Zorunluluklar Hayatımızı Kontrol Altına Aldığında

· Ocak 14, 2019

Tüm gereklilik kiplerinden; tüm bu yapmalıyım, yapabilirdim, yapacağım diye kendinizi yediğiniz psikolojik zorbalıktan kurtulun. Bu zorunluluklar hayatımızı kontrol altına alıp mutluluğumuza taş koyar. Hayatımızda bir adım ileriye gitmek istediğimize dair kendimizle yaptığımız konuşmalarda bu zorbaca düşünceler otomatik olarak kendini gösterir. “İstiyorum” yerine “Yapmalıyım” terimine öncelik vererek özgüvenimizi baltalarız.

Bu fikir sizi şaşırtabilir tabii. Gündelik hayatlarımızda, sonsuz zorunluluk ve sorumluluklar bizleri ezer geçer. Bizler sosyal canlılarızdır. Nihai görevimiz çarkın dişlilerinden biri olup mükemmel yapıyı tamamlamaktır. Ritmin dışına çıktığımızda ya da görevimizi tamamlayamadığımızda bunun kaçınılmaz sonuçlarıyla karşılaşırız.

Bunun böyle olacağını çok iyi biliyoruz. Fakat üzerimizde hali hazırda zaten çok fazla baskı bulunuyor. Kafanızı sizi daha da düşürüp üzerinizde baskı oluşturan şeylerle doldurmanız bir işe yaramaz. Bazen “Buna ne kadar değer olduğumu kanıtlamak için daha fazla çaba sarf etmeliyim.” gibi düşüncelere fazla takıntılı yaklaşıyoruz.

Belki de “Bunu söylemeliydim, onu değil.” diye düşünüyorsunuz ya da “Farklı davranmalıydım.” diye yakınıyorsunuz. Fakat bu zorunluluklar hayatımızı yönlendirir, cesaretimizi kırar, hüsrana uğratır ve bizi yalnızlaştırır.
bulut kafa

Yapmalıyım, Yapabilirdim, Yapacağım… Yaygın Psikolojik Zorbalıklar

Zorunluluklar hayatımızı bir yağmur bulutu gibi sarar. İçimizi kemiren ve kişiliğimizi sabote eden zorunluluklar takıntılı olduğumuz zorunluluklardır. Anne babamı ziyaret etmeliyim, kilo vermeliyim, terfi almak için daha fazla çaba göstermeliyim, daha çekici olmalıyım, insanlarla ilişkilerimi geliştirmeliyim, mutlu olmak için buna ya da şuna ihtiyacım var…

Bu düşünceler arzularımızı ya da tercihlerimizi, ya hep ya hiç zorunluluklarına ve emrivakilere dönüştürür. Bu yapmalıyım etmeliyim tuzağına düştüğümüzde, zorunluluklar hayatımızı cehenneme çevirmesin diye hatırlamakta fayda olacak bazı şeyler vardır:

  • Öncelikle, yaptığımız şey bir şeylerin nasıl olacağıyla ilgili bir hayal yaratmak. “Değerli olduğumu göstermeliyim çünkü birinin beni onaylamasına ve tanımasına ihtiyacım var.” “Güzel bir cep telefonum olmalı çünkü bugünlerde işler böyle yürüyor…”
  • İkinci olarak, henüz başarmadığımız şeylere odaklanırız. Bunu yaparak, daha tatmin edici olabilecek diğer seçenekleri ya da gerçekleri keşfedemeyiz. Neden kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek yerine daha zayıf olacağımız ya da mükemmel vücuda kavuşacağımız beklentisine giriyoruz? Bu zorunluluklar hayatımızı daha da zorlaştırmıyor mu?
  • Üçüncü olarak ise şunu söyleyebiliriz ki bu davranışlar ve zihinsel odaklar enerjimizi ve elimizin altındaki kaynakları emer. Bazen, şu an ve geçmişte “yapmak zorunda olduğumuz” şeyleri bitirememekten kendimizi suçlarız. Bu kişinin kendini sabote etmesinin kötü örneklerindendir.

Yapmalıyım, Yapabilirdim, Yapacağım Takıntısını Nasıl Yeneriz ve Nasıl Daha Özgür Hissederiz

“Yapmalıyım.” ve “Yapmalıydım.” düşünceleri zihnimizde bir alan kaplar. Hatta, Psychology Today dergisinde yayınlanan bir makalede, bu düşüncelerin nöral devrelerimize yerleştiği söylenir. Bu düşünceler, amigdala ve korpus striatyum gibi beynimizdeki en ilkel ve en derin kısımlarda programlanırlar.

Toplumun bize dayattığı kuralları takip etme ve yerine getirme arzusuyla çocukluktan beri bu düşünceleri içselleştiririz. Fakat bu kurallar bizleri mutluluk ve özgürlükten uzaklaştırır. Albert Ellis bu zihinsel zorbaların mantıksız düşünceler olduklarını söyler. 

Bu düşünceler bizi yıkıma uğratan, zamanımızı boşa harcamamıza sebep olan ve belki de kontrolümüz altında dahi olmayan anlamsız ve işe yaramaz bir çaba sarf etmemize yol açan  şeylerdir. İşte hayatımızdan yapmalıyım, yapabilirdim, yapacağım sözlerini çıkarmamıza yardımcı olacak bazı stratejiler:

Kendimize Dayattığımız Görevlerimiz ile İlgili Neler Yapabiliriz:

  • Kafanıza yerleşmiş ve yaparken farkına dahi varmadığınız görevleriniz üzerine düşünün. Bazen görev anlayışımız o kadar otomatikleşmiştir ki bir görevi yerine getirdiğimizin farkına dahi varmayız. Diğerlerinin (aile, toplum vs.) bize dayattığı sorumlulukları da unutabiliriz.
  • Onlarla yüzleşin: “Diğerlerine karşı daha fazla minnet duymalıyım, diğer herkes gibi olmak için daha fazla çaba sarf etmeliyim.” Mutlu olmak için gerçekten diğerleri gibi mi olmalıyız?
  • Mutlakıyetçi “ya hep ya hiç” düşüncelerinin farkına varın: “Terfi almalıyım yoksa biterim.” Eğer terfi almazsak gerçekten hayat sona mı erer?
  • Her düşünceyi not edip onları süzgeçten geçirin: Zihinsel odağımızın farkında olmanın yollarından biri düşüncelerimizi kağıda dökmektir. Günlük yazmaya başlayın ve zihninizden geçen şeyleri, kalbinizdeki hisleri ve sizi endişelendiren şeyleri not alın. İki hafta sonra bu notlara dönüp bir bakın ve onların hakkında ne düşündüğünüzü yazın. Belki böylelikle bazı düşünce süreçlerinizi kontrol altına alabilirsiniz.
zorunluluklar hayatımızı

Sonuç olarak, tüm bu yapmalıyım, yapabilirdim düşüncelerinin bizi yönlendirdiğini kabul etmeliyiz. Onları tamamen silmek ve hayatımızdan çıkarmak zorunda değiliz. Esas mesele, “Yapmalıyım” ve “İstiyorum” arasındaki dengeyi kurabilmektir.