Leon Festinger ve Bilişsel Uyumsuzluk

Ocak 20, 2020
Leon Festinger karar verme sürecini bir deney aracılığıyla test etmiştir. Bugün sizlere bu deneyden söz edeceğiz.

Leon Festinger, 1957 yılında psikolojik gerilim olarak kategorize ettiği bilişsel uyumsuzluk kavramını ortaya atmıştır. Bilişsel uyumsuzluk üzerine yaptığı deneyle karar verme sürecini test etmiştir.

Bilişsel uyumsuzluk, belirli bir konu ya da davranışa dair düşünce, inanış, değerlere dayalı anlaşmazlıklardan doğan bir algıdır. Bu uyumsuzluk, insanlarda rahatsızlığa neden olan düşünce uyuşmazlığından ötürü ortaya çıkar.

Leon Festinger, bunun kişiyi gerilimden kurtulmak adına yeni düşünce ya da beceriler üretmeye ittiğini belirtir. Bu düşünce ve beceriler genellikle kişinin düşünce sistemini tamamlayıcı şeylerdir. Bilişsel uyuşmazlık teorisi ise karar verme aşaması ile ilişkilidir. Bundan dolayı, inançlarımızla bağdaşmayan bir şeye karar verirken hissettiğimiz gerilimi azaltmak adına farklı farklı stratejiler geliştiririz.

“Bir uyumsuzluk olduğunda, kişi bu uyumsuzluğu artıracak durumlardan bilinçli olarak kaçınır ve böylelikle uyumsuzluğun üstesinden gelmeye çalışır.”

– Leon Festinger

Devrim Niteliğindeki Deneyin Yaratıcısı Leon Festinger

Leon Festinger ve karar verme süreçleri

Leon Festinger 1919 yılında Amerika’da dünyaya gelmiş bir sosyal psikologtur. Bilişsel uyuşmazlık teorisi sosyal psikoloji ve özellikle de motivasyon ve grup dinamikleri ile ilişkilidir.

Teori, insanların davranışlarının bilincinde olmaları ve hemfikir olmadıkları bir şey yaptıklarında doğan gerilimi azaltmak için bir şey yapmak zorunda hissetmeleri üzerinedir.

Leon Festinger Tarafından Yürütülen Bilişsel Uyuşmazlık Deneyi

Bilişsel uyuşmazlık deneyi 1957 yılında Leon Festinger ve meslektaşı Merrill Carlsmith tarafından tasarlanmış ve öğrenciler üzerinde uygulanmıştır. Deneyde şu adımlar takip edilmiştir:

  • Öncelikle, bir öğrenciye sıkıcı görevler tayin edilir. Bunlar, tekrar eden ve hiç de ilgi çekici olmayan görevlerdir. Fakat deneyin amacının bu görevlerin nasıl gerçekleştirildiği ile ilgisi yoktur.
  • Daha sonra öğrenciden, odadan çıkarken ondan sonra deneye katılacak öğrenciye deneyin oldukça eğlenceli olduğunu söylemesi istenir. Kısacası, yalan söylemeleri rica edilir.
  • Tabii bu yalanın bir de ödülü vardır. Araştırmacılar, öğrencilerin yarısına 20 dolar, diğer yarısına ise yalnızca 1 dolar teklif ederler.
  • Ardından, odaya girmeyi bekleyen, yanında araştırmacıların da olduğu denek, öğrencilere bir arkadaşının geçen hafta deneye katıldığını ve deneyin sıkıcı olduğunu söylediğini iletir.
  • Yani denek, araştırmacıların gözetiminde yalan söyler. Araştırmacılar da yalanın nasıl gerekçelendirildiğini not eder.

Bunu yapmalarının nedeni 1 dolar karşılığında yalan söylemeyi kabul edenlerin bilişsel uyuşmazlık yaşıyor olmalarıdır. Yaşadıkları içsel çatışmayı dindirmek için kendilerini deneyin eğlenceli olduğuna ikna etmek zorundadırlar.

