Açık Fikirli Olun - İşler Göründüğü Gibi Değil

20 Ağustos, 2020
Açık fikirli kalırsanız ve sabır ve merak içindeki yaşam tarzınızı sürdürürseniz, taşıyabileceğiniz varsayımlardan mümkün olan en kısa sürede kurtulabilirsiniz. Bildiğiniz gibi, işler her zaman göründüğü gibi değil.
 

Günlük hayatınızda önünüze çıkan her şeye karşı son derece açık fikirli olmalısınız, çünkü karşılaşacağınız her şey her zaman göründüğü gibi değil. İnsanlar, durumlar ve belirli olaylar genellikle onları algılama şeklinizden çok farklı bir arka plana sahip olurlar. Demek istediğimiz şey, size ne yargılarınızın her zaman doğru ne de varsayımlarınızın iyi tasarlanmış olduğunu kabul etmeniz gerektiği anlamına geliyor. Bununla birlikte, zihnin olaylara karşı yargıya varırken veya reaksiyon gösterirken acele etme alışkanlığı bulunuyor.

Bu “algısal yanlış hesaplamaları” göz önünde bulundurmak, aslında kişisel bir sorumluluk. Ancak, tüm sorumluluğun da size ait olmadığını unutmayın; en azından bilinçli olarak kimse bu tür yanılgıların içine düşmez. Bunun nedeni, insan beyninin bu uyumsuz ve uygunsuz yorumlamaların gerçek suçlusu olması. Otopilot aracılığıyla kararlar veren ve hassas düşünmeden ziyade önyargıya kapılmayı seçen kişilerde, beynin yapısının etkisi alınan kararlara yoğun olarak etki ediyor diyebiliriz.

Açık fikirli olun, çünkü her şey her zaman göründüğü gibi değil

Hayatlarını akıl sağlığına adamış insanların çok iyi bildiği bir şey, yargı değiştirmeyi ve önyargı denen tuzağı nasıl ortadan kaldıracaklarını bilmenin çok ama çok önemli olduğu. Başkaları için değişimin aracısı olmak ve büyümelerine ve iyileşmelerine yardımcı olmak istiyorsanız, aceleci etiketlerden kaçınmalarını sağlamak da çok önemli. Bunu yapmak, hayata bakış açıları söz konusu olduğunda onlar için yeni bir ışık yakmak ve bir nebze olsun aydınlatmak için çok faydalı olacaktır.

 

Yalnızca açık fikirli olanlar özgün olma şansına ve empati aracılığı ile bağlantı kurma yeteneğine sahip olacaktır. Bu kafa yapısına sahip kişilerin hemen hepsi, belirli bir kişinin ihtiyaç duyabileceği ilerlemeye eşlik edebilecek ve kolaylaştırabilecektir. Bunun nedeni, sonunda yaşanılacak ve paylaşılacak deneyimin her şeyin her zaman göründüğü gibi olmadığını göstermesi. En azından hiç bir şeyin ilk bakıştaki gibi olmadığını söylemek hiç de zor değil. Ayrıca duyduğunuz veya düşündüğünüz her şeye de inanmamak önemli bir başka detay.

Bu şekilde yaşamak, yani yargılara ve ilk önünüze konulana inanmak, şüphesiz bir biçimde, sizi tek bir seçeneğinizin kaldığı sürekli bir belirsizlik durumuna sürükleyecektir: her şeyi oluruna bırakıp, bir durumu veya söz konusu bir insansa birbirinizi keşfetmenize kadar geçecek sürece izin vermek. Aslında hayatın sırrı da bu. Hayatınıza girenlerin içlerinde ne olduğunu keşfetmek için kapıları açıp içlerine girmeye cüret etmekle ilgili her şey. Yani hayat, bizim gördüğümüzün de dışında pek çok gerçeklik ve perspektifin de var olduğunu farz ve kabul etmek çevresinde devam eder.

İnsanlar maskeler kullanırlar
 

Açık fikirli kal

İnsanın algıladığı şeyin gerçeklikle hiçbir ilgisinin olmadığı zamanlar var. Peki bu nasıl olabiliyor? Duyularınız sizi aldatıyor mu? Bu aslında öyle bir şey değil. Yani, normalde olan şu ki, algıladığınız her şey ve zihninizin dışındaki her şey beyninizin filtresinden geçiyor. Bu organ, gördüğünüz ve deneyimlediğiniz her şeyi yorumluyor. Her olayı, kişiyi ve durumu deneyiminizin, kişiliğinizin ve daha önce yaşadığınız tecrübelerinize binaen yarattığınız benzersiz detay ve nüanslarınızın perdesinin arkasından görür ve bu algı biçimi aracılığıyla yönlendirir.

