Jeopolitik Bilimi: Dünya Nasıl Dönüyor?

· Şubat 21, 2019

Barların birkaç farklı fonksiyonu vardır. Bunlardan biri dünyamızı daha iyi bir yer haline getirmektir. Yalnızca bir kahve ya da biranın sorunlarınızı çözdüğü olmadı mı? Bazen insanlar, barlarda devletin sunduğu çözümlerden daha iyi çözümler sunarlar. Gayrı resmi çözümlerimiz gerçek çözümlerden daha iyi görünse de, gerçekçi olmalı ve jeopolitik bilimi ile ilgili konuşmalıyız.

Jeopolitik bilimi, beşeri ve fiziksel coğrafyanın uluslararası politika ve uluslararası ilişkileri nasıl etkilediği üzerine çalışan bir bilim dalıdır. Dış politikayı, uluslararası politik davranışları coğrafi değişkenler üzerinden anlamak, açıklamak ve tahmin etmek üzerine kurulu bir metottur. Bu tartışmaların aranılan kişisi olmak, ya da en azından, düşüncelerini en iyi ifade eden kişilerden biri olmak istiyorsanız bu yazımızı okumaya devam edin.

Jeopolitik bilimi ile ilgili dört kalemi ön plana çıkarabiliriz. Bunlar farklı ülkelerin politik performanslarını etkilerler. Hatta, her ülkenin davranışı bu kalemlere uygun olmalıdır. İlk kalem tüm ülkelerin güçlü olma ve gücünü sürdürme isteğidir. İkincisi, herhangi bir ülke için en önemli şeyin bölgesel bütünlüğünü sürdürmesi olduğudur. Bundan dolayı, ülkeler sınırlarını koruyacaktır. Son olarak, ülkeler diğer ülkelerle güvenilir ve uzun soluklu ilişkiler kurma ihtiyacına sahiptir.

 “Jeopolitik bilimi, coğrafyanın uluslararası politika ve uluslararası ilişkileri nasıl etkilediği üzerine çalışan bir bilim dalıdır.”

Bunu da okuyun: Politik Düşünce ve Eğitim Arasındaki Bağlantı Nedir?

harita üzerinde asker maketi

Jeopolitik Bilimi: Gücü Elde Etmek ve Elde Tutmak

Her ülkenin temel hedefi varlığını sürdürmektir. Yeterli gücü elde etmek ve bu gücü elinde tutmak bir zorunluluktur. Güce sahip olmak diğer ülkeleri etkileyebilme yetisini de beraberinde getirir. Diğer ülkenin lehine olsa da veya bu diğer ülkenin yapmak istemediği bir şey olsa da, güç sayesinde başka ülkelerin istenileni yapması sağlanır. En yaygın güç unsuru askeri güç olsa da bu, ülkelerin tek dayanağı değildir. Bunun yanında kültür, eğitim, iş, inovasyon gibi alanları kapsayan yumuşak güç kavramı da bulunmaktadır. Bu tür bir güç diğer ülkeleri etkileyebilir.

Güçlü bir pozisyona ulaşmak her zaman en güçlü ülke olmak anlamına gelmemektedir. Bu çoğu ülke için gerçeklikten çok uzaktır. Bu sebepten ötürü, yarış halinde olduğunuz ülkelerden daha güçlü olmanız yeterlidir. Bunu başarmak için bir ülke, ekonomik ya da askeri kapasitesini artırmak gibi iç işleriyle ilgili aksiyonlar alabilir. Ayrıca diğer ülkelerle anlaşmalarını güçlendirebilir ya da bozabilir.

Jeopolitikte Güç Artırıcı Stratejiler

Ülkelerin güçlerini artırmak için yaygın olarak kullandığı stratejilerden bazıları şunlardır:

  • Karşılıklı denge. Bu stratejide birkaç ülke arasında güç dengesi sağlanır. Orta Doğu için, Suudi Arabistan ve İran gibi ülkeler yakın miktarlarda güç sahibi olma niyetindedirler. Eğer benzer güçlere sahip olurlarsa, iki taraf da kontrolü ele geçirmeyecek ve birbirleri ile daha kolay uzlaşmaya varacaklardır.
  • Şantaj. Bir başka ülkeden daha fazla güce sahip olduğumuzda ya da diğer ülkenin istediği bazı kaynaklara sahip olduğumuzda, bunu elde etmek için şantaja başvurabiliriz. Örneğin, savaşa gitmekle tehdit etmek ya da daha ılımlı iş ilişkileri kurmak seçenekler arasındadır.
  • Kan kaybı. Eğer bir ülke kötü durumdaysa ve savaştaysa ve biz bununla ilgili bir şey yapmıyorsak, kan akmasına engel olmayıp güç kaybetmelerine yol açabiliriz. Bu şekilde, kendi ülkemiz güç kazanır.
  • Yolu başkasına vermek. Başka bir problemin açığa çıkmasına izin verin. Eğer komşu ülkede sorunlar varsa, her zaman başka bir ülkenin size yardım etmesini bekleyebilirsiniz.
  • Savaş. Eğer kazanırsak, başka bir ülkeyle savaşa gitmek gücümüzü artırabilir. Fakat bu strateji uygun görülmemektedir ve çok büyük yatırımlar gerektirir.

Bunu da okuyun: Bushido’dan 7 Ders: Savaşçının Yolu

jeopolitik bilimi

Gücü Elde Tutma

Diğer sorunlar ilk amacımızı başardığımızda ortaya çıkar. Yalnızca güç elde etmek değil aynı zamanda onu elimizde tutmak istiyoruz. Bundan dolayı, ülkeler bölgesel birliklerini sürdürmek isterler. Hiçbir ülke iç çatışmaların baş göstermesini istemez. Bu yalnızca imajlarını zedeler ve diğer ülkelerin onları nasıl gördüklerini etkiler ve bu da güçlerini zayıflatır. Bunun açık bir örneği, İspanya ve Katalonya örneğidir. Bölücü hareketler İspanya’nın ayakta kalmasına bir darbedir.

Ayakta kalmak için, ülkeler sınırlarını korumalıdırlar. Komşu ülke düşman olduğu zaman aradaki sınırlar tehdit oluşturabilir. İspanya ve Fas arasında, Ceuta ve Melilla ülkelerinde yer alan sınırlar tartışmaların odağı haline gelmiştir. İspanya’nın amacı Fas ile iyi ilişkilerini sürdürmektir. Bunun tam tersi, Fas sınırları binlerce insana açabileceği için, tehdit oluşturabilir.

Son olarak, gücü artırmak için alınması gereken diğer bir zorunlu aksiyon dış bağlantılardan emin olmaktır. Her ülkenin sürekliliği için diğer ülkelerle ilişki kurmak gerekli bir harekettir. Ülkeler kendi vatanlarında bulunmayan malları satın almak ve ekonomilerini güçlendirmek için bazı malları satmak zorundadırlar. İyi iş ilişkileri bir ülkenin gücünü artırabilir. Bu dört kaleme bağlı olarak, bir ülkenin uluslararası ilişkilerde nasıl başarılı olduğunu da yorumlayabiliriz. Eğer toprakların ve ülkeler arasındaki sınırların grafiksel temsili olan coğrafyayı da hesaba katarsak, işte o zaman jeopolitikten bahsetmiş oluruz.