Akut Stres Bozukluğu ve Özellikleri

Bir kaza geçirmek ya da kazaya şahit olmak, kurban konumuna düşürülmek ve aile üyelerinden birinin ölümü gibi olaylar beyni ciddi anlamda etkileyen deneyimlerdir. Bazıları hayatınızı tamamen değiştirebilir ve psikolojik sağlığınız üzerinde kalıcı bir etki yaratarak akut stres bozukluğu gibi şekillerde açığa çıkabilir.

Son Güncelleme: 22 Ocak, 2021

Travmatik bir olaya şahit olup ya da birebir yaşayıp da bundan zarar görmeden çıkan çok az insan vardır. Zihnimiz bunun etkisi altında kalır ve sonuçlarını da farklı şekillerde yaşar. Bu sonuçlar birkaç gün ya da hafta boyunca kişiyi rahatsız etmeye devam eder. Psikoloji bu durumu akut stres bozukluğu olarak tanımlar. Siz farkında olmasanız bile siz de dahil herkesin hayatının bazı noktalarında başından travmatik olaylar geçer.

Psikolojik ya da ruhsal problemlerden kaçış yoktur. Hatta bu bozukluk türü muhtemelen en yaygın görülendir. Sevdiğiniz biri öldüğünde ya da kötü bir kazaya şahit olduğunuzda bunu yaşayabilirsiniz. Herhangi türden bir saldırıya maruz kalmak da buna sebep olan bir faktördür.

Her insan bu tür deneyimleri farklı şekillerde sindirir. Ayrıca bazı insanların travmatik olaylarla baş etmek için stratejileri bile vardır. Ortalama olarak bakıldığında duygusal anlamda çok yıpranmak, yoğun anksiyete, uyku bozuklukları, davranışsal değişimler ve duygusal iniş çıkışlar gibi dışavurumları vardır.

Akut stres bozukluğu – semptomları, sebepleri ve baş etmek için stratejiler

Akut stres bozukluğu genelde kişinin başından büyük bir olay geçtiği zaman kendini gösterir. Ancak, bu durumla gerektiği şekilde ilgilenmezseniz durum daha karmaşık bir hal alır. Bu yüzden, bir uzmandan yardım almazsanız akıl sağlığınızı yitirme riskiyle baş başa kalırsınız.

Yeni Güney Galler Üniversitesi’nde Dr. Richard Bryant tarafından yapılan araştırmanın da gösterdiği üzere, akut stres bozukluğu tanısı koyulan bir kişinin doğru tedaviyi alması çok kritiktir. Travma sonrası stres bozukluğunu (TSSB) önlemenin tek yolu budur.

Bu klinik teori ilk olarak 1. Dünya Savaşı’nda ortaya atılmıştı. Ancak o zamanlar buna savaş bunalımı deniyordu. Bu terim, savaş alanında yaşanan deneyimlerin genç askerlerin beynine isabet eden kurşunlarla benzer etki yarattığı durumları tanımlar. Merkezi sinir sisteminde yaşanan patlamalar, bu kişileri ümitsizliğe kapılmış ve değiştirilmiş bir ruh hali içerisinde bırakır.

Semptomlar

Bir kişi travmatik bir deneyim sonrasında bazı fiziksel ve psikolojik dışavurumları en az üç gün üst üste yaşadığı zaman akut stres bozukluğundan bahsedilebilir. Diğer yandan, bu semptomlar bir aydan fazla sürüyorsa travma sonrası stres bozukluğuyla karşı karşıya olduğumuzu da anlamak önemlidir.

