Uyuşturucu Kullanımı ve Akıl Sağlığı

· Ocak 12, 2019

Uyuşturucu kullanımı her yıl çok sayıda ölüme sebep oluyor. Birleşmiş Milletler, 2017 yılında uyuşturucu kullanımı üzerine küresel bir rapor yayınladı. Bu raporda belirtildiğine göre uyuşturucu kullanımı sebebiyle gerçekleşen ölümler bir önceki seneye göre %11.4 arttı.

Beyinde üretilen ödül merkezimize yönelik keyif verici etki, uyuşturucu kullanan kişileri bağımlı haline getiriyor. Uzun süreli kulanım nöronların yapısının bozulmasına yol açıp motivasyon, duygu durumu, bilişsel durum ve yönetimsel kontrolü etkileyebiliyor. İşte tüm bunlar, akıl hastalıklarının gelişimine yol açabiliyor.

Uyuşturucu Kullanımının Dopamin İle İlişkisi

Dopamin beyin tarafından salgılanan bir nörotransmiterdir. En önemli fonksiyonu, keyif hissi ile arasındaki ilişkidir. Bir şeyin hoşumuza gittiğini fark ettiğimizde, beynimiz dopamin salgılar ve bu bize keyif verir. Bu sebepten ötürü, vücudumuz bu iyi hisleri tekrar canlandırmanın bir yolunu arar.

Yemek ve sevişmek, dopamin salgılanmasını sağlayan eylemlerden ikisidir. Uyuşturucu kullanımı da bunlara benzer bir etki yaratır. Tüm bu eylemler, beynin ödül merkezi gibi alanlarda dopamin salgılanmasına sebep olur. Bu alan, beynin motivasyon ve aksiyon alma ile ilgili bölümünde yer alır. Limbik sistem ve hipokampüs arasındaki keyif hissiyatını yaratan bağlantının kurulmasını sağlar.

Uyuşturucu Kullanımı Beyni Nasıl Etkiler?

Nöronlar ve sinir sistemindeki hücreler algılama, iletme, mimik ve bilgi depolaması görevlerini üstlenirler. Nöronlar arasında sinaptik alan denilen bir kısım bulunur. Bu kısım, iç kimyasal iletişimimizi mümkün kılan nörotransmiterlerin salınımı için oldukça önemlidir. Nörotransmiterler salındıktan sonra dopamin, sinaptik alana ilerler.

kimyasal formül

Bu demek oluyor ki, bağımlılığa sebep olabilecek bir şey tüketildiğinde, bu sinaptik alandaki dopamin seviyesi artar. Uyuşturucu kullanımı kısmi olarak bu alandaki dopaminin geri alınımını engelleyebilir ve bu da yine dopamin seviyesinin artmasına yol açar. Her iki şekilde de, sinaptik alandaki yüksek dopamin seviyesi hoş ve hatta neşeye varan yoğun hissiyatlar yaratır.

Uyuşturucu kullanımı, yakın bir arkadaşla sohbet etmenin verdiği neşeyi yaratmakla aynı fizyolojik etkileri ortaya çıkarır. Sorun şudur ki; uyuşturucunun verdiği hissiyat normal yaşantımızda deneyimlediğimiz neşe dolu anlara göre o kadar yoğundur ki, bu iki hissiyat arasında yapılan karşılaştırma oldukça karşı konulamaz bir hal alır. Bu sebeple, bu noktada uyuşturucu kullanımı daha cazip hale gelir.

Uyuşturucular ve Dopamin Üzerine Teoriler

Uyuşturucu kullanımı ve dopamin salınımı ile ilgili bazı hipotezler vardır; bu hipotezlerden bazılarını destekleyecek fazla araştırma bulunmamaktadır. Dopamin seviyesindeki düşüşün doğal sebeplerden mi, yoksa keyif ve sağlığı kontrol eden merkezlere maddelerin iletiminin olmamasından mı olduğu net bir şekilde anlaşılamayabilir. Bu çalışmalara göre, dopamin seviyesindeki düşüş, uyuşturucu kullanımını tetikleyebilir.

Bu durumda, eğer bir kişinin vücudu yeterli dopamin salgılamıyorsa, aynı hissiyatı elde etmek için çeşitli yöntemlere başvurabilir. Fakat yine de bu teorilerin deneylerle kanıtlanması gereken teoriler olduklarını unutmamalıyız.

Akıl Hastalıkları

Makalenin başında da bahsettiğimiz gibi, uyuşturucu kullanımı geçici ya da kalıcı akıl hastalıklarına yol açabilir. Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı 5, alkol ve madde bağımlılığı ve bağımlılıktan kurtulma durumunu hastalık olarak konumlandırır. Fakat, bağımlılığın kendisinin yanı sıra, kullanılan maddelerin yol açtığı başka akıl hastalıkları da olabilir.

