Kognitif Rezerv Beyni Korur

Eylül 14, 2017

Kognitif rezerv, beynin muhtemel zararlarla başa çıkma becerisidir. Okuma ve matematik gibi eylemlerde kullandığımız bilişsel becerilerimizi çalıştıran aktiviteleri düzenli bir şekilde yaparak beynimizi yaşlılık ve demans hastalığının olumsuz etkilerinden koruyabilir, nörplastisiteyi artırabilir ve diğerleri zayıfladığında yeni sinaptik bağlantılar kurabiliriz.

Yıllarca süren çalışmalar sonucunda aynı beyin lezyonunun, farklı insanlarda aynı etkileri göstermediği ortaya konmuştur. Bu yüzden şunu soruyoruz: Demans ve diğer nörolojik rahatsızlıkların başlangıcını hangi faktörler etkiliyor?

Alzheimer hastalığını tedavi için kullanılan terapilerin pek çoğu, yaşlılıkta ve hasar durumlarında bile beynin plastik olması ve entelektüel faaliyetlerden faydalanabilecek olması gerçeğine dayanmaktadır.

Rahibe Çalışması

Kognitif rezerv çalışmasındaki liderlerden biri, Kentucky Üniversitesinden nörolog David Snowdon’ın 1986’da gerçekleştirdiği ve Rahibe Çalışması diye bilinen deneydir. Deneyde bir manastırda yaşayan bir grup rahibe incelenmiş ve hafıza gibi bilişsel fonksiyonlarının evrimi gözlemlenmiştir.

17 yıl boyunca bu fonksiyonlar hakkında veri topladılar. Rahibelerin ölümünün ardından otopsiler yapılınca hiç demans belirtisi göstermemiş bir rahibenin beyninin ileri seviyede Alzheimer hastalığının patolojik özelliklerini gösterdiği görülmüştür. Peki bu nasıl mümkün olabilir?

Çalışmanın sonuçlarının ardından başka çalışmalar ortaya çıktı. Bunlar da entelektüel bakımdan zorlayıcı aktivitelerin Alzheimer hastalığının neden olduğu beyin zararının etkilerini hafifletebileceği şeklindeki teoriyi desteklemektedir. Öğrenmek, beyni kuvvetlendirmeye ve demans ve bunamaya karşı daha dirençli kılmaya yarayabilecek bir araçtır.

Kognitif rezervi hangi faktörler etkilemektedir?

İyi bir kognitif rezerv kazanmakla ilgili pek çok faktör bulunmaktadır. Bunların en önemlileri şunlardır:

  • Eğitim ve kültüre ilgi.
  • Entelektüel çaba gerektiren bir iş yapmak.
  • Geniş bir sosyal ilişkiler ağına sahip olmak. 
  • Ilımlı bir şekilde günlük fiziksel egzersiz.
  • Düzeni olarak okumak. 
  • Bir müzik enstrümanı çalmak gibi karmaşık entelektüel aktiviteler yapmak.

Bilimsel literatürdeki başlıca faktörler bunlardır ama beslenme gibi başka faktörler de göz önüne alınmaktadır. Ayrıca yeni şeyler öğrenmek, yaratıcılığınızı geliştirmek, aynı işi yeni bir şekilde yapmaya çalışmak ve zihinden hesap yapmak, kognitif rezervinizin büyüklüğünü artırabilecek günlük görevlerdir.

İnsanlar söz konusu olduğunda öğrenmek için asla geç değildir. Çocukluk, beynin bilgiyi en fazla alma gücüne sahip olduğu dönem olsa da becerilerimizi geliştirmeye daima devam edebiliriz. Unutmayın, kognitif rezervinizin hacmi sabit değildir. Kognitif rezervin büyüklüğünü küçük yaştan itibaren şekillendirir ve yıllar içinde buna devam ederiz.

Kognitif rezervin etkileri

Yaakov Stern gibi uzmanlara göre bütün bu faktörler, nöron ağlarımızın verimliliğini ve alternatif nöron ağları aracılığıyla telafiyi destekler. Bu sayede kaza ve yaralanmaların ardından yaşanan kognitif işlev değişikliklerine karşı kendimizi koruyabiliriz.

Alzheimer gibi hastalıklara karşı koruması, bu hastalıkların ilerlemesini yavaşlatması ve hatta ortaya çıkmasını geciktirmesi yanında öğrenmek ayrıca bir kaza sonucu yaşanan travmatik beyin zedelenmesi sonrası iyileşme sürecinde de faydalıdır.

Yaşlılıkta demans yaşama riskine rağmen bilim, yaşlandıkça ortaya çıkabilecek hastalıklara karşı daha fazla korunmamızı sağlayan muhtemel bir önleyici çözüme kapı açmıştır.