Kayıp Denizci (The Lost Mariner) Hakkında Her Şey

18 Temmuz, 2020
Kayıp Denizci dokunaklı olduğu kadar ilginç de bir hikaye. Bu yapım, çeşitli sorunları nedeniyle, uzun yıllar boyunca büyük miktarda alkol tüketmenin etkisiyle yüzleşmek zorunda kalan bir adamla ilgili.

Kayıp Denizci (The Lost Mariner) (2014), kahramanı için gerçek bir trajedi olmasına rağmen gerçekten büyüleyici. Bu, aslında, alkolizmin bir kişinin bilişsel işlevleri üzerinde sahip olabileceği birçok sonuç arasında öne çıkan biri hakkında bir hikaye. Bazı durumlarda, tabii ki de, bu sonuçlar kısa vadede değil, zaman içerisinde ortaya çıkıyorlar.

The Lost Mariner‘ın kahramanı Jimmie G. adında bir adam. Onu tanıyan insanlar zeki, arkadaş canlısı, iyi bir konuşmacı ve canlı bir kişilik olduğunu söylüyorlar. İlk bakışta, Jimmie G.’nin göze çarpan herhangi bir tuhaflığı da bulunmuyor. Genellikle sakin ve nazik bir insan.

Bununla birlikte, kendisine pek de uygun görünmeyen gizemli bir notla birlikte, özel bir kliniğe gidiyor. Bu not onu “çaresiz, çılgın, şaşkın ve yönünü şaşırmış” biri olarak nitelendiriyor. Böylece nörolojik tedaviye ihtiyacı olduğu açık bir biçimde ortaya konulmuş oluyor. Neyse ki, onun kontrollerini ve tedavisini yapmak üzere, özellikle de oldukça hassas ve açık bir adam olan, Dr. Oliver Sacks bu görevi üstleniyor.

Oliver Sacks

Bazı şeyleri açığa çıkaran konsültasyon

Dr. Sacks ile ilk konsültasyon tamamen normal geçiyor. Jimmie G. geçmişi hakkında büyük bir neşe ve coşkuyla konuşuyor.

Donanmada bir telsiz operatörü olarak çalışmış olan Jimmie G., denizaltılarında da rezerv personel olarak görev yapmış bir kişi. Bu geçmiş, onun gururla dolu bir biçimde anlattığı ve harika anıları da beraberinde getiren bir gerçeklik.

The Lost Mariner‘ın kahramanı memleketi hakkında da çok fazla bilgi sunuyor. Hatta bir harita çizmeyi de teklif ediyor ve bu yer hakkındaki düşüncelerini de büyük bir sevgiyle ifade ediyor. Ayrıca, okulunu, matematiğe olan düşkünlüğünü ve hatta çocukluğundaki telefon numaralarını bile hatırlıyor.

Onu en çok teşvik eden şey Donanmadaki deneyimleri hakkında konuşmak oluyor. Jimmie G., Sacks’e bir zamanlar yaptığı görevleri anlatıyor. Buna ek olarak, orada çalışmaya devam etmek istediğini ancak bunun yerine üniversiteye kaydolmaya karar verdiğini belirtiyor.

Nörolog ise, hastanın geçmiş hikayelerini anlattığı yol hakkında çok özel bir şey fark ediyor. Genellikle, Jimmie çocukluğundan bahsettiğinde, geçmiş zamanı kullanıyor. Ancak, Donanma konusunda gelindiğinde, bu yaşantı hala devam ediyormuş gibi konuşuyor.

Kayıp Denizci ve Hafıza

Nörolog bu konudaki tuhaflıkları fark ettiğinde, Jimmie’ye, sezgisel olarak, mevcut yılın hangi yıl olduğunu soruyor. Sorudan biraz şaşırmış olan hasta cevap veriyor: “Tabii ki 1945”. Sonra da ekliyor, “Savaşı biz kazandık!” Bu komik yanıt ışığında, Dr. Sacks, hastasının yaşını soruyor. Yine, biraz şaşıran Jimmie, 19 veya 20 yaşında olduğunu söylüyor.

Aslında, buradan da anlaşılabileceği gibi, Jimmie’nin kafası oldukça karışık. Sonra, içinden gelen hissi takip eden nörolog bir ayna alıyor ve onun önüne koyuyor. Niyeti, adamın kendi gözleriyle saçlarının beyaz ve yüzünün buruşmuş olduğunu, yani kesinlikle 19 yaşında olmadığını görmesi tabii ki.

Dr. Sacks hastasıyla böyle bir hata hakkında yüzleşmeye hevesli bir biçimde bunu yapıyor ama bu hareketin de şaşırtıcı bir etkisi oluyor. Jimmie gördükleri karşısında şok oluyor ve aynadaki görüntüye hiç bir şekilde inanmıyor. Bunun bir şaka ya da kabus olduğunu düşünüyor. Aslında, bunların da ötesinde, aklını kaçırmaya başladığını bile düşünmeye başlıyor. Ona göre, aynadaki görüntünün, kendi görüntüsüne hiçbir şekilde alakası bulunmuyor.

ayna

Gerçeklerin ortaya konulması

Nörolog, kafa karışıklığının boyutunu anlıyor ve konuşmayı diğer konulara yönlendiriyor. Oldukça kolay bir biçmde, Jimmie’nin aynayı ve yansıyan görüntüyü unutmasını sağlıyor. Daha sonra, doktor bir anlığına hastanın yanından ayrılıyor.

Döndüğünde, Jimmie onu da hiç bir şekilde tanıyamıyor. Sanki onu hayatında hiç görmemiş gibi davranıyor. Böylece, Sacks neler olduğunu anlıyor.

Kayıp Denizci, “anterograd amnezi” denilen bir problemle ilgili bir film. Bu sorun, kısa süreli anıları depolamanın imkansızlığı ile karakterize bir durum. Hafıza kaybı gerçekleşmeden önce olan her şeyi hatırlıyorsunuz, ancak beş dakika önce ne olduğunu hatırlayamıyorsunuz. Jimmie’ye de olan bu.

Geçmişini araştırırken, Oliver, Jimmie’nin yıllar boyunca çok fazla alkol alma alışkanlığına sahip olduğunu keşfediyor. Bu yaşantı, hastanın beynine oldukça yüksek seviyede bir zarar veriyor ve Wernicke-Korsakoff sendromu denilen bir sorunun ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Aşırı alkol tüketen her insan bu problemle karşı karşıya kalabilir, çünkü alkol, insan metabolizmasında değişimlere sebep oluyor ve vücuttaki B1 vitamini rezervlerini tüketiyor, yani merkezi sinir sistemini etkiliyor.

Kayıp Denizci, sadece nörolojik bir tuhaflıktan değil, aynı zamanda bir insanlık trajedisinden de bahsediyor. Kısa süreli hafızaya sahip olmamak, yaşamı da bir nevi anlamsız hale getiriyor. Bellek, kimliğinizin temel bir parçası ve anıları saklayamamak, sizi zamanın durduğu bir zindanda tutuyor.

Palacios-Sánchez, L., Botero-Meneses, J. S., Guerrero-Naranjo, A., Vélez, M. C., & Mora-Muñoz, L. (2017). Oliver Sacks, maestro y divulgador de la Neurología: reflexión. Iatreia, 30(2), 230-237.