Kadınların Psikoloji Alanında Uzmanlaşmalarının 12 Nedeni

Mayıs 11, 2020
Hem konferans salonlarında hem de psikoloji sınıflarında kadınların sayısının erkeklere oranla ciddi miktarda daha fazla olduğu göze çarpmaktadır. Peki bunun sebebi nedir?

Psikoloji eğitimimi bitireli 40 yıl oldu. Bu eğitimi Buenos Aires’te çok zor bir zamanda aldım. Askeri yönetim, eğitim bilimleri, felsefe, sosyoloji, ve psikoloji ana bilim dallarında eğitim veren Felsefe ve Edebiyat Üniversitesini kapatmıştı. Çünkü bu alanlar “solcu ideolojiyi” benimseyen uzmanlık alanları olduğu için sosyal düzeni bozucu niteliklere sahip olarak görülüyordu. Hükumetin ulusal yeniden yapılanma adı altında oluşturduğu aşırı sağcı milis grupların kuşku uyandırıcı ve güven sarsıcı dedikodular yaymalarına rağmen, psikoloji alanında eğitim vermeye devam eden çeşitli özel üniversiteler bulunuyordu.

İşte bu şartlar altında psikoloji, özellikle klinik psikoloji alanında gelişmeye devam etti. Bu arada de facto hükumet tarafından çıkarılan bir yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle psikologların yaptıkları işler sadece zihinsel birtakım testler yapmakla sınırlandırıldı.

Test yapan kişiler kategorisi verilen psikologlar, özel bir enstitüde 6 aylık bir kursla birlikte psikanaliz konusunda eğitim alıyorlardı. Bu model, o dönemde kapalı kapılar ardında kimsenin dikkatini çekmeden klinik mesleği devam ettirmenin oldukça popüler bir yöntemi haline gelmişti.

O zamanlar sınıfların çoğunluğunu kız öğrenciler oluşturuyordu. Bir sınıftaki öğrencilerin yaklaşık olarak %60 – 70’i kızlardan oluşurken, erkek öğrencilerin oranı %30 – 40’ları geçmiyordu. Bazı mesleklerin belirli bir cinsiyet tarafından daha fazla tercih edilmesi beni oldukça şaşırtan bir durumdu. Bunu, belirli bir alanın gerektirdiği görevler, alanın o cinsiyete ne derece uygun olduğu, uzmanlık, kolaylık ya da çok basit bir biçimde sosyal yargılar nedeniyle erkek ya da kadına daha uygun olduğunu düşünmeye başlamıştım.

Örneğin hemşirelik ya da öğretmenlik gibi meslek dalları açık bir biçimde kadınlar için daha uygunken, mühendislik gibi konularda da çok net bir biçimde erkeklerin daha fazla olduğunu gözlemliyordum. Araba tamirciliği gibi tamamen erkeklerin uğraştığı ya da gastronomi gibi çok büyük bir oranda kadınların ilgilendiği alanları belirtmeye gerek bile duymuyorum. Tıp ya da mimarlık gibi diğer meslek dalları ise her iki cinsiyet arasında paylaşılan alanlar gibi görünüyordu. Peki bu tercihleri yaptıran sebepler nelerdi? Biyolojik açıdan bakıldığında cinsiyetin hangi özellikleri belirli bir alanda eğitim görme konusunda karar vermemizi ve bu alanda gelişmemize yol açıyor?

Cinsiyet ve Meslek Seçimi İle Psikoloji  Alanındaki Yansımaları

Bu tür meslek seçimlerinin yıllar içerisinde ve insanların içinde bulundukları şartlara göre değişime uğradıklarını görmek de dikkat çekici bir durum. Örnek olarak geçen zaman içerisinde gastronomi alanı büyük oranda erkeklere geçmiş durumda. Benzer şekilde cerrahi doktorluk da artık sadece erkeklerin değil kadınların da aynı oranda yer aldıkları profesyonel bir mesleğe dönüşmüş durumda.

