Mowrer’ın İki Faktör Teorisi: Korkularınız Böyle Çalışır

Aralık 31, 2020
Fobiler, anksiyete ve felç edici ıstırap... korkunun mekanikleri, büyük ihtimalle var sayıyor olduğunuz kadar gizemli değil. Bunları bizimle birlikte öğrenin!

Mowrer’in iki faktör teorisi 1939 yılında açıklanmış olsa da, iki nedenden dolayı en ilginç modellerden biri olmaya devam etmektedir. İlk olarak, korku mekanizmalarını ve anksiyete bozukluklarının ve fobilerin nasıl ortaya çıktığını anlamanızı sağlar. İkinci neden ise, bizlere korkunun refahı sınırladığı bu tezahürlerin çoğuyla başa çıkmak için değerli bir başlangıç noktası vermesidir.

Anksiyeteden bahsetmek, korku ve ızdıraptan bahsetmektir. Hiçbir boyut korkunun kendisi kadar karmaşık değildir. Öyle ki şair Horacio korku içinde yaşayan insanların asla özgür olamayacağını söylemiştir. Bu kadar doğru olan sadece birkaç argüman vardır, ancak insan davranışı için hiçbir şey endişe ve korkulara tutunmak kadar tipik değildir.

Sonuçta, bunlar insan doğasının bir parçası olduğu ve hayatta kalma mekanizmaları olarak hizmet ettiği için bu mantıklıdır. Bununla birlikte, bazen, bir kişiyi patolojik bir duruma götürebilirler. Bilmiyorsanız; panik bozuklukları, takıntılar ya da fobiler binlerce insanın günlük yaşamlarını yönetir ve onları normal bir yaşam sürmekten alıkoyar.

Bu durumlar zorlayıcıdır, yorucudur ve bunları yaşamayan birine açıklaması zordur. Korkunun en temel mekanizmalarını anlamak, en kötü düşmanınızın maskesini düşürmenize yardımcı olabilir. Hadi bu konuyu biraz daha derinlemesine inceleyelim.

“Korkularınız ile yüzleşme korkusunun üstesinden gelmek, korkunun kendisinden daha zordur.”

– Anonim

Mowrer’ın İki Faktör Teorisi: Nelerden Oluşur?

Mowrer’in iki faktör teorisi 1939 yılında Orval Hobart Mowrer tarafından dile getirilmiştir. Illinois Üniversitesindeki bu Amerikalı psikolog ve psikoloji profesörü, davranışçı terapi üzerine yaptığı araştırmalar ile tanınır. İlgi alanlarından biri, fobilerin nereden geldiğini ve bir kez ortaya çıktıklarında ortadan kaldırılmalarının neden bu kadar zor olduğunu öğrenmekti.

Örneğin, uçak korkusu olan birine trafik ışığını geçerken ölme olasılığının uçak kazasından daha yüksek olduğunu açıklamak oldukça faydasızdır. Zihin belirli fikirlere tutunur ve bunlar davranışlarımızı tamamen değiştirene kadar bunları korur. Dr. Mowrer bu konuda öncüydü. Aslında, pek çok anksiyete sürecinin arkasındaki mekanizmalara ışık tutmuştur.

Endişeli görünen bir adam.

Mowrer’ın iki faktör teorisine göre korkular, fobiler ve anksiyete bozuklukları iki aşamadan kaynaklanır:

  • Hayatının her alanında kontrol sahibi olması gereken, takıntılı ve çok talepkar birini hayal edin. Birdenbire, bu kişi ilk kez bir uçağa biner ve bu durumu kontrol etmediğini fark eder.
  • Yerden yüksekte kapana kısılmış ve bağlanmış hissetmeye başlar, bu da onun panik atak geçirmesine neden olur. Sonuç olarak, o zamandan beri bir daha uçağa binemez hale gelir.
  • Sadece bununla da kalmaz, şimdi korkusu daha da büyüktür. Tatile ya da iş gezilerine gitmekten korkar. Tekrar uçağa binmeye zorlanmak, anksiyetesini daha da arttırır.

Yukarıdaki örnekte, Mowrer’ın iki faktör teorisini tanımlayan iki boyutu görebilirsiniz. Hadi bunları açalım.

