Fikirlerini Evrensel bir Gerçekmiş Gibi Söyleyen İnsanlar

Şubat 18, 2018

Bazı insanlar, kendilerine sorulmasa da, fikirlerini ve görüşlerini paylaşmaktan büyük haz duyarlar. Herkese, neler duymaları gerektiğini söyleyerek, onlara “yardımcı” olabileceğini düşünen insanlar her zaman çevrenizde olur.

Bu tür insanlar, büyük bir ego ile birlikte hareket ederek, görüşlerini mutlak gerçeklermiş gibi söyler. Ve her zaman için başkalarını küçümseyen, eleştirici bir ses tonu kullanırlar.

“Her zaman yanlış erkekler ile takıldığının sen de farkındasın değil mi? Bak sana şimdiden söyleyeyim, bu adam da eline geçen ilk fırsatta seni aldatacak”, “Kendi iyiliğin için sana bunları söylüyorum. Bu tür tuhaf düşünceleri kafandan çıkar çünkü boşa kürek çekiyorsun”, “Senin başına bu tür şeylerin gelmesi gayet normal çünkü bir karakterin yok.”

“Gerçeği, herkesin görüşü gibi algılamamız gerekir.”

– Jean Cocteau

Çoğumuz, bize yukarıdaki gibi laflar eden insanları ile elbet tanımışızdır. Ne düşündüğümüzü söyleme hakkımız olsa bile, bu düşünceleri incitmek, aşağılamak veya başkasını kötülemek manası ile kullanmak son derece yanlış bir şeydir.

Ayrıca, bu görüşlerin sadece kişisel birer ifadeden öteye gidemeyeceğini de bilmeliyiz. Bunlar, onları yayınlayan insanların duygusal ve bilişsel dünyasının basit birer yansımasıdır.

Fakat, Leonardo Da Vinci’nin de dediği gibi, insanların yapabileceği en kötü hata, kendi görüşlerinin çare olduğuna inanmaktır. Çünkü birisinin, kendi kişisel görüşlerinin, evrensel gerçekler olduğunu düşünmeye başlamasından daha cahil bir cehalet yoktur şu hayatta. 

aslan tuhaf bir şeyler yemeye çalışıyor

Fikirlerimiz Bir Gün Prangalara Dönebilir

Fikirlerimiz, bir gün gelir ve ayaklarımıza dolanan prangalara dönüşebilir. Şimdi bunun üzerinde biraz düşünelim. Birisi, herhangi bir konu ile ilgili bize bir fikir verdiği zaman, bunu kendi gerçekliğine, tecrübelerine ve değerlerine göre yapar.

Bu manada da her şey hala normaldir, beklendiği gibi vuku bulur. Bunda anlaşılmayacak bir şeyde yoktur. Ancak, bu süreci, psikolojinin “dikkatli ön yargı”/”doğrulamalı ön yargı” olarak ifade ettiği kavrama da uygulayabiliriz.

Yani, etrafımızda sadece görmek istediklerini gören, yanlış ve aşırı derecede ön yargılı açıklamalarda bulunmak için, kendilerini yalnızca belirli şeyleri gözlemlemek ile sınırlayan insanlar vardır.

Dolayısıyla, sözde rasyonel seçim teorisi, düşüncelerimize ve fikirlerimize uyguladığımız birçok kestirme yolun, hatalara yol açan basit “sezgilere” ve basit değerlendirmelere karşılık geldiğini söylüyor.

Bu durum kuşkusuz, bazı insanların, kendi kişisel çıkarları doğrultusunda “kadınlar malumunuz kendi doğaları gereği zayıftır” ya da “çocuğa bir şey öğretmek istiyorsan, bir iki fiskeden bir şey olmaz” veya “benim dinim dışında başkasına inanan herkes teröristtir” gibi sorgulanabilir görüşlere sahip olduğunu göstermektedir.

Dolayısıyla, düşüncelerini benzersiz, özel ve evrensel gerçekler gibi kullanan insanların etrafında normalden daha çok dikkatli olmalıyız. Hiçbir şey, bir insanı söyledikleri sözler kadar güzel anlatamaz.

Diğer bir taraftan ise, muhtemelen sizin de fark ettiğiniz gibi, bu çok katı ve zarar verici düşünceleri dile getirmekten çekinmeyen birisinin fikrinin ne kadar temelsiz olduğunu mantıksal ve makul sözler ile çürütmeye çalıştığımızda, bunun kişisel bir saldırı olarak görülüp, aşırı tepki verilmesi olayıdır.

Ayaklarına ve akıllarına dolanan bu prangalar, çok katı bir düşünce biçimine sebebiyet verdikleri için, mantığın ve sağduyunun yolu kabul görmeyecek ya da dinlenilmeyecek. Aslında, bu tür insanları, ömür boyu “trol” olarak tanımlayan bir çok insan vardır.

suratından renkli çubuklar çıkan kadın

Eğer Bana Fikir Vermeye Geldiyseniz, Lütfen Faydalı Bir Şey Olsun

Hepimiz, istediğimiz her konu hakkında görüş verebiliriz ve vermeliyiz de. Ancak, aynı zamanda, bunu bir saldırganlık hali ile değil, saygılı bir şekilde gerçekleştirmeliyiz.

Doğru ya da acı verici bir gerçek olmasına gerek yok; eğer söylenen kişiye bir yararı varsa ve yapıcı bir eleştiri ise, o zaman kabul olunur. 

Dolayısıyla, bizler bilinçli olarak bunu bilemesek de, doğrudan amigdalan gelen değerlendirmeleri kontrol etmeye çalışacağız. Korku, nefret veya öfke gibi duyguların bulunduğu yerdir amigdala. Birilerine acı çektirmek, onları etiketlemek ya da başkalarını incitecek niyet ile görüş vererek, tüm bunları, başkalarına yukarıdan bakma arzusu ile yaparız.

“Seni gerçekten inciten şeyle başkalarını incitme.”

– Buddha

güzel manzara resmi

Diğer bir taraftan ise, toplum olarak güçlü fikirleri sevsek de, destekleme yanlısı değiliz. Şu tür düşünceleri bir düşünün: “Ya bana oy verirsiniz ya da dünyanız cehenneme döner”, “Bu ürünü satın alırsanız, çok mutlu olacaksınız” ya da “Daha da incelin, bu tür kıyafetler giyin, bu sportif faaliyetleri yapın ve sosyal açıdan başarılı bir birey olacaksınız.” Farklı kalıplar ile düşünmeyi öğrenmek zorundayız.

Kendi benliğimizi düşüncelerimizden biraz ayırmayı öğrenelim. Böylelikle orada başka neler olduğunu görebiliriz.

Mesela, arkadaşımızın giydiği elbisenin çok kötü olduğunu değil de, bunu beğendiği için mi yoksa sürünün geri kalanından farklı olmak için mi giyindiğini bir düşünelim.

Aristoteles’in üç doğrusu filtresini düzgün bir biçimde kullanmaya başlayalım: 

  • Söyleyeceğiniz şeyin kesinlikle doğru olduğundan emin misiniz?
  • Söyleyeceğiniz şey iyi bir şey mi?
  • İfade edeceğiniz görüş, o kişi için somut olarak faydalı olacak mı?

Eğer bu üç sorunun cevabı evet ise, o zaman görüşümüzü ifade edebiliriz. Hayatta beraber olduğumuz insanlar ile olan ilişkimizi geliştirmek, karşılıklı saygı göstermek ve daha güçlü bağlar kurmak adına fikirlerimizi söylemeye çalışalım.