Sessizliği Ceza Olarak Kullandığımızda

25 Ocak, 2018

Bazen sessizliği ceza olarak kullanırız ve biriyle konuşmamak; öfkeyi, kınamayı ya da farklı fikri olmayı “ifade etmek” için bir kaçış gibi gözükebilir. Bir problemi aşmak ya da birinin değişmesini sağlamak için bu yöntem ne kadar etkili olabilir?  İçimizde bizi yakan bir güceniklik varken sözlerden kaçınma kararının anlamı nedir?

Biriyle diyalog başlatmak her zaman kolay değildir, özellikle de çözmesi imkânsız bir sorun varsa. Ama meseleyi doğrudan ele almak yerinde o kişiyle konuşmayı bıraktığınızda elinize geçen tek şey, bir diğer gerginlik yaratmaktır. Çözülmemiş olan tartışmanın üzerine bir de gerçek bir zehir kazanına dönebilecek bir belirsizlik eklenir.

“Konuş ki seni görebileyim.”

– Sokrates

Oysa pek çok insan, bir sorunu diyalog yoluyla çözmek için samimi bir istek duymaz. İstedikleri şey, diğer kişinin onların bakış açısını kabul etmesidir. Böylece diğer kişinin teslim olması için sessizliği ceza olarak kullanır. Nihayetinde bu çocukça bir tavırdır. İşin en kötüsü de hiçbir şeyi çözmemesidir. Sorun tam oradadır ve egoyu yüceltmeye devam eder.

suratı mavi tırnaklamak

Sessizliği Ceza Olarak Kullanmanın Nedenleri 

Biriyle konuşmayı kesmenin geçerli olduğunu savunan her türlü argüman mevcuttur. Aslında amaçladıkları şey, o kişiyi cezalandırmaktır. Diğer kişinin o sessizlikte bir kınama olduğunu anlamasını amaçlarlar. Peki bunu sessizlikle iletmek yerine neden söylemeyi tercih etmiyorlar? Bu yöntemi tercih eden insanların ileri sürdüğü temel nedenler şunlardır:

  • Hakaretlerin havada uçuştuğu bir tartışmaya katılmaktansa bir kişiyle konuşmayı bırakmak daha iyidir.
  • Bu kişi beni dinlemiyor. Değişmesi için ne kadar yalvarıp yakarsam da beni dinlemiyor. O yüzden, hiçbir şey söylememek daha iyi, zaten konuşmamın ne anlamı var ki?
  • Benden özür dilemesi gerek çünkü bana şunu yaptı (ya da söyledi veya yapması gerekeni yapmadı söylemedi).
  • Her defasında aynı noktada kendimizi buluyorsak neden konuşmakla uğraşayım ki? Konuşmayı bırakmam daha iyi. Böylece vazgeçmeyeceğimi anlar.

Bütün bu senaryolarda yaşadıkları çatışmayı aşmak için sessizliğin en iyi strateji olduğunu öne sürerler. O ya da bu sebeple kelimeleri verimsiz olarak görürler. Bu yüzden sorun yaşadıkları o kişiyle konuşmayı bırakmaya karar verir ve böylece o kişinin bu durumu ceza olarak göreceğini umarlar. Bunun sonucunda diğer kişi, tavrını yeniden gözden geçirecektir.

Sessizliği bir ceza olarak kullanmak saldırgancadır 

Sessizlik pek çok anlam taşıyor olabilir. Bunlardan bazıları gerçekten şiddet içerir. Biriyle konuşmamak, pasif-agresif bir tavır benimsemek demektir. Yani diğer kişiye karşı şiddet içeren bir davranış sergilemektedirler ama gizli bir şekilde. Çoğu kez bu tür davranışlar doğrudan saldırıdan daha zehirlidir. Çünkü sessizlik, her türden yorumun mümkün olduğu durumlarda bir kara deliğe dönüşür.

sus diyen el ve dudak

Başkalarıyla konuşmamaya karar veren insanların açık nedenleri vardır. Ayrıca bu durumun nasıl sonuçlanacağı konusunda da kesin bir beklentiye sahiptirler. Ama bu tür taktiklere başvuran kişilere şunu sormak istiyoruz: diğer kişinin sessizliğinizin ne anlama geldiğini gerçekten anladığından emin misiniz? O kişinin değişmesini ya da istediğinizi yapmasını sağlamak için en iyi yolun, diyalog eksikliğiyle o kişiye saldırmak olduğundan emin misiniz?

Sessizlik sadece daha fazla mesafe yaratır. Mesafe ise anlayış için ve zarar görmüş bağları onarmak için iyi bir müttefik değildir. Aradaki boşlukları iyice genişletmekten başka bir şey yapmaz.

Diğer yandan, biriyle konuşmamak bir süre için işe yarayabilir. Cezayı yerine yerleştirirsiniz ve diğer kişi buna tepki verir.Özür diler, değişeceğine söz verir ve istediğinizi yapacağınızı söyler. Ama uzun vadede ortaya yeni üzücü durumlar çıkar ve daha çok güceniklik duyarsınız. Sessizliğin bir sorunu tamamen çözmesi veya bir çözüme yol vermesi nadiren gerçekleşen bir durumdur. Tek yaptığı şey, asıl meselelerin üzerini örtmektir.

Sessizliğin Daha Sağlıklı İşlevleri 

Kimi zaman sessiz kalmak, konuşmaktan daha iyidir bu doğru. Mesela, aşırı öfkelendiğimizde böyledir. Öfke, meseleyi abartmamıza neden olur ve gerçekten düşündüklerimizi ifade etmek yerine diğer kişiye zarar verme düşüncesi zihnimizi kurcalar durur. Bu koşullarda kendimizi toplayana ve sakinleşene dek hiçbir şey söylememek en doğrusudur. Söz konusu durumda bu akıllıca bir karardır.

Ama söylediğimiz gibi sessizliği birini cezalandırmak ya da “teslim olmaya” zorlamak için kullanmak nadiren pozitif sonuçlar getirir. Bazen karşımızdakine zarar vermeden öfkemizi veya kızgınlığımızı ifade etme güçlüğüyle karşı karşıya geliriz. Burada çıkış yolu, konuşmamak değil anlaşmaya giden yollar arayıp bulmak ve köprüler kurmaktır. Sözlerin eksikliği diğer kişinin teslim olmasına neden olabilir ama bu, çatışmanın son bulduğu anlamına gelmez. Ayrıca diğer kişi vazgeçmeyebilir ve bu durum tehlikeli bir kar topu etkisi yaratabilir.

iskelede kadın ve kayık

Belki gerekli olan konuşmak için daha iyi koşullar aramaktır. Ve onaylamadığımızı farklı bir şekilde ifade etmenin yolunu aramaktır. Her zamanki yerimizden daha sıcak ve arkadaşça bir noktaya geçmek bazen iletişimi canlandırmaya yarayabilir. İçten konuşmak, başkalarının ne hissettiğini düşünerek değil daima hislerinizi takip ederek ilerlemek, asla başarısız olmayacak bir reçete sayılabilir. Bunu bir deneyin deriz.