Sabrın Gücü Ve Anksiyete Yönetimi

Şubat 7, 2019
Sabırlı olmak için kendinizi eğitmek kolay değildir. Ancak, daha olumlu ve güvenen bir tavır geliştirmek için üzerinize düşeni yaparsanız, stresle başa çıkabilir ve kendi refahınıza odaklanabilirsiniz.

Zihin genellikle hayatın kendisinden daha hızlı hareket eder. Onu yavaşlatma yollarından bir tanesi de sabrın gücünden geçer. Bekleme yeteneğinizi yetiştirirken, pozitif bir dünya algısı yaratmayı deneyin. Anksiyete, baskı ve endişeleri geride bırakmanıza izin veren bir alışkanlığa yer açın. Bu şekilde, olayların olmaları gereken ve doğru zamanlarda yaşanmasına olanak tanımış olursunuz.

Uzmanlar, sabırsızlığın öğrenilmiş bir davranış biçimi veya bazı insanlarda doğuştan gelen bir özellik olup olmaması konusunda farklı görüşlere sahiptir. Durum ne olursa olsun, bir şey açıktır: sosyal değerlerimiz bu memnuniyetsizlik duygusunu teşvik eder ve anında sonuçlar talep etmemize neden olur. Bu yüzden bir şeyleri beklemek zor gelir. İnsanlar, olayların kendi kontrolleri altında olmadığını fark ettikleri zaman kendilerini çaresiz hissederler.

Önce hangisi gelir: Anksiyete mi Sabırsızlık mı?

Sabırsızlık, anksiyeteye mi neden oluyor ya da bizzat anksiyetenin kendisi mi bizi söz konusu beklemek olduğunda daha az hoşgörülü yapıyor, bilmiyoruz. Bununla birlikte, bildiğimiz tek şey, bu ikisinin stresi ve aşırı aktif bir beyni tetikleyen mükemmel bir çift olduğu. Uykusuzluğa, yorgunluğa, konsantrasyon eksikliğine, motivasyon eksikliğine ve tabii ki mutsuzluğa neden olabilirler.

Bu duyguları kontrol altına almak adına basit ama etkili bir strateji, sabır geliştirmektir. Sabrın yetiştirilmesinin kolay bir iş olmadığını anlamak bu noktada önemlidir. Çünkü beyin zamanla belirli düşünce kalıplarına alışır hale gelir. Beyninizi daha sakin ve iyimser bir yaklaşımla tanıştırmaya yeltendiğiniz zaman karşılığında biraz direnç gösterecektir. Ancak sabır geliştirmek mümkündür.

“Rahatlamayı öğrenip yanıtını beklerseniz eğer, aklınız çoğu soruya yanıt verecektir.”

– William S. Burroughs

eller ve güneş ışığı

Daha kaliteli bir yaşam için sabrın gücü

Sürekli sabırsızlığın sonu anksiyetedir. Ve bu ikisinin kombinasyonu yıkıcı olabilir. Kas ağrısı, baş ağrısı, kalp çarpıntısı veya sindirim problemleri gibi fiziksel sorunlara yol açabilirler. Sabırsızlık, beyninize yüklenen kötü amaçlı bir yazılım gibidir. Orada olduğu zaman, bilişsel bozulma mekanizmalarını aktif hale getirir.

Sabırsızlık, uyandığınız anda işe koyulur. Eğer kahveniz yeterince hızlı pişmiyorsa ya da işe giderken bindiğiniz otobüs bir dakika geç kalmışsa, bugünün kötü bir gün olacağını varsayarsınız. Aklınızda olan projenin taslağını bugüne tamamlamıyorsanız, kendinizi sinirli ve çaresiz hissedeceğinizi biliyorsunuz. Sonuç olarak, acele etmek, düşüncelerinizi ve ruh halinizi bozan bir zehir gibidir.

Ünlü bilişsel psikoterapist ve rasyonel duygusal davranış terapisinin savunucusu Albert Ellis, kontrolsüz kaygının etkileri hakkında konuşur: eğer anksiyeteniz taşkınlığa ulaşırsa, hayatınızın kontrolünü devralır. Bu nedenle, sabır, kontrolü yeniden sizin kazanmanıza yardımcı olması için ideal bir yaklaşımdır.