Yıllar içinde psikoloji dünyası ise kadınların daha fazla ilgi gösterdikleri ve daha yoğun çaba sarf ettikleri bir uzmanlık alanı olarak göze çarpıyor. Arjantin’de bulunan psikoloji fakültelerinin sınıfları günden günde daha fazla artan oranlarda kız öğrencilere ev sahipliği yapıyor.

Görünüşe göre psikolog olmak kadınlar için adeta “miras” niteliği taşıyan bir meslek haline geldi. Bu durum elbette sadece Arjantin’de geçerli de değil. Latin Amerika’da, Avrupa’da ve Birleşik Devletler’de psikoloji sınıflarının, konferansların ve seminerlere katılan kadınların oranı %90’ın üzerine çıkmış durumda. Peki neden çoğunlukla kadınlar psikoloji eğitimi görüyor?

Psikolog ve hastası

Psikoloji Alanında Kadınların Yoğunlukta Olmasının 12 Sebebi

Arjantin Sistemik Okulu Nörobilimler ve Sosyal Bilimler Laboratuvarı (Laboratorio de investigación en Neurociencias y Ciencias Sociales- LINCS) araştırma ekibi bu konu üzerinde bir araştırma yapmıştır. Bu bağlamda öncelikle psikologlara etkin bir psikoterapi için temel şartların neler olabileceğini düşündüklerini sormuşlardır.

Bu çalışmaların sonucunda Nörobilim ve Sosyal Nörobilim temelinde erkek ve kadın beyni ile ilgili çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Bu ayırt edici sınıflandırma konusunda halen farklı görüşler bulunsa da, hormonlar, nörotransmitterler ve beynin farklı bölgelerinin bu seçimin yapılmasında rol oynadıklarına işaret etmektedir. Elbette bunlar çok genel çalışmalar ve çok derine inilmeden yapılan araştırmalar sonucu elde edilmiş olan bulgulardır.

Şimdi bu araştırma sonucunda ortaya çıkan ve kadınların psikoloji alanında neden daha aktif olduklarını gösteren bazı sonuçları inceleyelim.

1. Gerçeklerle Duygular Arasında İlişki Kurabilme Yeteneği

Kadın beyninin her iki yarım küresini birbirine bağlayan liflerden corpus callosum bölgesinde daha fazla sayıda bulunur. Corpus callosum, beynin iki tarafını birbirine bağlayan, bütüncül, duygusal, yaratıcı sağ yarım küre ile rasyonel, mantıklı ve sayısal sol yarım küresi arasındaki işlek bir “cadde” gibidir.

Bu durum, daha iyi anlama ve duygusal empati kurmaya, hastaların dönütleri üzerinde hem sevgi hem de duygusallığın gücü ile müdahale etme yeteneği vermektedir. Yani terapi ilişkilerinde hikaye ile duyguların bir araya gelmesi gibi çok önemli bir faktör bu şekilde daha güçlü bir biçimde sağlanmış olur.

2. Konuşma ve Düşündüklerini Kelimelere Dökebilme Yeteneği

Kadın beynindeki dil merkezlerinde erkeklere oranla daha fazla sayıda nöron bulunmaktadır. Kadınlar erkeklerin aksine hem konuşma yapma konusunda hem de kullandıkları kelime dağarcığının zenginliği açısından oldukça iyi performans gösterirler. Öte yandan erkekler, ergenlik çağlarında testosteron hormonlarının akın etmesi ve bunun etkisi altında kalmaları nedeniyle daha yoksun duruma düşer ve adeta “karınlarından konuşurlar”.

Bir kadın günde ortalama olarak 8000 kelime tüketirken erkekte bu sayıda 5000 civarındadır. Töropatik seanslarda kelimelerin kullanımı elbette çok önemli bir faktördür. Çünkü kelimeler bilginin doğru bir biçimde aktarımı için anahtar görevi gören araçlardır.

