Üzüntünün Pozitif Amacı

Mayıs 16, 2018 İçinde Duygular 0 Paylaşıldı

“Başıma çok sık gelen bir şey – sebebini bilmesem de üzgünüm.” Böyle günleriniz oluyordur; üzüntünün sizi sarmalayıp kapana kıstırdığı o günler. İçinizde açıklayamadığınız bir öfke olur. Duygusuzluk ile hevesinizin kırılması hislerinin bir arada olduğu, gününüzü ve kendinize koyduğunuz hedefleri karartan bir öfke…

Bu his size tanıdık gelebilir. Dahası, çoğumuz bu gri günleri bir daha hiç yaşamamak için her şeyimizi verebiliriz. Üzüntüyü hayatımızdan sonsuza dek çıkarmayı hepimiz isterdik. Tıpkı evimizdeki can sıkıcı tozları bir fırçayla temizler gibi.

“O an berbat bir üzüntü yaşamaya başladım, fakat aynı zamanda da ruhumda bir sızlama hissettim.”

– Fiodor Dostoievski

Pozitif ve negatif duygular

Eğer böyle hissediyorsanız bunun sebebi çocukluğumuzdan beri bize duyguların pozitif ve negatif olarak ayrıldığının öğretilmiş olmasıdır. Bize negatif duyguların hep (örneğin öfke, sinir ya da üzüntü) saklanması ya da kurtulması gereken duygular olduğu söylendi. Hatta daha da kötüsü, sağlıksız bir pedagojik uygulama ile sindirilmesi gerektiğine inandık. Bizi sadece hasta etmeye yarayan bir gelenek. Hem de her şey yolundaymış gibi davranırsak etrafımızdaki herkese iyi görüneceğimizin sözüne güvenerek.

Ancak, hiçbir şey kesinlikle yolunda değildir. Eğer bazı günlerim üzgün ya da öfkeli geçiyorsa bunun mutlaka bir sebebi olmalı. Bütün duyguların bir amacı vardır. Beynimiz tarafından kimyasal olarak düzenlenen bu biyolojik bileşenler belli fonksiyonlara sahiptir. Her gün hangi senaryoyla karşılaşılaşırsak karşılaşalım adapte olmamıza ve hayatta kalmamıza yardımcı olmak gibi.

Üzüntü örneğin, bir şeylerin yanlış gittiği ve karar verebilmek için durmamız, yavaşlamamız ve içinde bulunduğumuz durumu tahlil etmemiz gerektiği konusunda bizi uyarır. Bu yüzden de negatif duygu diye bir şey yoktur. Tüm duygularımız, keşfetmemiz ve dinlememiz gereken birer amaca hizmet eder. Haydi bu konunun derinliklerine inelim…

kafeste bulut

Üzgün ve kızgınım, benim sorunum ne?

Psikologların çoğu hastalarının kendisine depresyon teşhisi koyulduktan sonra gerçekten şaşırdıklarını görüyor. Genellikle son birkaç aydır yaşadıklarının basit bir üzüntü vakası olduğuna o kadar eminlerdir ki.

Diğer yandan, terapiste ya da doktora gidip depresyon tedavisi görmek istediğini söyleyen, fakat aslında en başından beri üzüntü, öfke ve hayal kırıklığı gibi duygularını kabullenmeye tahammülleri olmadığı için bunları yaşayan insanlar da vardır. Böyle durumlar elbette gerçek bir problemdir ve duygularımızın bize verdiği komutların önemini hatırlatır.

Göz ardı edemeyeceğimiz bir diğer konu da bazı insanların üzüntüye tahammül edememesidir. Fakat bu duygu aslında kişisel gelişimimiz ve her gün biraz daha ilerleyebilme kapasitesimizi geliştirmemiz için elzemdir. Fakat bu genellikle pek kabul görmez ya da anlaşılmaz. Bu yüzden ihtiyacımız olan şey, üzüntü ile depresyon arasındaki farkı ve üzüntünün pratik açıdan faydalarını bilmektir.