Otokontrol sabrın anahtarıdır

Ocak 2018’de, Jacksonville’deki Kuzey Florida Üniversitesi, sabrın gücü üzerine ilginç bir çalışma yürüttü. Bu çalışmanın baş araştırmacısı, Psikolojide Felsefe doktoru Dominik Guess’ti. Çalışma, bazı kültürlerde, sabrın, oldukça somut bir psikolojik işlev nedeniyle insanlara daha fazla anlam ifade ettiğini ortaya koydu: otokontrol.

  • Otokontrol, her şeyden önce, kendi kendini denetim anlamına geliyor. Diğer bir deyişle, baskı ve dışındaki olaylar karşısında kendinizi ve tepkilerinizi yönetmenize olanak sağlayan bir yetenek.
  • Otokontrol geliştirmenize yönelik yaklaşımlar aşağıdaki özelliklere sahip olmanızı gerektirir:
  • Derin düşünce
  • Duygusal yönetim.
  • Kendini kontrol etme.
  • Atılganlık.
  • Sosyal yetenekler.
  • Tolerans.
genç bir adam ve sabrın gücü

Sabrın dört sütununu eğitmek

Sabır hakkındaki bazı fikirleri açıklığa kavuşturmamız gerekir. İnsanlar genellikle sabrı yanlış anlayıp onu pasiflik, geri çekilme ya da basit bir şeyi bekleme yeteneğiyle ilişkilendirirler. Gerçekten ne anlama geldiğine dair daha net bir resim çizmek adına, sabrın sütunlarına bir göz atalım. Bunlar bugünden geliştirmeye başlamanız gereken özelliklerdir:

  • Sabır özgürlüktür. Bu, size, beklemeyi, gözlemlemeyi ve ne zaman harekete geçeceğinizi bilmeyi öğreten ve duygusal açıdan insanı özgürleştiren bir uygulamadır.
  • Sabır şefkattir. Sabrın bu yönü, kendine karşı saygılı olmayı ima eder. Sırf bir şeyleri beklentileriniz doğrultusunda yapamadığınız için kendinize kötü davranmanız gerekmez. Aksine, kendinize yardım etmeli, değer vermeli ve kendinizin en iyi dostu olmayı öğrenmelisiniz.
  • Sabır hareket ve eyleme yol açar. Sabırlı olan insanlar sabit değildir. Ne vazgeçmişlerdir ne de kendilerini gerçeklikten de izole etmişlerdir. Aksine, sabrın gücü, enerjinizi, harekete geçirmek için saklar. Hareket etmek için en iyi zamanın ne zaman olduğunu anlamanız için sezgilerinizle bağlantı kurmanızı sağlar.
  • Güven ve iyimserlik, etkili sabrın tohumlarıdır. Sabır, eylemsizlik içinde bir miktar güveni ima eder. Her şeyin kendi başına doğru zamanda gerçekleşeceğine inanmak zorundasınız. Eğer her şey şimdi ve burada gerçekleşiyorsa, hayatın kendisinden daha hızlı ilerleyen bir zihne sahip olmak işinize yaramaz.

Sonuç olarak, sabrın yoğun bir güç olduğunu unutmayın. Aynı zamanda, sahip oldukları duygu ve düşüncelerini yönetmeyi öğrenmiş insanlarda bulunan bir erdem olduğunu da. Bu insanlar her şeyin bir zamanı olduğunu bilirler.

Bazen hayatı aceleyle yaşamayı deneriz; gerçekte yavaş yavaş tadına varılması ve zevk alınması gerektiği halde. Sakin olun, yavaşlayın, doğru yönde hareket ettiğinizden emin olun ve sabrın gücüne güvenin.

  • Ellis, Albert (2004). Cómo controlar la ansiedad antes de le controle a usted. Barcelona: Planeta
  • Calle, Ramiro (2001). El arte de la paciencia. Martínez Roca
  • Zimmerman, B.J. & Moylan, A.R. (2009). Self-regulation: Where metacognition and motivation intersect. En D. J. Hacker, J. Dunlosky y A. C. Graesser (Eds.), Handbook of Metacognition in Education (pp. 299-315). New York: Routledge.