3. Hatırlama ve Hafıza Kapasitesi

Öğrenme ve hafızadan sorumlu olan hipokampus kadın beyninde daha büyük boyuttadır. Klinik psikoloji uzmanlık dalının pek çok özellikleri arasında hiç kuşkusuz hafıza ve detayları hatırlama kapasitesi, kadınların hastalarında hem bugünkü hem de geçmişteki etkenleri bir araya getirerek tedavi sürecini etkinleştirmeleri açısından son derece önemlidir.

4. Detayları Gözlemleme ve Sözcüksüz İletişim (Ses Tonu, Vücut Dili) Konusunda Etkinlik

Jestler, vücut dili, tavırlar vb. detayları gözlemlemeye olanak sağlayan çevre ve geniş alan vizyonu (gözde rod ve koni hücrelerinin gelişmesi) ile geniş hafıza bir araya geldiğinde, tedavi için oldukça güçlü bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kadınların çocuklarını korumak için tarihsel süreç içerisinde geliştirdikleri davranışlarının epigenetik bir sonucu olan 180 derece görme özelliği, bugün daha gelişmiş bir gözlemleme yeteneğine sahip olmalarının temel nedenidir.

5. Psikoloji ve Empati (Kendini Başkasının Yerine Koyabilme Yeteneği)

Her ne kadar ayna nöronları – ilişkisel empatinin kaynağı – birer dişi mirası değilse de, kadınların psikoloji konusuna daha fazla ilgi duymalarının nedenlerinden biri olarak görülmektedir. Bunun nedeni, bu nöronların kadınların gözlemleme ve bellekle ilgili avantajlar nedeniyle daha işlevsel hale gelmelerinden kaynaklanmaktadır.

Davranışları, jestleri, konuşma vurgularını tarif eden ve kayda geçiren bir gözlem yapma yeteneği, psikoloji alanında daha etkin müdahale için gerekli olan kendini karşısındakinin yerine koyma ya da başka bir deyişle empati yapabilme özelliğinin ana ögeleri arasında bulunmaktadır.

6. Eşzamanlılık (Aynı Anda Birden Fazla Şey Yapabilme Özelliği)

Beynin iki yarım küresi arasında corpus callosum içindeki lifler sayesinde daha güçlü bağlara sahip olmaları nedeniyle, kadın uzmanların hastaları ile olan seansları boyunca birden fazla konuyla aynı anda ilgilenmeleri mümkün olmaktadır. Örnek olarak, seansı sonradan düşünerek detayları hatırlamak ve analiz etmek, davranışları gözlemlemek ve aynı anda hikayeyi dinlemek eşzamanlılık özelliğinin bir göstergesidir.

Psikolog ve kız

7. Sevgi Dolu, Korumacı ve Önemseyici Tavırlar

Duygusal ve sosyal varlıklar olmamızın ötesinde nörohipofiz tarafından salgılanan ve anne babalık ile cömertlik duygularının harekete geçmesiyle aktive olan oksitosin hormonu, psikoloji uzmanını daha önemseyici ve kapsayıcı bir kimliğe büründürür.

Kapsayıcılık özelliği bir psikologda bulunması gereken önemli bir terapi ilişkisi ögesidir. Genellikle hastalar terapiye geldiklerinde ciddi oranda üzüntülü ya da endişe içinde bulunurlar. Bu nedenle de sadece sorunlarına çözüm arayışı içinde olmazlar, aynı zamanda kendilerini korumacı, güvenli ve söylediklerine kulak verilen bir ortam içinde bulmak isterler.

8. Oyunculuk

Testosteron hormonları erkeklerin daha kaba olmalarına yol açarken, kadınlarda estetik daha fazla ön plandadır. Bu durum sadece kendi görünüşleri ve bedenleri ile ilgili değil, aynı zamanda terapi esnasında hastasını gözlemlemesi ile de ilintilidir. Bu bağlamda, kadınların tespitlerini değerlendirme ve ifade etme yeteneklerinin daha yüksek olduğu açıktır.

Çok keskin bir eşzamanlı gözlemin yanında hastanın dilinden konuşmak, tedavi sürecini olumlu etkileyen bir tekniktir.