Neden mi? Çünkü ödül onların rahatça yalan söylemelerini sağlayacak kadar tatmin edici değildir. Yaptıklarını gerekçelendirdiklerinde, 20 dolar alan gruptan daha gergin hissederler. Daha çok para alan öğrenciler yalan söylerken daha doğal ve daha rahat davranırlar.

Yalan Söyleme Çatışması

Bilişsel uyuşmazlık deneyi sonucunda farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Temel olarak, 20 dolar alan grup deneyin sıkıcı olduğunu bilmektedir. Bundan dolayı da öyle olmadığı yalanını söylemeyi bir şekilde gerekçelendirebilirler. Fakat 1 dolar alan grup için aynı şey geçerli değildir. Bu gruptakiler onlar için yetersiz olan ödülün yarattığı gerginliği üstlerinden atmak için kendilerini deneyin eğlenceli olduğuna ikna etmek zorunda kalırlar.

Leon Festinger Tarafından Yürütülen Deneyin Sonucu

Son aşamada denek yalan söyledikten sonra baş araştırmacı katılımcının gerçekten deneyin eğlenceli olup olmadığını düşündüğünü sorar. 20 dolar alan grup deneyin pek de eğlenceli olmadığını ifade eder. Yetersiz ödülle ikna edilen ve yalanı gerekçelendiren grup ise deneyi eğlenceli bulmamalarına rağmen bunu yeniden yapabileceklerini belirterek bir paradoks yaratır.

Bilişsel Uyuşmazlık Deneyinin Sonuçları

  • Sakınma. Denekler onların baştaki rahatsızlık durumuna dönmelerine neden olacak herhangi bir uyarandan sakınma eğiliminde oldular.
  • Onaylanma arayışı. Uygulanan stratejiler sonucu denek kurgulanan öykü ve onu buna iten şeyler konusunda onay arayışına gider. Bunun nedeni davranışını meşrulaştırmaktır.
  • Karşılaştırma. Uyuşmazlık yaşayan insanlar, davranışlarını meşrulaştırmak için kendilerini diğerleri ile kıyaslarlar.

“İnançlı kişi diğer inananların sosyal desteğine ihtiyaç duyar.”

– Leon Festinger

Günümüzde Bilişsel Uyuşmazlık

Rüzgarda saçları uçuşan atkılı kadın

Festinger’ın deneyinin üzerinden 60 yıl geçti ve bu konu hala akıllarda soru işaretleri yaratıyor ve tartışmalara neden oluyor. Örneğin, bazıları çeşitli psikolojik durumlarda kednini gösteren savunma mekanizmalarını meşrulaştırmak amacıyla bu tarz davranışlara yönelebiliyorlar. Ayrıca bu yöntem, suçluların, davranışlarını bir grup içinde saklanarak meşru kılanların ya da “emir büyük yerden” bahanesinin arkasına sığınanların psikososyal analizinde de kullanılmıştır.

İknanın Gücü ve İç Rahatlatma

Deneyde insanların psikolojik ve zihinsel rahatlamaya eğilimleri de araştırılıyor. Sosyal normlar ve gün içinde vermemiz gereken kararlar arasındaki zıtlık bu rahatsız edici durumlara istediğimizden daha fazla maruz kalmamıza neden oluyor. Sorun, gerginlikten kurtulmak için uyumsuz davranışlarda bulunmaktan kaynaklanıyor.

Ayrıca, bilişsel uyuşmazlığın farkında olmak, bunu ne zamanlar yaşadığınızı anlamanızı da sağlar. Bununla beraber, referans grubunun sağladığı bilgilerin sizin üzerinizde nasıl bir etkisi olduğunu ölçmenize de yardımcı olur. Normların davranış, düşünce ve duygularınızı nasıl etkilediğini kavrayabilirsiniz.

Son olarak, bilişsel uyumsuzluk değerlerinizle yüzleşmenizi sağlar ve davranışlarınızı değiştirmenizi sağlar.

  • Tavris, C. y Aronson, E. (2007). Mistakes Were Made (But Not by Me): Why We Justify Foolish Beliefs, Bad Decisions, and Hurtful Acts. Harcourt Books.