Aşama 1. Klasik Koşullanma

Dr. Orval Hobart Mowrer, araştırmasını davranışçılık üzerine odaklamıştır. Bu nedenle, fobilerin ve birçok anksiyete bozukluğunun ortaya çıkmasına aracılık eden ilk sürecin klasik koşullanma olduğunu tespit etmiştir.

  • Birey, nötr ve zararsız bir uyaranı (bir uçak, bir örümcek, işteki bir olay, kalabalık bir süpermarket vb.) acı verici ya da travmatik bir uyarana dönüştürür.
  • Örneğin: “İş arkadaşlarımla kötü bir deneyim yaşadığımdan beri, ayağa kalkıp hazırlanmayı ve işe gitmeyi çok zor buluyorum. Orası benim için bir kabusa dönüştü”.
  • Gördüğünüz gibi, bu aşamada kişi görünüşte normal bir şeyi hoş olmayan bir şekilde deneyimler.

Aşama 2. Araçsal Koşullanma

Klasik koşullanmanın etkisinden muzdarip olduktan sonra (belirli bir uyarıcı acı verici bir çağrışım kazanır), normale dönmek için sadece bu durumdan kaçınmak yeterli olacaktır. Ancak, fobiler ve anksiyete söz konusu olduğunda beyin farklı çalışır.

İşte o zaman ikinci aşama, yani araçsal koşullanma devreye girer.

Hadi iş yeri örneğine geçelim. Birey, iş arkadaşları tarafından zorbalığa uğradıysa, acılarının sona ermesi için o işi bırakmak fazlasıyla yeterli olurdu, değil mi?

  • Pek sayılmaz. Bu her zaman böyle değildir. Bundan çok daha karmaşık olabilir. Örneğin, herhangi bir çalışma alanı o geçmiş deneyimin anısını tetikleyebilir.
  • “Olan şeyleri hatırladığımda, işe geri dönmem imkansız. Aklım herhangi bir işi geçmişte yaşadıklarımla ilişkilendiriyor.”
  • Bu davranışla kişinin yaptığı tek şey korkuyu güçlendirmektir. Korkunç bir uyaran vardır -> kişi bundan kaçınır -> ayrıca ona o orijinal uyaranı hatırlatan her şeyden kaçınır -> korku daha da büyür.

Bu nedenle, birey sadece orijinal caydırıcı uyarandan değil, ona yaklaşan her şeyden kaçınır.

Bir şeyden korkar gibi görünen bir kadın.

Mowrer’ın İki Faktör Teorisi Size Nasıl Yardımcı Olabilir?

Mowrer’ın iki faktör teorisi, pek çok korkunun sahip olduğu mantıksız temeli ve bunların bir bireyi normal bir yaşam sürmekten nasıl alıkoyduklarını gösterir. Birincisi, acı veren şeyden, gerçek bir tehdit olarak davranan şeyden kaçmak sorun değildir. Bununla birlikte, fobilerin ve korkuların çoğu mantıklı değildir ya da hayatta kalmamızı garanti etmezler. Aksine, bazı korkular büyümemizi engellemekten başka bir şey yapmaz.

Maruz kalma teknikleri, bu psikolojik gerçekler ile başa çıkmak için çok uygundur. Kendinizi korkunç fobik uyaranın önüne koymak ve bu korkuyu rasyonelleştirmek her zaman iyi bir adımdır. Aynı şekilde, kısa stratejik terapi de sizi sınırlayan ve sizi korkularınıza dalmış halde bırakan her şeyin engelini kaldırmak için iyi bir kaynaktır.

Korkularınız ile savaşmak sizin sorumluluğunuzdur. Bunu yapmak için elinizdeki araçlardan yararlanın.

“Cesaret, neyden korkulmaması gerektiğini bilmektir.”

Platon

  • Mowrer, O.H. (1939). A Stimulus-Response Analysis of Anxiety and its Role as a reinforcing agent. Psychological Review, 46 (6): 553-565.
  • Mowrer, O.H. (1954). The psychologist looks at language. American Psychologist, 9 (11): 660-694.