DSM-V (Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) tarafından tanı koymak için şu kriterlere bakılır:

  • Davetsiz düşünceler. Kişinin devamlı olarak geçmişe dair anılardan sahneler istemsizce gözünün önüne gelir. Bu davetsiz anılar kişiye adeta işkence eder ve genelde rüyalarda kendini gösterir.
  • Semptomlar ruh haliyle ilişkilidir. Kişi devamlı olarak ıstırap, korku ve endişe halindedir.
  • Çözülmeli semptomlar. Kişi genelde bulunduğu yerde olma hissinden uzaklaşır, korkunç bir şey olduğu gerçeğine inanmaz. Buna ek olarak, zaman yavaşlar ve kişi zamanın içinde askıda kalmış gibi hisseder.
  • Uyarılma. Uyuma ve konsantre olma sorunları ve arkadaşlarıyla, ailesiyle ve partneriyle bağ kurmada zorlanma.

Akut stres bozukluğunun sebepleri nedir?

Travmatik bir deneyim yaşayan herkeste akut stres bozukluğu olacak diye bir kural yoktur. Hatta, daha önce psikolojik bir bozukluk yaşamış (depresyon gibi) kişilerde görülme sıklığı daha fazladır. Ayrıca, kaçıngan başa çıkma tavrına sahip ya da daha önce travma yaşamış birinde gelişmesi daha muhtemeldir. 

Benzer şekilde, akut stres bozukluğunun mekanizmasını anlamak için de merkezi sinir sistemini anlamak gerekir.

  • Korkutucu ya da yaşamınızı tehdit eden bir olay yaşadığınızda vücudunuzdaki “savaş ya da kaç” tepkisi otomatik olarak aktifleşir.
  • Bu bozukluk türü, aslında insanların tehlikeli durumlarda hayatta kalabilmesini sağlayan evrimsel bir mekanizmadır.
  • Bunlar sinir sisteminin fazla miktarda adrenalin ve noradrenalin salgılamasına sebep olan oldukça yoğun deneyimlerdir. Bu hormonlar kalp çarpıntısı, tetikte olma, korku, kas ağrıları gibi durumlara yol açar.
  • En çarpıcı kısmı ise travmatik olayları tekrar tekrar hatırlamanın da ötesinde böyle bir şeyin başımıza tekrar geleceğinden korkmamızdır. Her yerde tehlike gördükçe çektiğimiz ızdırap da artar. Her uyarıcı dehşet vericidir ve zihnimiz kötü deneyimin içinde hapsolmuştur.

Akut stres bozukluğu için tedavi

Kişinin akut stres bozukluğu tanısı koyulduktan sonra kendini daha yorucu ve hatta kronik bir durumda bulmaması için terapi alması gerekir. En azından Bergen Üniversitesi’nde (Norveç) yapılan bir araştırma, bilişsel davranışçı terapinin etkili olduğunu destekleyen bulgulara ulaşabildi.

Bilişsel yeniden yapılandırma, rahatlama teknikleri ve hayali ya da canlı olarak maruz bırakma gibi stratejilerle hastalarda gelişme görülmesi mümkün.

Sonuç olarak, herkesin hayatının bir noktasında travmatik deneyimler yaşayabileceğini unutmayın. Bu yüzden, travmanın etkilerini yönetmek, semptomları hafifletmek ve başa çıkma stratejileri öğrenmek için yardım almak çok önemlidir. Bazı şeyleri kendi kendinize yapamazsınız.

İlgini çekebilir ...
Aklınızı KeşfedinRead it in Aklınızı Keşfedin
Psikofizyolojik Bozukluklar ile Stres İlişkisi

Psikofizyolojik bozukluklar ile stres arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için ilk önce anksiyete ile ayrımını yapabilmek gerekir.



  • Bryant, R. A. (2018, December 1). The Current Evidence for Acute Stress Disorder. Current Psychiatry Reports. Current Medicine Group LLC 1. https://doi.org/10.1007/s11920-018-0976-x
  • Kornør, Hege; Winje, Dagfinn; Ekeberg, Øivind; Weisæth, Lars; Kirkehei, Ingvild; Johansen, Kjell; Steiro, Asbjørn (September 2008). “Early trauma-focused cognitive-behavioural therapy to prevent chronic post-traumatic stress disorder and related symptoms: A systematic review and meta-analysis”. BMC Psychiatry8: 8. doi:10.1186/1471-244x-8-8