Nerede Olduğunuzu Bilen Kimsenin Peşinden Koşmayın

· Ocak 30, 2017

Birisi bir zamanlar bana asla unutamadığım ve asla unutmak istemeyeceğim bir şey söyledi: ahlaki bir sorumlulukla bile olsa, nerede olduğunu bilen kimsenin peşinden koşma. Neden bu kadar aykırı bir şekilde hareket edeyim ki diye sorduğumda aldığım cevap, gözlerimi açıp, gerçekleri görmemi sağladı.

İlk önce bana “kimsenin peşinden koşma, hatta kendi peşinden bile. Koşma çünkü, kimsenin peşinden koşacaklara ihtiyacı yoktur, sadece yanlarında olacak birine ihtiyacı var herkesin.” dedi. Sonradan, “artık bir şey sana katkıda bulunmuyorsa, bırak gitsin. Çünkü her yeni gün yeni bir şey sunabiliyorsan, hiçbir şey için yalvarmaya gerek yoktur.” dedi.

“Mesele, kelebeğin peşinden koşmak değil, onun size gelmesi için bahçenize iyi bakmaktır.”

– Mario Quintana

hava-balonu

Kimsenin peşinden koşma, kendinin bile

Kendinin peşinde koşmak ne anlama gelir? Kulağa ilk başta garip gelebilir, ama başınıza da gelebilir. Başımıza gelen her şeyden sık sık kaçmak ya da etrafımızdaki her şeyi bırakıp gitmek kendimizi daha iyi hissettirir.  

Geçmişteki halimizin peşinden koştuğumuz zaman, hayatta yol alamayız. Her zaman için, ileriye bakmak, nerede olduğunu bilmesek de, örneğin geleceğimizi bulmak gibi, istediğimiz bir şeylerin koşmak gerekir. Eğer geçmişimizin peşinden koşarsak, olduğumuz yerde sayar dururuz.

Nadiren cesaret edip, önümüzdeki boşluğa bakıp düşünecek cesaretimiz oluyor.  Aynı şey ilişkilerimiz için de geçerli.

Arkasında olmanıza ihtiyacı olanın size ihtiyacı yoktur 

Eminim bunları söylemenin çok kolay olduğunu düşünüyorsunuz ama bizim yanlarında olmak istediğimiz, ancak bizi yanlarında istemeyen insanlar vardır. Örneğin, beraber onca şey yaşadıktan sonra birinin bizi hayatından çıkardığını kabul etmek oldukça zordur.

Bununla birlikte, ne kadar karmaşık olursa olsun, bir ilişkinin sağlıklı bir şekilde devam ettirilebilmesi için ihtiyaç duyulan ana maddenin ilgi olduğunu unutmamak lazım. Eğer ilgi yoksa, ilişki de yoktur, çünkü bizi bir arada tutan şey birbirimizi tanıma arzumuz ve bununla birlikte gelen her şeydir.

“Bana olan ilginin giderek azalması, sabahları ‘günaydınların’ kesilmesi, bencilce benden uzak olmaya başlaman; Macondo’ya gitmemim bir gereği olmadığının göstergesiydi. Yüz Yıllık Yalnızlığı hissetmek için dudaklarını öpmek yeterliydi.”

– Gabriel Garcia Márquez

bisiklet-cift

Biten bir ilişkiden geriye kalan tek şeyle bağları kopardığımız için kendimizi kötü hissetmemize gerek yok; hayatlarını tamamlamak için sizi yanından istemeyenin, zaten size ihtiyacı da yoktur. Sadece eskiden var olan o güzel günleri özlersiniz, ama artık o günlere de dönüş yoktur. Bunu anlamak, kendinize değer vermek ve kendinizi hafife almamak hayatınıza devam etmek için atabileceğiniz ilk büyük adımdır. 

Yüreğinizi dinleyin, olmak istemediğiniz yeri söyler

Olay tam olarak budur. Birinin arkasını dönüp size bakacağını umarak orada olmak istemezsiniz. Sizi istemedikleri için size bakmayacaklarını biliyorsanız, orada olmaz istemezsiniz. Yüreğinizi dinleyin ve karar verin; artık siz de hayatınıza kendi istediğiniz gibi devam etmek istemiyor musunuz?

“Ve o birinin çiçekler getirmesini beklemektense, kendi bahçesini ekiyor ve ruhunu süslüyor.”

– Jorge Luís Borges

Diğer şeylerin yanı sıra, büyümek, kendi hayatınızın yönünü ve hızını belirlemeyi öğrenmekle ilgilidir. Kaybettiğiniz kişinin onları nasıl alacağını bilmediğinden emin olarak, sahip olduğunuz şeyleri nasıl yetiştirip büyüteceğinizi ve sevginizi nasıl vereceğinizi belirleyen kişi sizsiniz. Sahip olduklarınızı, sizi gerçekten isteyenler ile paylaşın  çünkü ilginizi göstermenin en iyi yolu budur.