Kum Adam ve Psikanalizdeki Tekinsizlik Kavramı

Şubat 22, 2021
Kum adam, "kötü niyetli" ya da "tekin olmayana" karşılık gelen birçok mekanizmayı sahneleyen bir korku hikayesidir. Sigmund Freud bu hikâyeyi, bu korku biçiminde işleyen bilinçsiz mekanizmaları kurmak için kullandı.

Kum Adam, Ernest T.A. tarafından yazılmış kısa bir öyküdür. Hoffman, Sigmund Freud’un psikanalizde kötü niyetli ya da tekinsizlik kavramını anlatmak için bunu bir referans noktası olarak almıştır. Aynı şekilde Jacques Lacan, La Angustia seminerinde bu hikayeye atıfta bulunur. Hikaye, Gece Masalları çalışmasının bir parçası ve Gotik korku edebiyatı türüne girer.

Psikanaliz, tekinsiz ya da kötü niyetli olmanın ıstırabın bir çeşidi olduğunu var sayar. Bilinenin ender hale geldiği veya ender olanın bilindiği veya her iki gerçekliğin aynı anda olduğu “rahatsız edici bir tuhaflık” durumudur.

“İfade edilmeyen duygular asla ölmez. Canlı canlı gömülürler ve daha sonra daha kötü şekillerde ortaya çıkarlar.”

– Sigmund Freud

Tekinsizlik kavramı, insanların neden var olmayan veya bilmediğimiz bir şeyden korkmaya başladığını açıklar. Bunun bir örneği, fiziksel bir temsili olmamasına rağmen birçok kültüre yerleşmiş popüler “Öcü” veya “Şeytan” söylentisidir. Pek çok insan, “Öcü” veya “Şeytan”ın çocukluk zamanlarında anlatılan hikayelerin bir sonucu olarak, karanlıktan korkarak yetişkinliğe ulaşır. Gerçekten neden korkarlar? İşte bu korkunun sebebi dışarıda değil, bizim içimizdedir.

Kum adamın hikayesi

Kumdaki Adam’ın hikayesi, Nathaniel’in çocukluk anılarıyla başlar. Çocukken, uyumadan önce annesi ona yatma zamanının geldiğini, aksi takdirde kum adamın gelip gözlerine kum atacağını ve bu nedenle gözlerini kapatması gerektiğini söylerdi. Aynı anne ona bunun bir hayal ürünü olduğunu söylerken hizmetçi ise bunun gerçek bir hikaye olduğunu söyledi.

Hizmetçiye göre bu canavar çok kötüydü. Uyumak istemeyen çocukları takip eder, gözleri kanayıp yuvalarından çıkana kadar onlara avuç dolusu kum atardı. Sonra kum adam bu gözleri bir çuvalın içine koyar ve çocuklarına yerdirmek için onları aya götürürdü.

kum adam

Nathaniel, Kum Adam’ı babasının bir arkadaşına benzetir. Babasının arkadaşı ölür ve Nathaniel bu korkunç varlığın Kum Adam olduğunu düşünür. Yıllar sonra, bir barometre satıcısı aracılığıyla bu adamla tekrar karşılaşacağını düşünür. Daha sonra Olimpia isminde cansız bir varlık olan otomat cihazına açık olur. Onu bir kadın gibi görür.

Bütün bunlar onu bir delilik sarmalına sürükler ve onu bir tımarhaneye götürür. Sonra düzelmiş gibi görünür, ama birden tekrar kumdan adamı göreceğini düşünür ve bu da kendisini büyük bir yükseklikten atarak kendini öldürmesine neden olur.

Freud’un analizi

Kum Adam‘ın hikayesine dayanarak Freud, uğursuz ya da kötülük kavramına biçim verir. Bu kavramın dilbilimsel ve etimolojik bir analizini yaparak başlar. Bu sayede, önce samimi ve tanıdık olanın aşırı zıttı olduğu sonucuna varır. Bununla birlikte, daha derine indiğinde, kelimenin saklı veya gizli anlamına ve “ev” kelimesine atıfta bulunduğunu da fark eder.

Bu analiz sayesinde, Schelling’in uğursuz olana verdiği anlama ulaşır. Yani, gizli kalmaya mahkum olan şey bir gün ışığına çıkmıştır. Sonra tekinsizlik duygusunun belirsizliği ortaya çıkar: tanıdıktır (evden gelmektedir) ve aynı zamanda gizli bir şeydir. Aynı şekilde bu tekinsizlik duygusu, kaygının aldığı biçimlerden biridir.

Kum adam hikayesi

Freud, tekinsizlik duygusunda tanıdık bir şeyin garip bir hale geldiğini bir mekanizmaya benzediğini keşfeder. Biri öldüğünde de olan budur: Önceden bizim etrafımızda olan biriydi ve şimdi ise anlaşılmaz bir durumda olan bir cesettir. Buradan da, şeytani ve uğursuz varlıkların “ötesinde” başka bir varlık doğar.

Kum Adam‘da öykünün başkahramanı gözlerini kaybetmekten korkmaktadır. Freud, bu korkuyu hadım edilme kompleksi ile ilişkilendirir. Ayrıca baskı kavramı ile şeytani tema arasında net bir tesadüf bulur. Bu da bastırılanın açığa çıkması olacaktır. Daha sonra, çocuksu hadım edilme kaygısına yol açan şeyin tekinsizlik olduğu sonucuna varır.

  • Cattaneo Rodríguez, G. (2012). Lo ominoso y el artefacto de la mirada. Affectio Soc.(Medellin), 8(15), 81-98.