Altın Çiçeğin Sırrı: Meditasyon Üzerine Bir Kitap

· Ocak 2, 2019

Altın Çiçeğin Sırrı meditasyon ve Çin simyası üzerine yazılmış bir kitaptır. Richard Wilhelm’ın çevirdiği bu klasiğin ön sözünü ise Carl Jung yazmıştır. Altın bir çiçekle simgelenen ışık, bir mecazdır. Her şey hareket eder ve güç merkezinden gelir. Bu nedenle, bilincimizi bu Işık’a doğru uyandırır veya açarız.

Bu kitap, Tao dininde en önemli metinlerden biridir. Ancak oldukça tartışmalıdır da. Altın Çiçeğin Sırrı, Asya’nın en büyük manevi miraslarından birinin “Batılılaşmış” bir çevirisidir. Benzer şekilde, Çinli bir yoga rehberi olan Tibet Ölüler Kitabı Batılılar için sadeleştirilmiştir.

Çinliler, 7. yüzyılda ahşap tahtalara ezoterizme dair bilinen ilk metni yazmıştır, ancak bu metin sözlü olarak aktarılmıştır. Işık dini, Lu Yan önderliğinde ilkelerini, kodlarını ve bilgilerini bir araya getirmiştir. Aslında tüm bu yöntemler İran’dan alınmıştır ki esasen eski Mısır geleneklerine dayanmaktadır.

Dinleri çok karmaşıktır. Bir örnek manevi farkındalığın varlığını aydınlatan simya sürecidir. Bunu yapmak için içsel bir kutsal alana, yani hem başlangıç hem de son olan altın çiçeğe odaklanmalıyız. Wilhelm ve Carl Jung birçok kavramı atlamış olsa da bu kitap, bu felsefe üzerine bir arka plan çalışmasıdır.

“Altın Çiçek Işıktır, ve Cennetin Işığı Tao’dur. Doğa ve yaşamın hala bir birim olduğu “tohum” vardır. Karanlık, Işık’ı doğurduğunda Simya süreci gerçekleşmeye başlar.”

– Altın Çiçeğin Sırrı

Altın Çiçeğin Sırrı

Altın Çiçeğin Sırrı: İçsel bir arayış

Carl Jung anılarında her zaman Doğu felsefesiyle ilgilendiğini söylemiştir. 1920’de, antik bilgeliğin figüratif diline ve Doğu geleneklerine bakarak, I Ching üzerine yaptığı kapsamlı araştırmaya başladı. Tam da o yıllarda tanınmış bir sinolog, teolog ve Alman misyoner olan Richard Wilhelm ile tanıştı. Richard Wilhelm özellikle Çince metinleri Almancaya çevirmede uzmanlaşmıştı.

Altın Çiçeğin Sırrı kitabını tercüme etme fikri, ikilinin Bilgelik Okulu’nda ve daha sonra da psikoloji kulübünde tanışmasından sonra ortaya çıkmıştır. 1923’te, önsözünü Jung’Un yazdığı çalışma tamamlandı. 1931’de Carl Baynes bu kitabı İngilizceye çevirdi. Çin yogasındna söz ettiği için çok hızlı bir şekilde çok satan kitaplardan biri oldu. Peki ama Altın Çiçeğin Sırrı gerçekten sadece yoga ve meditasyondan mı söz ediyor? Kesinlikle.

İçimizdeki altın çiçeği yetiştirmenin önemi

Kitabın orijinal başlığı Altın Çiçeğin Yetiştirme Talimatları gibi bir şeydi. Bu kitabın amacını anlamak için ilk önce altın çiçeğin ne anlama geldiğini bilmeliyiz.

  • Altın çiçek, içsel dönüşümün simyasına atıfta bulunan bir metafordur.
  • Taocu felsefe, ruhani bir enerjimizin olduğunu savunur.
  • Işık bilinci sembolize eder.Meditasyonlar ve egzersizler ya da enerji simyası, Işık ya da altın çiçeğin uyanmasına neden olur.
  • Bu sürekli alıştırmalar, yavaş yavaş bizim Işığımızı geliştirmemizi ve altın çiçeğin peşinden gitmemizi sağlar.
Altın Çiçeğin Sırrı kitabı

Batılı bir bakış açısından, Altın Çiçeğin Sırrı kitabındaki ilkeler tanıdık değildir. Ama gelin Carl Jung’un yorumunu takip edelim. Jung, bir psikiyatristti ve analitik psikolojinin öncüsüydü. Bu kitabın anlamı onu yıllarca büyülemişti. Altın çiçek, toplum tarafından koşullandırılmış zihnimizi bir kenara bırakmamızı sağlar. Bu sayede daha yüksek bir seviyeye ulaşacağız, özgür olacağız, yaratıcı olacak ve göksel ruhsal bir durumun tadını çıkaracağız.

Işık her zaman bizim vortekslerimizden süzülür. Bilincimiz istediğimiz, hayal ettiğimiz veya bizi çevreleyen her şeyi etkiler. Yani altın çiçeğin bilincimizi büyütmesine ve uyanmasına izin vermek için kendi içimize bakmalıyız.

Kalbi açmak için zihninizi sakinleştirin

Bu noktada, okuyucularımızın birçoğunun aklında sorular olabilir. Altın Çiçeğin Sırrı kitabında anlatılan bu Işığı elde etmek için ne tür bir simya / meditasyon yapmalıyım? Cevap basit, ama büyük bir özveri, pratik ve irade gerektirir: Zihnimizi, kalbimizi açmak için nasıl sakinleştireceğimizi öğrenmeliyiz.

  • Kendimize kim olduğumuzu sorarak başlamalıyız. Muhtemelen bu soruyu sorduktan sonra yüzümüzü göreceğiz. Bununla birlikte, ne olduğumuzu bedenimiz değil, düşüncelerimiz tanımlar. Düşüncelerimiz çok konuşur, yalan söyler ve doğru olmayan şeylere inanmamıza neden olur. Bu yüzden en iyi şey onları susturmaktır.
  • Düşüncelerimizi sakinleştirmek için derin nefes almayı denemeliyiz. Düşüncelerimiz yavaş yavaş susacaktır. Bir günde veya bir haftada yapılamayacak bir şey bu. Zihnin sakinleştirilmesi zaman alır.
  • İç huzura vardığımızda, bunu yansıtmaya başlayacağız. O anda, yüreğimizin ruhuyla, bilincin bulunduğu yere bağlanacağız.
meditasyon

Altın Çiçeğin Sırrı, düzenli meditasyon yapmamızı gerektirir. Bu uygulama, bir mandala görene kadar zihnimizi tuzağa düşüren ve koşullayan katmanları ortadan kaldırır. Bu, bizi tamamen özgürleştirecek simya sembolünü içeren bir figürdür: altın çiçeğin sırrı işte budur. 

Wilhelm, R. (1933). the Secret of the Golden Flower. a Chinese Book of Life. The Journal of Nervous and Mental Disease. https://doi.org/10.1097/00005053-193312000-00059