Pazar Günleri Neden Bu Kadar Melankolik Geçer?

· Mart 5, 2018

Pazar günleri insanlara çok şey ifade ediyor. Bir sürü insan, pazar gününün beraberinde getirdiği duygular yüzünden korkuyor. Ancak başkaları için, haftanın son günü, kaybettikleri enerjilerini toplamak ve anı yaşamak için bir fırsat günüdür.

Birçok kişi, pazar günleri, kendilerini olağandan daha da endişeli hisseder. O gün, nostaljisi ve gerçekliği ile bizi mahveder. Bazı açılardan, sanki pazar günü, bizi ciddi bir gerçeklik dozu ile tokatlıyor gibidir: “İşte ben buradayım, bu da senin özgürlüğün, bu da sensin, işte tam da buradasın.” Bu, bir döngünün, yani haftanın sonudur.

Tüm bunları bize hissettirmesindeki amaç, sanki düşünmek istemediğimiz her şeyi bize göstermesidir. Sanki bir hafta boyunca açmamak için çok uğraştığımız bir çekmeceyi açmak gibi…Fakat neredeyse sanki bir sihirbazın numarası gibi, o çekmece pazar günleri hep açılır. Açıldıktan sonra ise hissetmek istemediğimiz her şey ortalığa dökülür.

Diğer bir taraftan ise, pazar günlerinin biraz paradokslu bir yanı vardır çünkü en çok yorgun olduğumuz gün o gündür. Geçtiğimiz hafta gibi bir başka haftaya nasıl başlayabileceğimizi düşünüp duruyoruz. Ancak pazar günleri tekrar yoruluruz, çünkü hafta sonları farklı programlarımız vardır. Bu değişiklikler bedenlerimizi birazcık rahatsız eder. Bazen bunun sebebi çok fazla dinlendiğimizden ya da haftanın stresindeki yoğunluk artışından kaynaklanır.

pazar günü açık tabelası

Pazar günleri, bizi rahatsız edecek herhangi bir şey olmadan hayatımız üzerinde düşünmemizi sağlar. Bu senin hayatın,  senin de karakterin bu. Sanki çırılçıplak soyunup, kendinizi belirsiz bir geleceğe savunmasız bırakmak gibi bir histir bu. Pazartesi günü ise, hem mecazi hem de gerçek anlamı ile, iş kıyafetlerimizi giyeceğiz  İşe başlarken kendimizi Pazar gününün melankolisinden azat edeceğiz.

Kendimizi iş güçle meşgul tutarak, huzur, anlam, yön ve istikrar buluruz. Yapmak istediğimiz bir iş, ulaşmak istediğimiz bir hedef vardır. Şu koca dünya da, kendimize ait  bir yer… Toplumu inşa etmemize yardımcı olacak bir kum tanesi… Yaşam şekillerinin ortaya çıkmasından korkan insanların yaşadığı bir toplum. Çelişkilerde kalmış, özgürlükten korkmuş insanlar kümesi…

Erich Fromm “Özgürlük Korkusu” adlı eserinde bu durumu incelemiştir (1941). Bu kitapda Fromm, özgürlüğü istemekle, özgürlükten korkmak ve bunun ortaya çıkardığı sorumluluk duygusu arasındaki merak uyandırıcı paradoksu işlemektedir. Yani, eğer ben özgür birer bireysem, varlığımdan ve seçimlerimden tamamen sorumlu olurum. Kendimi keşfetmem gereken bu uçurumlarda, yoğun sıkıntılar, rahatsızlıklar ve güvensizlikler ile savaşmak zorunda kalırım.

Bazen Pazar sendromundan kaçınmak için ne gerekiyorsa yaparız

Melankoli ile dolu bir boşluk hissediyoruz. Haftanın pazar adı verilen bu korkunç son gününde, sürekli olarak görülen bir melankolik hal… Pazar günleri toplumdaki yerimiz (mesleki rolümüz) ve gerçekte kim olduğumuz arasında bir çeşit belirsizlik hali olarak geçer. Temel olarak yalnızlığımızı ortaya koyuyor. Görmek istemediğimiz bir yalnızlığı…

Bazen her türlü arkadaşlık için yalvarırcasına, yalnızlığımızı kendimizden uzaklaştırmaya çalışırız. Yalnız kalmamak için her şeyi yaparız. Çünkü yalnız olduğumuz zamanlarda, sendromun ortaya çıktığını hissediyoruz. Bu hislerden kaçınmak için, gücümüzün son damlasına kadar savaşıp, elimizden gelen her şeyi yaparız. Belki bütün gün boyunca uyur ya da arkadaşlıkları bizim için pek fazla bir şey ifade etmeyen insanlarla vakit geçiririz. Veya kendimizi sadece iş güçle meşgul etmeye çalışırız.

İşkolik olan bir çok insan, çalışmadıkları bir gün geçirme fikrine hiç bir şekilde dayanamaz. İşsiz geçen bir gün, kim olduklarının gerçeği ile kendilerinden kaçıp, saklanmak zorunda kalacakları bir gün anlamına gelir. İşin gücün hengamesi içimizi hayatla doldurur çünkü bu sayede kendimizi meşgul eder ve yararlı olduğumuzu hissederiz. Ama aynı zamanda, bizi gerçekte sahip olduğumuz karakterden oldukça uzaklaştırır. Bu durum, bizi yalnızlığımızdan da uzaklaştıracaktır.

montlu adamın sırtından bir fotoğraf

İş bizi gerçekte sahip olduğumuz karakterden uzaklaştırır

İş, pazar günlerinde ortaya çıkan melankoli ve endişeli halden kurtulmamız açısından bize rahatlık ve esenlik sağlar. Örtbas etmek için onca uğraştığımız her şey, hiç beklemediğimiz bir an ortaya çıkıp bizi vuracaktır. Bu nedenle, içimizde ne olur ne bittiğine dürüstçe bakmak önemlidir. Aksi takdirde, görmemek için çabaladığımız bu şeyi görmek zorunda kalacağız.

Pazar günleri böyle hissetmek gayet normal bir durumdur. Pazar gezintisinden döndüğümüzde, pazartesinin o yoğun koşturmacasının tekrar başlamasından bir gün önce … Bu içimizde kopan fırtınanın bir anlamı ve hissiyatı vardır. Bu her zaman açık olmayan bir histir. Yararlı varlıklar olarak, bu günden bir anlam bulmak ve buna inanmak, sağlıklı bir yaşam için önemlidir.

Aynı zamanda, insani değerlerimizi açısından, kimyamıza özen göstermek de önemlidir. Bu şekilde, aniden ve/veya tekrarlayan bu doğal reaksiyonları anlayabiliriz. Dinlemek, kucaklamak ve kaygı ve melankoli durumlarını kabul etmek, pazar günlerini daha katlanabilir ve kesinlikle daha ödüllendirici bir hale getirebilir.