İğnelerden Korkmak – Tripanofobi

Temmuz 1, 2020
İğne korkusu, rutin bir tıbbi prosedürü bile bir kabusa dönüştürebilir. Neyse ki, bu korkunun tedavisi için farklı seçenekler var.

Belirli bir şeyden korktuğunuz veya rahatsız olduğunuz için felç olmuş gibi donup kalıyorsanız ona karşı fobiniz var demektir. Örneğin iğne korkusu, ondan etkilenenlerin günlük yaşamlarını olumsuz etkiler. Herhangi gerekli bir tıbbi müdahaleye izin verememek gibi kısıtlamaları çoktur. Yaralı insanları tedavi edemeyecekleri için tıp mesleğinden bile vazgeçebilirler.

Bu fobi çocuklukta, yedi ila dokuz yaşları arasında ortaya çıkar Genetik bir bileşene sahip gibi görünüyor. Örneğin, birinci derece akrabalarda aynı fobinin görülme olasılığı yüksektir. Ayrıca, bazı karakteristik fizyolojik tepkiler bu fobiyi diğerlerinden ayırır. Bu, tıp uzmanları tarafından bifazik yanıt olarak bilir.

Fobiler genellikle çocuklukta ortaya çıkar ve genetik aktarımlı olabilirler.

Belirli Fobi nedir?

Bir kişi belirli nesnelere karşı aşırı, mantıklı olmayan bir korku gösterdiğinde belirli bir fobisi olduğunu söyleyebilirsiniz. Bu aynı zamanda belirli durumlardan korkma durumu için de geçerlidir. Kişi bu nesnelerle ve durumlarla temastan kaçınabilir. Ayrıca, onlara katlanmak zorunda kaldıklarında büyük bir rahatsızlık duyarlar. Korktukları bir şeyle temas etmeyi düşündüklerinde de, beklenti endişesi yaşarlar.

Tripanofobisi olan insanlar yaralar, kan ve iğneler karşısında endişe duyarlar. Fobik bir kişi bu unsurlarla mümkün olan her türlü temastan kaçınacaktır. Hatta hastanelerden, kiliselerden ve hatta şiddet içeren filmlerden bile kaçınırlar.

Korktukları şeylerden kaçınamadıklarında kaygıları tetiklenir. Bu durum birkaç şekilde ortaya çıkabilir: mide bulantısı, baş dönmesi, ter ve tende solgunlaşma. Bayılabilirler bile! Bu süreç çok hızlı gerçekleşir ve yaklaşık 20 saniye sürebilir, bu nedenle kişi kısa sürede iyileşir. Esas soru şu, bu neden oluyor?

Bifazik cevap

Bu tip fobinin en karakteristik bileşeni bifazik yanıttır. Korkulan uyarana maruz kaldıktan sonra oluşur ve fizyolojik olarak ortaya çıkar. İki aşaması vardır:

  • Sempatik sinir sisteminin aktivasyonunda bir artış görülür. Bu nedenle kan basıncı, solunum hızı ve kalp atım hızı artar.
  • Hemen ardından bu parametrelerde keskin bir düşüş görülür. Bu durum baş dönmesine ve devamında bayılmaya yol açar. Doktorların vazovagal senkop olarak adlandırdığı şey budur. Bu tür fobisi olan insanlar arasında bayılma yaygınlığı yaklaşık% 50-% 80’dir. Gördüğünüz gibi, oldukça yüksek.

İğne korkusuna ne yol açar?

  • İğrenme duyarlılığı. Bazı insanlar bu tür fobisi olan insanların tiksinme eğiliminde olduklarını ifade ederler. Böylece, korkulan bir uyaranla karşı karşıya kaldıklarında tiksinme duyguları harekete geçer. Bu, bulantı ve diğer semptomlara yol açar, semptomlar da bayılmaya neden olur.
  • Hipervantilasyon. Hiperventilasyon korkulan bir uyaranın varlığında oluşur. Çünkü rahatsızlığı hafifletmeye yardımcı olur. Ancak kanda karbondioksit açığına yol açarak kısmi veya mutlak bilinç kaybına neden olur.
  • Algıda seçicilik. İğne korkusu olan insanların daha hızlı bir algı aralığı varmış gibi görünüyor. Fobileriyle ilgili uyaranları bulmakta da daha hızlıdırlar. Bu nedenle, uyaranları daha tehditkâr olarak yorumlama eğilimindedirler. Bu onların kaçınma davranışlarını benimsemelerine yol açar.
İğne fobisi olan bir kişi uyaran ile karşılaştığında mantıklı tepki veremez ve fiziksel olarak rahatsız olur.

İğne korkusu tedavisi

Bu fobi için iki ana odak noktası şunlardır: gerilme uygulaması ve maruz bırakma. Bunlardan ilki bayılmayı önlemeyi amaçlamaktadır. Titreşimleri arttırmak ve senkopu önlemek için bir grup kasın gerilmesinden oluşur. Bu nedenle, etkili ve basit bir tedavidir, çünkü bir bireyin fobileri üzerindeki kişisel kontrol hissini arttırır.

Ancak maruz bırakma tedavisi, korkulan uyarana kademeli olarak maruz bırakılarak uygulanır. Bu, kaçınma tepkisine izin vermeden yapılır. Fobik kişi, yaralar ve enjeksiyonlar gibi kanlı görüntülere ve prosedürlere bakar. Kaygıları azalıncaya kadar bu durumda kalması gerekir. Böylece artık bu durumdan kaçınmadıklarında, durumun ne kadar zararsız olduğunu ve endişelerinin kaybolduğunu fark ederler.

Sonuç olarak, bu bozukluk, bundan etkilenen kişinin hayatını koşullandırır. Belirli filmleri izlemelerini ve belirli meslekleri icra etmelerini engeller. Hatta onları yaralı insanlara yaklaşmaktan alıkoyar. Her şeyden önce, bir kişiyi ihtiyaç duyabileceği herhangi bir tıbbi prosedürü gerçekleştirmekten alı koyar. İyi haber şu ki, psikolojik terapi sınırlarıyla birlikte bu fobinin üstesinden gelmelerine yardımcı olabilir.

Bados, A. (2005). Fobias específicas. Vallejo Pareja, MA (ed.) Manual de terapia de conducta1, 169-218.

Pinel, L., & Redondo, M. M. (2014). Abordaje de la hematofobia y sus distintas líneas de investigación. Clínica y Salud25(1), 75-84.