Bazı hastalıklar diğerlerine göre daha sık rastlanır, bazı hastalıklar ise belli koşullarda ortaya çıkar. Bunlar arasındaki en belirgin hastalıklar; psikotik rahatsızlıklar, bipolar bozukluk, depresyon ve anksiyetedir. Bu rahatsızlıklar yalnızca kullanım anında (uyuşturucu kullanımının anlık etkisi olarak) değil, uyuşturucuyu bırakırken de ortaya çıkabilirler. Bazen bazı uyuşturucular şizofreniye dahi sebep olabilir.

Psikotik hastalıklarda beynin bilişsel fonksiyonlarında değişim gerçekleşir. Bilişsel fonksiyonlardaki bu değişim, entelektüel kapasitede bir kayba sebep olabilir. Kapasite bazındaki bu anormallikler farklı şekillerde kategorize edilebilirler.

uyuşturucular ve

Algıda Değişiklikler

  • Halüsinasyonlar: Var olmayan nesneleri görmek. (Uzay gemisi gibi)
  • Delüzyonlar: Nesneleri olduklarından farklı formlarda görmek. (Gerçek bir insanın şeytanın kılık değiştirmiş hali olduğunu düşünmek gibi)
  • Paranoya: Ekbom Sendromu olarak da bilinir, uyuşturucu kullanan kişiler dış asalakları varmış gibi ya da böcekler vücutlarını kaplıyormuş gibi hissedebilirler. Çektikleri acı, var olduğunu sandıkları bu asalaklardan bıçak ya da makas yardımıyla kurtulmak gibi tehlikeli isteklerin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Düşüncede Değişiklikler

Uyuşturucudan kaynaklı düşünce değişimi ile ilişkili iki kategori bulunmaktadır:

  • Dikkat ve asosyatif kapasite kaybı: Bu semptomu gösteren kişiler aldıkları uyaranlara gerekli tepkileri veremezler. Örneğin, biriyle konuşurken farklı uyaranlara maruz kalırız: etraftaki diğer sesler, geçen arabaların sesleri, reklam ışıkları vb. Kişiler algılarını yalnızca istedikleri uyaranları dikkate alacak şekilde yönlendirebilirler. Fakat uyuşturucudan dolayı dikkat ve asosyatif kapasite kaybı olan kişiler yalnızca istedikleri şeyleri irdeleyemezler. Arkada akıp giden tüm uyaranların da tam olarak farkında olurlar ve bu seçici şekilde bir noktaya odaklanmalarına engel olur.
  • Hezeyanlı düşünceler: Kişi bazı şeylerin gerçek olmadığını hayal eder. Bu düşüncelerde doğruluk payı olabilir; gerçek hayatta gerçekten yaşanan durumlar olabilir. Örneğin, hezeyan yaşayan bir kişi partnerinin onu aldatıyor olduğuna ikna olabilir ve partnerinin bir arkadaşlarıyla beraber olduğunu düşünebilir. Fakat, bu delüzyonun içeriği her zaman gerçeği yansıtmayabilir de. Onu takip edenlerin olduğunu düşünmek, delice kıskanmak vb. gibi davranışlar aslında oldukça mantıksız olan davranışlardır.

Uyuşturucu kullanımı bazen yıkıcı beklenmedik olaylara sebebiyet verir. Yalnızca fiziksel olarak zarar vermez, aynı zamanda ciddi akli sorunlara da sebep olur. Tedavi yöntemleri, hastanın patolojisine göre kişiden kişiye farklılaşabilir. Tedavi yöntemi belirlemede, kişinin sosyal durumu, çevresi ve psikobiyolojisi de daima göz önünde bulundurulmalıdır.

Bibliyografik Referanslar

  • Gil-Verona, J.A., Pastor, J.F., de Paz, F., Barbosa, M., Macias-Fernández, J.A., Maniega, M.A., Rami-Gonzalez, L., and Cañizares-Alejos, S. (2003). Neurologia de la adicción a la drogas de abuso. Revista de Neurologia, 36(4), 361-365.
  • American Psychiatry Association, (2014), Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders., Washington, DC: United States, American Psychiatry Publishing.
  • Gil-Verona, J.A., Pastor, J.F., de Paz, F., Barbosa, M., Macias-Fernández, J.A., Maniega, M.A., Rami-Gonzalez, L., and Cañizares-Alejos, S. (2003). Neurologia de la adicción a la drogas de abuso. Revista de Neurologia, 36(4), 361-365.
  • American Psychiatry Association, (2014), Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders., Washington, DC: United States, American Psychiatry Publishing.