Yüksek Çevresel Hassasiyet: Belirtileri ve Özellikleri

· Mart 4, 2019

Sesler veya ağır kokular, parlak ışıklar, insan kalabalıkları… Bunlar yüksek çevresel hassasiyet sahibi olan insanların ilgilenebileceği örnekler. Çevreye karşı aşırı hassas olmak kendi yakın çevrelerinden gelen sosyal, fiziksel ve duygusal uyarıcıların verdiği yüksek stresi yaşayan insanların karakteristik bir özelliği haline gelir. “Sadece kafanızın içinde” olmaktan uzak bu durum hem verimliliği ve hem de psikolojik durağanlığı etkileyebilir.

Ünlü Amerikalı öğretmen ve psikolog John Dewey, bizim mutluluğumuzun sosyal çevreyle ne oranda uyumlu olduğumuza bağlı olduğunu söylemiştir. Herhangi bir değişiklik, küçük düzensizlikler veya uyuşmazlıklar psikolojik ve fizyolojik istikrarsızlığı doğurur.

“Çevremizi o kadar çok değiştirdik ki, şimdi bu yeni çevreye uyabilmek için kendimizi de değiştirmemiz gerekiyor.”

– Norbert Wiener

Örneğin, çok sıcak bir odada bulunmak rahatsızlık vericidir, bu yüzden oda sıcaklığını kendi ihtiyaçlarımıza göre ayarlarız. Başka bir örnek; eğer gece karanlık ve boş bir yolda yalnız yürüyorsanız ve arkanızda birinin adımlarını duyuyorsanız, kendinizi tehdit altında hissedebilirsiniz. Bu uyarı beynimizden buna cevap vermesini ister: koş, yardım çağır ya da arkanı dön ve saldırganla yüzleş.

Yüksek çevresel hassasiyet sahibi olmanız çevrenize karşı daha şiddetli reaksiyon göstermenize sebep olur. Bir senaryo düşünün; bir grup insanın (örneğin, çalışma ortamında) hepsi bir kişi dışında kendini rahat hissediyor. Bu kişi seslere karşı daha alt sınırda bir eşiğe sahip. Ve yine aynı kişi sohbet konuşmalarına, ofis ışıklarına, küçük mutfaktan ve dinlenme odasından gelen kokulara karşı daha hassas bir yapıya sahip. Başkaları için tamamen rahat olan çalışma ortamında bu kişi için sosyal veya fiziksel olarak kendisini rahat hissetmesi daha zordur.

kafes içinde çalışan

Yüksek çevresel hassasiyet: Bundan neden acı çekeriz?

Yüksek çevresel hassasiyet yeni bir konu değildir. İlginç gelebilir, ekolojik psikologlar bizim yakın çevremizle olan ilgimizi araştırmak için onlarca yıl harcadılar. Onlar bizim çevremizin vücudumuz, zihnimiz ve kültürümüz üzerindeki etkilerini etraflıca incelemişlerdir.

Lazarus, Folkman ve Cohen gibi yazarlar bu hassasiyetin bir dizi çok özel koşullara dayandığını açıklayan teorik bir model geliştirmişlerdir. Herkesin belli uyarılar karşısında bir tolerans eşiği vardır. Bu uyarılar kesinlikle bizim kontrol edemediğimiz ve onların verdiği etkiye karşı kişisel stratejiler geliştiremediğimiz uyarılardır.

İçe kapanıklık ve çevresel hassasiyet

Fakat bu konuyu kişiselleştiren yaklaşımlar da vardır. Örnek olarak Harvard Üniversitesinin bir çalışmasını verebiliriz: İçe kapanık insanların beyinleri yüksek çevresel hassasiyet gösterirler. Asgari içe kapanık bir kişilik günlük detaylara karşı daha büyük ilgi gösterebilir. Bu ilgi çevreden aşırı uyarımlar geldiği zaman genellikle daha fazla olur.

Dolayısıyla bu aşırı uyarıcılar; işitsel, görsel, dokunsal vb. bu kişilerde daha yüksek seviyede strese ve bitkinliğe sebep olabilir. Bununla ilgili diğer gerçeği söylemeye sanırım gerek yok: Yüksek çevresel hassasiyet sahibi olan kişiler başkalarının duygularına karşı da daha çok hassasiyet gösterirler, kaygı, endişe veya korku gibi. Bu kişiler bu duyguları ortamdan kapabilirler ve onları filtre edemezler. Bu duygusal bulaşma sık sık yüksek çevresel hassasiyeti olan kişilerde görülür.

yüksek çevresel hassasiyet

Yüksek çevresel hassasiyetin özellikleri nelerdir?

