Açgözlülük Kalbin Bir Sorunudur

25, Temmuz 2017 İçinde Psikoloji 342 Paylaşıldı

Açgözlülük, yani tamahkarlık, bencil ve cimri olma, her şeyi kendiniz için ayırma eğilimi demektir. Açgözlü birisi, gerektiğinden ya da hak ettiklerinden fazlasına sahip olmak ister. Özellikle de para, zenginlik yemek ya da başka türden bir şey söz konusu olduğunda. Açgözlülük, tamahkarlık olarak da bilinir.

Tamahkarlık, pek çok dini inançta en büyük günahlardan biri sayılır (çünkü Tanrı’yı memnun etmek yerine insanın maddi kazanç ve eşyalarla kendini tatmin etmesi anlamına gelir). Ayrıca Budizm’de ‘arzu’, aydınlanmanın önündeki temel engellerden biridir. Maddi şeyleri elde etme arzusuyla, mutluluk arayışına çıkamazsınız. 

“Zengin olmak mı istiyorsunuz? Zenginliğinizi artırmaya uğraşmayın. Bunun yerine açgözlülüğünüzü yok etmeye çalışın.”

– Epicure

Kalpteki açgözlülük, insanın kendini yok etmesinin sırrıdır

Açgözlülük, yeterince şeye sahip olmama şeklindeki temel korkudan kaynaklanır. Dolayısıyla, açgözlülüğümüz arttığında farkında bile olmadan kendimizi yok etmeye, yıkmaya başlarız. İçimizdeki boşluğu maddi şeylerle doldurmak sorunu kötüleştirmekten başka işe yaramaz ve kişinin kendisi ve çevresi hakkında kötü hissetmesine neden olur. Açgözlülük, mahrum kalma duygusundan, eksik olan ya da bizim için mevcut olmayan bir şeye ihtiyaç duygusundan kaynaklanır.

Bu eksiklik hissi, (özellikle duygusal bakımdan) bilhassa güçlüdür. Kişi ‘ihtiyaç’ duyduğu şeyleri aramayı takıntı hâline getirir. Bütün bu zaman süresince kalplerinde kök salmış acı boşluk hissini yok edecek potansiyel eşya ve varlıklar ararlar.


Ama kişinin ne aldığı ya da edindiği zenginlik önemli değildir çünkü anlık bir rahatlama yaşasalar bile bu sadece geçici bir durumdur. İyileşmek için başka türden dikkat gerektiren o duygusal boşluğu tekrar yaşayacaklardır.

Açgözlü bir insan; para, seks, güç, gıda, başkalarına dikkat göstermek, bilgi vs. konusunda açgözlü olabilir. Hemen her konuda açgözlü olabilirsiniz. Somut ya da soyut, gerçek ya da sembolik bir şey olabilir.

Ama kişinin açgözlülük duyduğu şey, daima kişinin takıntı hâline getirdiği bir şey olacaktır. Bu yaşandığında, hayat işkence hâline gelir çünkü belli bir şeyi mümkün olduğunca çok elde etmek çevresinde döner durur. 

Açgözlülük faydalı olabilir

Richard F. Taflinger’ın “The Sociological Foundation of Avarice”’daki bir çalışmasına göre açgözlülük ayakta kalmamıza yardımcı olan bir şey olabilir. Çünkü arzu, duygusal boşluk hislerini gömmek isteyen takıntılı bir şey olmadıkça kötü bir şey olması gerekmez. Richard F Taflinger’ın dediği gibi hepimizin yemek almaya, kiramızı ödemek için paraya, üzerimizi örtmek için giysiye ihtiyacımız vardır.

Para kazanmak, açgözlülük anlamına mı gelir? Oysa parasız yaşayamayız. Bu sosyal unsur, iki farklı şekilde algılanabilir: zenginlik sembolü ya da ayakta kalmak için gerekli kaynakların sembolü.

Ne kadar çok paranız olursa, alacağınız eşyaların kalitesi de o kadar yüksek olur. Satın alma imkanlarımızı iyileştirmek, nasıl açgözlülüğe dönüşebilir? Sınırı nerede çizmeliyiz? Sınır, yalnızca duygusal ya da varlıksal bir boşluğu doldurmak için bir şey istemektir.

Açgözlülük ve sağlığımız için bir şey elde etme arasındaki farkı belirleyen şey, korkudur. Eksiklik korkusu, ‘mutlu’ olmamız için zaruri olan o şeyden yeterince olmaması korkusu, bizi mutlu edecek o şeyin yeterli miktarda olmaması korkusu. Bu sürekli korku yüzünden kişi, ihtiyacı olduğunu düşündüğü şeyleri kompülsif bir şekilde arzulamaya başlar ve bu nedenle, aşırı derece rekabetçi ve açgözlü olurlar.

“Bir kişi, gerekli ruhsal temele sahipse teknolojik cazibelere ve sahip olma çılgınlığına kapılmazlar. Fazla şey istemeden doğru dengeyi nasıl bulacaklarını bilirler. Sürekli tehlike, en azılı düşmanlarımızdan olan açgözlülüğe kapıyı açmakta yatar ve ruhun asıl işi işte buradadır.”

– Dalai Lama

Açgözlülüğü anlamak ve durdurmak

Açgözlülük, insanın içinde büyüdükçe ona daha çok zarar veren zehirli bir tavırdır. Kendimizi iyi hissetmek için başarıyı ölçtüğümüz rekabetçi bir toplumda yaşıyoruz. Başkalarını ‘yenmek’ ve insanlar olarak gelişmek için başarılı olmak istiyoruz. Bu toplum, pahalı arabaları olan, yeni moda kıyafetler giyen ya da en büyük eve sahip kişileri putlaştırır. Açgözlü olun ya da olmayın, günümüz toplumu, ruhu hasta eden korkunç bir bağımlılık edinmenize neden oluyor.

Bu duygusal yarayı iyileştirmek için açgözlülüğümüze bir neden bulmalıyız ve cömertliğin değerini maddi mutluluk üzerinde tutarak artırmalıyız. Cömert insanlar hayatta daha fazla tatmin duymalıdır çünkü paylaşmak, almaktan daima daha güzeldir.

Sevgi veren ve bunu zorunluluktan değil gönüllü yapan cömert insanlar, açgözlülüklerini büyüten insanların asla yeterince şeye sahip olmama özelliğini sergilediğini anlamıştır. Bu insanlar köpek balıklarına benzer, tüm hayatlarını avlamak ve tüketmekle harcar. Dünyadaki bütün okyanuslar bile açlıklarını gideremez.

Bunlar da ilginizi çekebilir