Bu teknik, ince bir biçimde hem sözlü hem de sözsüz dili kullanmayı içerir. Bu erişim yollarını kullanarak iletmek istediğiniz mesajın ulaşması gereken noktaya stokastik biçimde varması sağlanır.

9. Psikoloji ve Terapi Mahrem Bir Alandır

Oksitosin ve dopamin hormonlarından oluşan bir kombinasyon (motivasyonu harekete geçiren ve zorlu durumlarla karşı karşıya kaldığımızda salgılanan bir hormon), özellikle östrojen yükseldiğinde özel ve mahrem hissetme zevkinin yaşanmasına yol açar.

Bu bağlamda terapinin de oldukça mahrem ve özel bir ortam olduğunun altını çizmek gerekir. Çünkü burada hastalar özel hayatlarının detaylarını tartışmaya açmaktadırlar. Bu açılım, diğer pek çok faktörün yanında, hastanın daha rahat edebilmesi için ortamın nasıl tasarlandığına bağlı olarak değişir. Hastanın dilinden konuşmak için ayrıca empati ve oyunculuk özellikleri de önemli birer etkendir.

 10. Meraklı Davranışlar

Kadınlar erkeklerden daha meraklı ve daha eleştirel kişiliklere sahiptirler. Çünkü kadın beyni hem sözlü hem sözsüz iletişim ve bunlara bağlı işaretler gibi detayları daha fazla gözlemler. Bunun yanında konuşma ve hitabet yeteneğinin daha yüksek olması onları, yeni fikirler üretme ve varsayımlar geliştirme konusunda daha ilgili birer psikolog haline getirir. Elbette bunun doğal bir sonucu olarak da hastanın durumu ile daha fazla ilgili olurlar.

Göstermiş oldukları bu ilgi hastalar için konuşmak, düşünmek ve problemlerinin derinlerine biraz daha fazla inmeye davet etmek anlamına gelecektir.

11. Varsayımlar Oluşturmak

Yukarıda sıraladığımız tüm bu nedenlerden dolayı kadınlar, hastalarının durumları ile ilgili olarak daha karmaşık varsayımlarda bulunabilirler.

Detaylar, davranışlar, ad hoc üretilen kelimeler, hastanın geçmişindeki birbirine geçmiş karmaşık durumlar üzerinde düşünerek, hafızalarının ve eşzamanlı çalışma becerilerinin de yardımıyla çok daha etkin sonuçlar çıkarma olasılıkları bulunmaktadır.

12. Psikoloji Alanında Güven

Psikoloji alanında kadınların neden daha fazla bulunduklarını açıklayan son neden oksitosin ve serotonin hormonları ile bağlantılıdır. Bu hormonların her ikisi de hastanın karşısında duran profesyonel figürü güven verici bir kişi olarak görmesini sağlar.

Daha önce seans yapılan ortamı mahrem ve özel bir yer olarak tanımlamıştım. Bu özel yerde bir veya daha fazla sayıda hasta kendi problemlerini terapist ile paylaşır. Yaptıkları bu seçim, psikologun onlara sunacağı güven duygusu ile desteklenerek anlam kazanabilir. Bu da ancak özel bilgilerin bir şekilde paylaşılması bunun karşısında bulunan diğer kişiden ihtiyaç duydukları cevabı beklemeleri şeklinde gerçekleşebilir.

Gülümseyen psikolog

Sonuç

Eğer bu analizi duygusal, bilişsel ve sosyal değişkenler üzerinden genişletmek istersek, yukarıda sıraladığımız nedenlere çok sayıda ek özellik ekleneceği bir gerçektir.

Aynı zamanda bu açıklamaların genel bir anlam ifade ettiğinin ve göreceli olduğunun da altını çizmek gerekir. Ancak yine de kadınların psikoterapi alanında uzmanlaşma nedenlerini göstermesi açısından bir kılavuz niteliği taşımaktadır.

Marcelo Ceberio