Kantçı Etik ve Kategorik Zorunluluk

Oldukça ilginç bir konuya sahip olan bugünkü makalemizi okuyarak, Kantçı etik hakkında her şeyi öğrenebilirsiniz.
Kantçı Etik ve Kategorik Zorunluluk

Son Güncelleme: 29 Kasım, 2020

Kantçı etik anlayışı, felsefe tarihinin ve dolayısıyla bilgi, ahlak, politika ve ekonomi açısından gerçekleştirilen devrimlerin bir parçası. Bu anlayış içerisinde sunulan bazı figürler eşit derecede beğeniliyor ve aynı zamanda da nefret ediliyor. Örneğin, bu etik anlayışına da ismini veren ve Königsberg’li bir filozof olan Immanuel Kant.

Bu filozof hakkında anlatılagemiş pek çok anekdot bulunuyor. Bu anekdotları anlatanlardan bazıları, filozofun kendi programına bağlı kaldığını söylüyor. Örneğin, bazı ev kadınlarının, kendi saatlerini ayarlamak için onun saat 17: 00 yürüyüşünü kullandığı söyleniyor. Onunla ilgili yazılan biyografiler de, ayrıca, kişisel düzeyde hırs konusunda eksikliklerinin bulunduğunu ve ülkesine olan sevgisini vurguluyor. Ayrıca, onu entelektüel olarak uyaran ilişkilerini geliştirmeye olan ilgisini de vurguluyorlar.

Kısacası Kant, genel olarak fiziği ve bilimi seven bir insandı diyebiliriz. O, aynı zamanda, sert ve karizmatik bir öğretmen olarak da tanınıyordu. Öyle ki, birçok öğrencisi, sadece derslerine katılmak için Königsberg’e kaydolmuştu. Bilgiyi seviyordu ve aynı sevginin tohumlarını da öğrencilerine nasıl ekeceğini çok iyi biliyordu.

Immanuel Kant, dindar bir çevrede büyüdü ve çok küçükken annesini kaybetti. Annesi, ölmeden önce, ona yıldızlara bakmasını ve onlara isim vermesini öğretmişti. Bu, Kant’ın Pratik Aklın Eleştirisi’nde (Critique of Practical Reason) sevgiyle anlattığı bir hatıra olarak ortaya çıkıyor. Aldığı eğitim, sosyal çevresinde o dönemdeki normlar bu şekilde olduğu için, belirgin bir düzeyde dindarlık, otoriterlik, dogmatizm ve baskı ile ağırlaşmıştı.

“Kendini bir solucan haline sokan bir kimse, daha sonra insanlar ona bastığında şikayet etmemeli.”

– Immanuel Kant

Kantçı etik ve yarattığı devrim

Joan Solé tarafından yazılan Kant’ın Kopernik Devrimi (Kant’s Copernican Revolution), Charles Chaplin’in The Kid filmini bir benzetme olarak ele alıyor ve Kant ve Hume arasındaki ilişkiye göndermeler yapıyor. Filmde, bir erkek çocuk, bir camcı yanından geçerken hizmetlerini satsın diye, çevredeki farklı pencerelere bir parça cam atarak kırmakla görevli.

Hume, o ana kadar kurulmuş olan bilgi ile ilgili teorilerin önemli bir bölümünü kırıp döken, yani yok eden çocuk olarak ele alınıyor. Camcıya gelince, “Kant kırık camı buluyor ve yerine buzlu bir cam […] koyarak tamir etmeyi teklif ediyor”, ki bu durumda, filozoflar yarı saydam bir camın arkasından dünyayı gördüklerinin farkına varıyorlar. Böylece, bilgi açısından Kant’ın önerdiği devrim, fikirlere ait bir psikolojik yapının mevcut geçişlerinin pek çoğunun, çeşitli ve farklı alanlara dayandığını vurgulamaktı. Başka bir deyişle, fikirlerimiz dünyanın gerçek bir görüntüsü olmaktan çok uzaktı.

Kant’a göre felsefe, Platon’un mağarasından çıkabilmeliydi. Ancak, Hume’u takip etmek, dünyaya esasında olduğu gibi erişmek (noumenon, numen – gerçeklik, gerçek bilgi) için yeterli araç olduğu anlamına gelmiyordu.