Bu durumla ilgili hatırlanması gereken önemli bir şey de bu sıkıntıyı yaşayanların göze çarpmasıdır. Başkalarından daha fazla hassasiyeti olan kişiler olabilir. Sıkıntıyı çeken bazı kişiler yakın çevreden gelen psikososyal uyarılara karşı biraz daha fazla dayanıklılık eşiğine sahip olabilirler. Şimdi bu konuyla ilgili bazı en yaygın özelliklere göz atalım:

  • Parlak ışıklar, gürültülü sesler ve belli kokular olduğunda kendini rahatsız hissetmek.
  • Ani seslerden korkmak; arabanın fren yapma sesi, bir kapının kapanması veya bir camın kırılması gibi.
  • Çok sayıda insan bulunduğu zamanlarda meydana gelen rahatsızlık durumları. Ayrıca birçok uyarıcının bir arada olduğu zamanlarda da kendilerini yüksek stres altında hissederler: açık TV, aynı anda sohbet edilmesi, çocukların oyun oynaması, telefonun çalması gibi…
  • Yüksek hassasiyeti olan kişiler kötü bir haber aldıklarında ya da gördüklerinde genellikle daha çok etkilenirler.
  • Bu kişilerin başka insanların yaptığı haksızlıklarla ilgili şeyleri görüp, okuduklarında öfke, üzüntü veya hayal kırıklığı duymaları da olağandır.
  • Bütün bu duygular baş ağrısı, aşırı yorgunluk ve deri problemleri gibi fiziksel sorunları beraberinde getirebilir.
stresli adam

Yüksek çevresel hassasiyet ile başa çıkmanın yolları

Artık yüksek çevresel hassasiyet konusunun ne olduğunu biliyoruz. Şimdi acaba onunla nasıl başa çıkabiliriz? Bu duruma karşı verilecek en iyi cevap bizi strese sokan durumdan kaçınmamız değildir. Çevremizdeki her şeyi kontrol edemeyiz. Örneğin; trafiğin sesini azaltamayız ya da bulunduğumuz ortamdaki kişilere konuşmayı kesmelerini ya da gitmelerini söyleyemeyiz. Hassasiyet problemlerinden kaçınmak için ideal bir çevre oluşturmak imkansızdır. Günümüzde çoğu çevre öngörülemez ve kontrol edilemez uyarıcılara sahiptir.

Dıştan gelen faktörleri çözmek yerine kendi içimizden gelen faktörleri düzeltmeye çalışmalıyız. Bu uyarıcıların zihinlerimizdeki ve vücudumuzdaki etkilerini minimize etmek için yöntemler vardır. Aşırı hassasiyet meselesini ele almanın en iyi yolu duygusal ve duyusal savunmalarımız üzerinde çalışmamızdır.

Çevresel hassasiyetle başa çıkmak için yöntemler

  • Sizi strese sokan şeyleri tespit edin. Kendinizi onlara karşı nasıl savunacağınızı düşünün. Eğer bu ışıksa, güneş gözlüğü takın. Eğer ses ise sesi engelleyen kulaklık takın.
  • Rahatlama teknikleri üzerinde çalışın veya dikkatinizi başka bir yere odaklamayı deneyin. Örneğin, çok sayıda insan tarafından aşırı uyarıya maruz kalıyorsanız, kendinizi rahatsız hissettiğiniz zaman belirli bir nesneye bakmayı deneyin. Bu nesne ister tavan, pencere, bir tablo, isterse caddedeki bir ilan panosu olsun sadece bu nesneye odaklanın. Odaklanırken de nefesinizi ayarlamaya ve rahatlamaya çalışın.
  • Gün içinde mola vermek için belirli zamanlar belirleyin. Bazen her çalışma saatinin ardından 5 dakikalık molalara ihtiyacınız olabilir. Kalkın ve birkaç dakika etrafta yürüyün. Sessiz bir yere gidin veya meditasyon için kendinize bir dakika ayırın.
  • Son olarak, duygusal bulaşmadan kaçının. Başkalarıyla fazla ilgilenmeyi bırakmak gerekir. Bunun yerine kendi içinizde duygusal olan bitenden haberdar olmaya başlayın. Kendi duygularınıza yoğunlaşın ve başkalarının duygularından etkilenmemek için kendinizi korumaya alın. Başkalarının sizin duygularınızı değiştirmesine izin vermeyin. Çevrenizde olan bitene karşı ne olursa olsun sakin kalmaya ve kendi ruhsal durumunuzla ilgilenmeye çalışın.

Sonuç olarak herkes bir şekilde çevreye karşı hassasiyet gösterebilir. Fakat dışarıdan gelen bu uyarıların amacı bizi mümkün olduğunca az etkilemesidir. Uyarıları filtreden geçirmenin yöntemini bularak ve sosyal bulaşmaya karşı kendimizi koruyarak kendi verimliliğimizin, yeterliliğimizin ve duygusal durumumuzun bu yüksek çevresel hassasiyet karşısında korunmasını sağlayabiliriz. Aslında hepsi sizin işinize yarayan teknikleri bulmakla ilgili.