Anca başınıza gelen şeyler her zaman göründükleri gibi değildir ve olmadıklarını keşfetmek de son derece şaşırtıcı aslında. Tabii olarak, bu dünya üzerindeki herkesin başına gelen bir durum. Örneğin, zorbalıkla uğraşmanız gerektiğinde, kimin mağdur ve kimin saldırgan olduğunu anlamak çok kolay gibi görünür. Ancak, aslında hayata dair algınızın bunun çok ötesine geçmesi gerekir. Bunun nedeni, bazen, saldırgan olarak görüğümüz insanın aynı zamanda kendi sosyal ve aile bağlamının, yani belki de şiddetin tek dil türü olduğu o mikro dünyanın kurbanı olmasıdır.

Algıladığınız şey aslında her zaman bildiğiniz veya oluşturduğunuz gerçeklik olmayabilir, ancak neredeyse her gün dünyaya bakmak için kullandığınız mercek bu algı. Tam olarak isabetli ve şeffaf olmaktan uzak olan bu merceğin yapıldığı kristal, önceki deneyimlerinizin, duygularınızın, önyargılarınızın, ilgi alanlarınızın ve bilişsel çarpıklıklarınızın renk tonunu ve kesitlerini taşır.

 

Her şey her zaman göründüğü gibi değil, çünkü zihin bir varsayımlar fabrikası

İnsan zihni, farkında olmadığınız birçok varsayım, mantıksız plan, önyargılı fikir ve önyargı üretir ve içerir. Onları oraya kimin koyduğunu merak ediyorsanız, cevap çok basit: bunu siz kendiniz yaptınız.

2002’de Ekonomi Bilimleri alanında Nobel Anma Ödülünü alan tanınmış psikolog Daniel Kahneman, kitap ve eserlerinde insanların yüzlerce bilişsel önyargıdan oluştuğunu dünyaya hatırlatıyor. Başka bir deyişle, gerçekliği nesnel gerçeklikten tamamen sapan öznel (ve genellikle hatalı) yorumlama yolları aracılığıyla yorumlayan varlıklarız aslında.

Bu nedenle, er ya da geç, bazı şeylerin en azından ilk başta göründükleri gibi olmadığını anlayabilir ve buna göre kararlar alabilirsiniz. Ve bu tür durumlar sadece ve tamamen yanlış kurgulanmış önyargıları kullandığınız için meydana gelmiyorlar.

Açık fikirli olamayan ve beyni yanmış bir adam

Zaman kazanmak isteyen ve anlamadıklarını önyargı ile dolduran bir beyin

Beyin, bilişsel kör noktaları kullanırken genellikle otomatik pilotta çalışır. Bunlar, diğer insanların bakış açılarını kullanmaktan ve empati kurmaktan uzak, kendinizi sınırladığınız, karşınızdaki kişiyi sakince ve yakından gözlemleyerek ve dinlerken yalnızca orada ve onunla birlikte olmaktan ziyade, bir kez daha aceleci bir biçimde yargılarınızı kullanmak yoluna başvurmayı ve seçeneklerinizi sınırlandırmayı seçtiğiniz durumlar.

 

Karşınızdakine ne zaman ne yeterli alan, ne de diğerlerine göre çok daha değerli olan şeyi, yani anlayışınızı vermemiş oluyorsunuz. Belki de siz de, önyargıların, temelsiz fikirlerin ve yanlış yorumlamaların farkında olmadığınız o bilişsel kör noktasında bir kez daha sıkışıp kalıyorsunuz. Bazen, gerçekten de, belirli şeylerin her zaman sizin tarafınızdan göründüğü gibi olmadığını anlamanız günler veya haftalar alır.

Tahmin kullanmak yasak, açık fikirli kalmak serbest

Biriyle her konuştuğunuzda veya yeni ve zor bir durumla karşılaştığınızda, basit bir görselleştirme alıştırması yapmaya çalışın. Böyle durumlarda, insan zihninde, çok özel iki imge yakalanmalı. İlkinde, düğmelerden birini kapatmalısınız (anlamsız yorumları öngören önyargı veya düşünceler düğmesi).

İkinci imgeleme daha basit: bir pencereyi açtığınızı hayal edin. O büyük pencere de sizin zihniniz olsun. Parlak, muazzam ve onu çevreleyen tüm harikalarla bağlantılı bir zihin. Bu duygu size oldukça iyi seviyede bir merak alanı, bakış açısı ve pozitif ruh aşılamalı.

Bu, başkalarına karşı çok daha açık olabilmenizin ve onların durumunu tüm nüanslarıyla anlayabilmenizin, onları etiketlemenin önüne geçmenin ve varsayımlarda bulunma eğiliminizi ortadan kaldırmanın güzel bir yolu. Bu zihinsel odaklanma, çaba ve bağlılık gerektirir. Ayrıca, başkalarını anlamanıza yardımcı olmayan yargıların fazladan yükünü taşımaktan kendinizi kurtarmayı da içerir.