtlama ve bulimia rahatsızlığını ise yemek yedikten sonra kusmak gibi davranışlarla ilişkilendiririz. Bunlar standart ve katı şablonlar değildir ama rahatsızlıktan muzdarip kişiye göre değişebilir.

Aslında anoreksinin iki alt türü vardır: kısıtlayıcı ve temizleyici (temizleme, sindirilmiş yiyeceği elemek için yapılan telafi davranışıdır). Temizleyici olmayan anoreksi ise mükemmeliyetçilik, katı disiplin, aşırı sorumluluk ve aşağılık hisleriyle ilgilidir. Temizleyici anoreksi türü (tam yemek kısıtlamasının temizlenmesinin yanında) kişinin ailesinde obezite, aşırı kilo, premorbid aşırı kilo, fevrilik, distimik tepkiler ruh hâlinde değişim ve bağımlılık davranışı gibi sorunların olmasıyla ilgilidir.

Bulimia nervosa, kusma ya da telafi davranışları yaygındır. Kusmayla birlikte görülen prototipik bulimia nervosa durumunda beden agısı daha bozuktur, beslenme şablonları daha anormadir ve ilgili psikolojik problemler de daha fazladır.

Temizleyici olmayan anoreksi (art arda gelen ama telafi edici olmayan davranışlar vardır) aralıksız yemek yeme hastalığına benzeyebilir ama böyle değildir çünkü kilo ve vücut şekline aşırı değer verilir. Bu alt tip, intihar düşünceleri, bağımlılık davranışı ve dürtü kontrol bozukluğu gibi başka problemlerle ilgilidir.

tuvalette yatan kadın

Ortak noktaları ne?

Bu hastalıkların temeli duygusaldır: Hastalar, duygularını yönetemez. Uyarıcı, kısıtlayıcı, aşırı talepkar olmayan vir aile çevresinde ya da yüksek entelektüel kapasite ve şefkat arzularına cevap vermeyen bir çevrede tatmin edici bir şekilde ifade edilmemiş duygulardır bunlar.

Diyabet mellitus, neoplasia, pituitary cathexis ya da OCD veya psikoz gibi başka rahatsızlıkların var olma ihtimali ortadan kalktıktan sonra hastalık açıkça belirlendiğinde, bir yemek bozukluğuyla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz.

Yeme bozuklukları genelde 10-30 yaş arası insanlarda görülür ve bunların %95’i kadındır. Zayıflık fikrine aşırı değer verilmektedir. Kilo ve vücut şekli hakkında aşırı kaygı duyarlar; bilişsel bozukluklar, depresyon ve anksiyete belirtileri ve sosyal işleyiş eksikliği, bu kişilerin ortak sorunları arasındadır.

Neden bu yaşta ortaya çıkıyor?

Mağdurların büyük çoğunluğunun ergenlik dönemindeki gençler olduğunu göz önüne alırsak, bu durumun nedenlerinden birinin kızlıktan kadınlığa geçiş olduğunu söyleyebiliriz. “Kız olarak” iletişim sistemleri hala eksiktir ve baskı altındadır. Engellenmiş bir duygusallık bağlamındadırlar ve bu yaşta, kadın cinsiyetinin onlara “açıkça” neleri empoze ettiğinin daha çok farkındadırlar: zayıflık, güzellik ve teslimiyet.

Mesele sadece bir imaj problemi olsaydı, anoreksi yaşayan kişiler yeterince zayıfladıklarında tekrar kalori almaya başlardı. Sorun, mükemmel olma ihtiyacı, eski görüntünün tekrarından korkma ve davranış şablonlarını yerinde tutan sürekli bir bozulma. 

daha da incelmek

Anoreksi ve bulimia hakkındaki efsaneler

Bu hastalıklardan muzdarip kadınların kişiliği bir yaşamsal düzensizlik, zayıflık, düşük zeka ve başkalarının yorumlarına aşırı anlam yüklemeyle ilişkilendirilmiştir. Ama bunlar, hastaları değerlendirdiğimizde gördüğümüz özellikler değildir.

Bunlar, gerçekle hayali ayırt edemeyen sanrılı kimseler değillerdir. Anoreksi hastaları, deli ve histerik insanlar değillerdir. Bazı çalışmalara göre, sorun algı değişimiyle değil sürekli olarak artan talepkar normlarla ilgilidir.

Dünyayla ilişki kurmak, ifade edemedikleri şeyleri gömmek için başvurdukları yoldur bu. Yemek yememek yaşadıklarını kontrol etmenin en iyi yoludur.

Histerik değiller, yalnız hissediyorlar kendilerini

Dikkatleri onları başka sorunlarla yüzleşmekten kurtaran bir amaca bu kadar yoğunlaştığından, o diğer sorunlar daima ikincil olarak kalır ve gerçek sorunu çözdükleri ana kadar ertelenir.

Çoğu kişi, yıkıcı bir süreçte olduğunun farkındadır ama bir kez başladıklarında kaçması çok zor bir teşvik ve ceza sistemi yaratırlar. Zarar verici eylemsizliğin çok güçlü olduğu bir noktaya programlamışlardır beyinlerini.

Bu hastalıklardan muzdarip kız ve erkeklerin çoğu, yaşamlarında normalliği yeniden sağlayabilir. Bunu başarmak zordur, sabır isteyen bir iştir ve genelde geriye dönüşler yaşanır. Ne var ki bunu aşmak için hastalıktan muzdarip kişiyi sevenlerin desteği gereklidir. Onarın desteği, inancı ve dirayeti, tünelden çıkabilmek için esastır.

Bunun nedeni hastalığın doğrudan kişinin öz saygısına saldırmasıdır. Kişinin kendini düşük hissetmesine neden olur çünkü sürekli olarak kendisini daha üstün mükemmel ve arzu edilir gördüğü kişilerle karşılaştırır.

Ayrıca anoreksi veya bulimia gibi yeme bozukluğu türlerinden birini yaşamış kişilerin aşırı bağlanma, terk edilme korkusu, eleştiriye aşırı duyarlılık, aleksitima vb. tepkiler vermesi yaygındır. Bu tür hastalıklar aşılabilir ama tamamen iyileştirilemez ve kişinin yaşamı boyunca iyileşmesi karşısında bir zorluk yaşamasına neden olabilir.