Logo image
Logo image

Sıra Dışı Bir Beyin: Otizm ve Einstein

4 dakika
Sıra Dışı Bir Beyin: Otizm ve Einstein
Son Güncelleme: 06 Haziran, 2018

İnsan beyni, esrarengiz olduğu kadar karmaşık yapıda olan bir organdır. Nörobilim alanında yapılan araştırmalar ışığında, her gün beynin işleyişi hakkında daha fazla yeni bilgi açığa çıkmaktadır. Ama bu organ hakkında keşfedilecek çok şey var. İnsan beyni ile ilgili bilgiler bizi şaşırtmaya devam edecek gibi duruyor.

Örneğin, otizmli bazı hastaların, pek alışılmadık bir yeteneği vardır. Bazıları Rönesans sanatçılarından daha iyi resim çizebilirken, diğerleri ise herhangi bir eğitim almadan enstrüman çalabilir. Beyinleri, otistik olmayan bireylerden daha farklı bir yapıya ve işlev tarzına sahiptir.

İlk önce  genel olarak beynin bir yapısına bakalım.

Evrim

Paul MacLean’ın üç boyutlu beyin modeli, uzun yıllardır çok popüler bir şema olmuştur. Bu modelin popülaritesi, beynin farklı bölgelerini, farklı görevlerin yerine getirildiği, farklı kümeler halinde gruplandırması fikrine dayanır.

Bu şemadaki yapılar, sürüngen beyin, limbik sistem ve neokorteks katmanlarından oluşur. Bir tür olarak sahip olduğumuz şekle paralel olarak beynimiz, sürüngen kompleksinden, “rasyonel beyin” olarak da bilinen neokorteks’e doğru bir evrim geçirmiştir.

Some figure

Sürüngen beyni

Sürüngen beyni, ön beynin en düşük bölgesidir. Bu bölgede bazal gangliyonları, beyin sapını ve beyinciğe ait alanları bulabiliriz. Bu yapılar, hayatta kalmamız için gerekli olan temel işlevlerden (nefes almak ve kalp atışlarımız gibi) sorumludur.

Bu yapı, organizmanın fizyolojik durumlarına bağlı olarak, basit ve dürtüsel davranışlar yürütmekten de sorumludur: yani, korku, açlık, öfke ve benzerleri gibi. Gerekli koşullar sağlandığında genetik olarak programlanmış kodları tutan sinir sisteminin bir parçası olduğu da söylenebilir.

Limbik sistemi

Bu sistem, yaşadığımız her durumdan elde ettiğimiz duygulardan sorumludur. Yani, duygularımızın merkezini temsil eder.

Bu sistemdeki en önemli yapılar arasında amigdala ve hipokampus vardır. Bu yapılar, hipotalamusun yanı sıra, geniş bir uyaran yelpazesine mümkün olduğunca tepki veren, nazaran ilkel bir hafıza sistemi oluşturur.

Neokorteks

Bu yapı, insan beyninin gelişimindeki en yeni evrimsel dönüm noktasıdır. Yani, rasyonel aklın merkezidir. Soyut, sistematik ve mantıklı bir şekilde düşünmemizi mümkün kılar. Ve bu yapı,  bizim türümüz, için oldukça büyük bir başarıdır.

Bu, birbirimizden çok farklı olmamızı mümkün kılan alandır aynı zamanda. Neokorteks sayesinde, farklı zamanlarda da aynı duruma farklı şekillerde tepki verebiliriz. Aynı zamanda güçlü hayal gücümüzün de kaynağıdır.

Neokorteksin en iyi bilinen bölümlerinden biri serebral loblara dayanmaktadır.

Some figure

Serebral loblar

İnsan beyni, iki veya daha fazla simetrik parçaya bölünmüştür. Bunlara yarı küreler denir. Bu yarı kürelerin her biri de, dört farklı bölüme ayrılabilir:

  • Oksipital lob. Görsel korteks bu lobda bulunur. Bu nedenle, gördüklerimizi yorumlama yeteneğimiz burada bir anlam kazanır.
  • Parietal lob. Vücudun çeşitli bölgelerinden gelen duyusal bilgilerin işlenmesinde önemli bir role sahiptir. Aynı zamanda sayılar, sayıların çıkarımları ve nesnelerin şekilleri ve değişimleri ile ilgilidir.
  • Temporal lob. Bu lobun ana işlevleri hafızamızla ilgilidir. Sol temporal lob, kelime ve nesnelerin isim hafızası ile görevliyken, komşusu, sağ temporal lob görsel bellek hafızası ile (yüzler, görüntüler…) görevlidir.
  • Frontal lob. Dürtü kontrolü, yargılama, dil, çalışma belleği, motor fonksiyonlar, cinsel davranış ve sosyalleşme ile ilgilidir. Ayrıca planlama, koordinasyon, kontrol ve davranışların yürütülmesi gibi faaliyetlerde de yardımcı olur.

İnsan beyni ve otizm

Otizmli insanlar, başkalarıyla etkileşime geçme konusunda genellikle çok yetenekli değillerdir. Buna ek olarak, genellikle duygusal olgunluk, dil becerileri ve diğer yaşamsal faaliyet zorluklarından mustarip olurlar. Bu problemler, beyinlerinin bazı bölgelerinin hasar görmesinden ve anormal şekilde işlev görmesinden kaynaklanabilir.

Bununla birlikte, “otistik sanatçılar” durumunda ise, sağ paryetal lobda (mekânsal ve sanatsal yeteneklerimizin bulunduğu) el değmemiş bir kortikal doku adası vardır.

Burada meydana gelen olay,  beyin birçok bölgesinin hasarlı olması nedeni ile, sağ parietal lobun burada kullanılamayan kaynağının  çoğunu, kendi tekeline almasıdır. Aksi takdirde, hiç bir eğitim almadan sergilenen bu tür performanslar için, yıllar süren bir hazırlık ve çaba gerekirdi.

Bununla birlikte, örneğin, bir inme veya beyin tümörü gibi bir hastalık, sağ parietal loblara zarar verirse, bu kişi genellikle basit bir çizgi çizmek gibi bir bir işlevi bile kaybeder. Fakat eğer başka bir senaryoda, lezyon sol parietal lobda (sayısal hesaplama ile çalışır) bu tür bir durum meydana gelirse, genellikle o kişinin sanatsal kapasitesi gelişir.

Peki tüm bunlar neden oluyor? Bir açıklama göre, sol parietal lob, kendi kaynaklarını tüketmeyi bıraktığı zaman, beyin bunları sağ loblara aktarır. Yarı kürelerimiz birlikte çalışsa da, gerçek şu ki, aynı zamanda kullanılan kaynakları telafi etmek için de inanılmaz bir yetenekleri de vardır.

Some figure

Peki ama tüm bunların Einstein’ın beyniyle ne ilgisi var?

Görünüşe göre Albert Einstein’ın beyninde de muazzam açısal kıvrımlar vardı (bunlar gyri paryetal loblarda bulunur). Matematikte iyi olmak sadece sayısal hesaplamada iyi olmayı gerektirmez. Ayrıca mekansal görselleştirme gibi başka beceriler de gerektirir.

Böylece Einstein, hesaplama becerilerini (sol paryetal lob) mekansal kabiliyeti (sağ parietal lob) ile olağanüstü bir şekilde birleştirebilme yeteneğine sahipti. Bu birleşim, Einstein’ın zekası kadar olağanüstüydü.

Bu metin yalnızca bilgilendirme amaçlı sunulmuştur ve bir profesyonelle görüşmeyi yerine geçmez. Şüpheleriniz varsa, uzmanınıza danışın.