Üzüntünün özellikleri ve amacı

İlk önce üzüntünün tanımını yapmakla başlayacağız. En başta bunun normal bir duygu olduğunu ve tahammül etmemiz gerektiğini bilmemiz ve sebeplerine inmemiz gerekir. Dahası, bir diğer önemli konu ise üzüntünün de öfke gibi her zaman bir tetikleyicisi, bir sebebi olduğunu unutmamaktır. Bu da depresyonda olmayan bir şeydir.

  • Üzüntü ayrıca oldukça aktif ve keskin bir duygudur. Size şaşırtıcı gelebilir ama aslında üzüntünün amacı, hayatın yolumuza çıkardığı zorluklara karşı güçlü, canlı ve cesur hissetmemizi sağlamaktır. Bizi durup odaklanmaya iter ve bu yüzden de daha yorgun, yavaş ve etrafımızdaki her şeye karşı daha kayıtsız hissetmek sıkça yaşanan bir durumdur.
  • Üzüntü de öfke gibi dış dünyadan uzaklaşmamız ve kendi içimize bakıp neler olduğunu, bizi neyin rahatsız ettiğini, incittiğini ve öfkelendirdiğini anlamamız için teşvik eder.
Bu yüzden, üzgün olduğum zaman bana böyle hissettiren şeyin ne olduğunu anlamak için durmak, zaman ayırmak, kendimi dinlemek, kendimi iyileştirmek ve kafamdaki düğümü çözmek benim bir mecburiyetimdir
Paylaş

arkasına denizi alan çocukYa benim durumum bir depresyon vakasıysa?

Yaşadığımız durumun gerçekten de depresyon olabileceği ihtimalini tamamen göz ardı edemeyiz. Durumumuzun depresyon olup olmadığını anlamak için bu psikolojik uçurumun semptomlarını ve niteliklerini bilmemiz gerekir. Bu yüzden, tahminler yürütmeden önce böyle hissettiğimiz zamanlarda bir profesyonele görünmekten bir şey kaybetmeyiz. 

Bununla birlikte, depresyonu basit bir üzüntüden ayıran bazı temel özelliklerini göz önünde bulunduralım.

  • Üzüntü normal ve işlevsel bir duygu iken depresyon tamamen işlevsizdir ve hayatımızın her alanını etkiler.
  • Depresyona yakalanmak için illa ki başımıza bir şey gelmiş olması gerekmiyor. Çoğu zaman depresyonun bir tetikleyicisi olmaz. Hatta görünürde mükemmel bir hayata sahip olan hastalar buna rağmen çaresizce bunalımda hissetmeye engel olamaz.
  • Bitkinlik, rahatsızlık ve negatiflik hissi devamlıdır ve neredeyse kronik hale gelmiştir.
  • Hayatta artık hiçbir şey ilginizi çekmez, hiçbir şeyden zevk almazsınız.
  • Uyku problemleri ortaya çıkar –uykusuzluk ya da çok fazla uyuma gibi.
  • Hep negatif düşünceler hakimdir, bununla birlikte suçluluk duygusu da olur.
  • İntihar düşünceleri olabilir.

salıncakta sallanan kız

Her yeni gün sebebini bilmeden üzgün olduğumuz bir günle daha yüzleşiyoruz, bu yüzden kendimize karşı bir sorumluluğumuz olduğunu bilelim. Kendimize zaman ayırmalı ve ilgi göstermeli, her duygunun bir amacı olduğunu anlamalıyız. Eğer bu amacı bulamazsak, eğer hissettiğimiz şey çaresizlik ve sorumluluk korkusu ise bu tehlikeli karanlığı hayatımızdan çıkarmamıza yardımcı olması için bir uzmana danışmalıyız.

Bunlar da ilginizi çekebilir