Buna karşılık, Kant’ın felsefe anlayışı, deneycilerin içine düştüğü görecelilik durumunun üstesinden gelebiliyor. “Kant’ın anlayışı, sezgiler tarafından kayda geçilen sezgilere dayalı algılara ait görüntüleri korur, ancak sezgiler tarafından ortaya konulmayan ve özneler tarafından belirlenen biçimler ve şemaları da içerir”.

Kategorik zorunluluk, Kantçı etik anlayışının temeli

Kant, etiği insan akılcılığının bir ifadesi olarak algılıyor. Kantın özgün yapıtlarının olduğu kitap serisine giriş yapmak isteyen ve konuyu merak eden bir okuyucu, bunu Pratik Aklın Eleştirisi (Critique of Practical Reason) ve Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi (Groundwork of the Metaphysics of Morals) kitaplarında bulma şansına sahip olabilir. Bunlar, bu makaleyi okuduktan sonra boş zamanlarınızda sindirebileceğiniz eserlerdir. Benzer şekilde, kategorik zorunluluk, tıpkı Aydınlanma’nın bilgi için olduğu gibi, ahlak çağının gelişini temsil eder.

Kant’ın etik anlayışı oldukça güçlü temellere dayanıyor, çünkü koşulları, bireysel yaklaşımları ve koşullara dayalı değerlendirmeleri aşıyor. Ayrıca bu anlayış biçimi, belirli bir biçimde, kişinin özgürlüğünü de kısıtlamıyor. Daha ziyade, bu anlayış olumlu anlamda bir garanti durumu yaratıyor, çünkü tam olarak bu özgürlük içinde anlam kazanabiliyor. Son olarak, Kant’ın etik anlayışı, kendi içinde bir amaç olarak, yani amacın kendisi olarak öne çıkıyor ve mutluluk, sevgi veya hayattan alınan zevke bağlı olamıyor. Diğer bir deyişle, bu etik anlayış, kimse için kendini daha iyi hissetmenin bir yolu değil.

Diğer taraftan, Kant’ın hem resmi alanda hem de evrensel etik kurallarına uymak için büyük bir çaba sarf etmeniz gerekiyor. Bu kurallar, insanların doğal halinde yer almıyor. Bu nedenle, onlara bağlılığınız bir görev ve bir zorunluluk halini alıyor.

“Yaptığınız hareketlerin esasları, sizin iradeniz aracılığıyla evrensel bir doğa yasası olacakmış gibi davranın.” Diğer bir deyişle, geçiş yolunuz, herkesin aynı şekilde hareket etme arzusunu tatmin ettiği takdirde, Kant etiğinin gerekliliklerini karşılayacaktır. Bu, tam olarak, Kant’ın Kopernik devrimi oluyor: Etik, özgürlüğün, ahlak eksikliğinin veya Tanrı’nın varlığının bir ürünü olarak mevcut değil. Bunun yerine, etik, diğer unsurların varlığını haklı çıkarır.

Son notlar

Kantçı etik anlayışı, bir kurallar bütünü olmaktan çok uzak bir konsept. Güç ya da güç arayışı, belirsizlik korkusu ve güvenlik ihtiyacı, hayatın içerisinde güçlü motivasyonlar gibi görünüyorlar. En azından, etik ilkeler kapsamındaki eylemlerinizin evrensel hale gelmesi için iyi ve dürüst bir niyetle hareket etmekten daha güçlüler.

Örneğin, ülkenize gelen ziyaretçileri, harcamak üzere para getirirlerse veya barışı temsil etmek için gelirlerse ve yalnızca bu getirdikleri savaştan daha kazançlıysa olumlu karşılayabilirsiniz. Ayrıca, gerçekler üzerinde durabilir veya onları önemseyebilirsiniz, ancak bunun nedeni, gerçeklerin sizin için yalanlardan daha karlı olması olacaktır. Kısacası, Kant, iki yüz yıl önce ölmesine rağmen, insanlar onun mesajını henüz anlamaya bile başlamadılar.

İlginizi çekebilir ...
Nöroestetik: Nöroloji ve Sanatın Buluşması
Aklınızı Keşfedinsayfasında okuyun Aklınızı Keşfedin
Nöroestetik: Nöroloji ve Sanatın Buluşması

Nöroestetik, bilginin iki büyüleyici alanını bir araya getiriyor: nöroloji ve sanat. Mesela belli objeler size neden daha çekici geliyor, hiç düşün...