Howard Gardner ve Çoklu Zeka Teorisi

· Mayıs 20, 2018

On yıllar boyunca insanlar, zekanın, özellikle mantıksal ve matematiksel alanlarda, problem çözme yeteneğimizi belirleyen, tek yönlü bir zihinsel işlev olduğunu düşünmüşlerdir. Fakat yaklaşık otuz yıl önce, Howard Gardner bu fikrin temelini sorgulayıp, genel olarak kabul edilen zeka kavramına bir alternatif olarak, çoklu zeka kuramını ortaya attı.

Temel olarak Gardner, insanların hayatlarının her alanına uygulanan evrensel manada bir zeka kavramının olmadığını fark etti. Aslında, çoklu zeka dediği durum, hepimizin farklı zeka türlerine sahip olduğudur. Böylece, zeka hakkındaki en son psikolojik yaklaşımlar, bu geleneksel ve muhtemelen adaletsiz zeka kavramını geride bıraktı.

Söylediğimiz gibi, zekâ, yakın zamana değin, sadece mantıksal ve matematiksel ya da dil bilimsel manada ölçülüp değerlendirilen bir kavramdı. Ancak, Gardner, çoklu zeka kuramını, bilişsel yeterliliği “zeka” olarak adlandırılan bir beceri, yetenek ve zihinsel yetenek grubu olarak görür. Dahası, herkes bu becerilere, zihinsel dürtülere ve yeteneklere bir dereceye kadar sahiptir.

Çoklu zeka kuramı, bilişsel yeterliliği “zeka” olarak adlandırılan bir beceri, yetenek ve zihinsel yetenek grubu olarak kabul edilir.

Gardner’e göre zeka tanımı

Akademik başarı her şey değil

Gardner, zekayı “problem çözme ya da bir ya da daha fazla kültürel ortam içinde, değer yaratan ürünler ortaya koyma becerisi” olarak tanımlar. Her şeyden önce, oyun alanını, zekanın ne olduğu ve sezgisel olarak her zaman bilindiği şeyleri tanıması için genişletir.

Ve bu, bazı zeka türlerinin, akademik başarı ile ilgili olduğu kadar diğer alanlar ile de ilişkili olduğunu göstermektedir. En azından doğrudan ya da zekanın geleneksel olarak ölçülme şekli ile ilgili değildir.

Aslında, akademik faktör, genellikle bir insanın ne kadar ileri gideceğinin en iyi göstergesi değildir. Geleneksel zeka testlerinden çok yüksek puan alan insanlar olsa da, misal olarak, insani ilişkiler söz konusu olduğunda, bu insanlar en küçük beceriye bile sahip değillerdir.

İş çevrelerinde veya sportif faaliyetlerde başarılı olmak da zeka gerektirir. Fakat uğraşı halinde olduğumuz her farklı alan için, farklı bir zeka kullanıyoruz. Daha iyi ya da daha kötü değil, sadece farklı bir zeka türünden bahsediyoruz. Başka bir deyişle, Einstein, Michael Jordan’dan daha zeki ya da daha aptal değil. Bunun yerine, bu insanların zekası, farklı alanlar ile daha iyi uyuşur. 

Aslında, bu çoklu zekâ kuramının temelinde yatan öğreti, öğretim yöntemlerimizi her bireyin zekasına göre uyarlamaktan geçer. Buna benzer bir şekilde eğitim metodu, eğitim maliyetlerini de (zaman, kaynak, enerji) düşürecektir.

Zeka geliştirebileceğiniz bir beceridir

İkinci ve aynı derecede önemli olacak şekilde, Gardner zekayı bir yetenek olarak tanımlar. İnsanların, kendi zeka kapasitelerini doğuştan ve değişmez olarak gördükleri zamanı çok geçmişte aramaya gerek yok. Ya zeki doğarsın ya da doğmazsın ve istediğin kadar eğitimli ol, bunu değiştirmek için hiçbir şey yapamazsın. Bu gibi düşüncelerin bir sonucu olarak, uzun zamandan beri, insanlar zihinsel yetersizliği olan insanların eğitimini, bir zaman kaybı olarak gördükleri için, anlamsız olarak algıladılar.

Zekayı bir yetenek olarak tanımlamak, onun geliştirebileceğiniz bir yetenek olduğu anlamına gelir. Gardner, bu manada, genetik mirasımızı inkar etmiyor. Bunun yerine, bu “potansiyelin” bir kişinin çevresine, deneyimlerine, eğitimine ve benzerleri kıstaslara göre gelişeceğini savunuyor.

Zeka geliştirebileceğiniz bir beceridir. İnsanlar olarak hepimizin zekamızı artırma potansiyeli vardır.

Seçkin sporcular, kendi doğal yetenekleri ne kadar iyi olursa olsun, antrenman yapmadan zirveye ulaşamazlar. Matematikçiler, şairler ya da duygusal açıdan yüksek zekaya sahip insanlar için de aynı şeyi söyleyebiliriz.

Bu nedenle, Howard Gardner tarafından önerilen çoklu zeka modeline göre, yeteneklerimiz ve motivasyonumuz tarafından desteklenen zekamızı geliştirebilme potansiyeline sahibiz.

tahtanın önünde düşünen çocuk

Çoklu zeka kuramı: 8 çeşit zeka

Mantıksal ve matematiksel zeka

Gardner, bu zeka türünü soyut ilişkileri anlama yeteneği olarak tanımlar. Bunu, mantık ve matematik problemlerini çözmek için kullanıyoruz. Bu düşünce tarzı, mantıksal yarıkürenin düşünce tarzı ve kültürümüzün, zekayı her zaman tek bir çeşit olarak görme şekli ile aynı paralellikte gidiyor (Morchio, 2004: 4).

Gardner’e (1999a) göre bu zeka türü aşağıdakilerle ilgilidir:

  • sayıları etkin bir şekilde toplama yeteneği
  • sorunları mantıksal olarak analiz etme
  • bilimsel olarak sorunları araştırmak

Bu insanlar:

  • sırları açığa çıkarma
  • sayılarla çalışma ve karmaşık hesaplamalar uğraşma
  • bilgileri tablo halinde düzenleme
  • bilgisayarları tamir etme
  • bilmece çözme
  • video oyunları oynamak

gibi aktivitelerden hoşlanıyor.

Aynı zamanda, sayıları ve istatistikleri de tahmin edebilir, anlayabilir ve hatırlayabilirler (Armstrong, 2003). Bu matematikçilerin, bilim adamlarının, mühendislerin ve mantıkçıların yoğun olarak kullandıkları bir zeka türüdür (Gardner, 1999a).

Sözel ve dilbilimsel zeka

Yabancı dillerin öğrenilmesinde ve öğretilmesinde en bilinen zeka türü budur. Nedeni okuma, yazma, dinleme ve konuşma gerektirmesidir (Morchio, 2004).

Bu zeka, sözlü ve yazılı dile özel bir duyarlılığa sahip olmayı ve dili kullanma yeteneğinin, birçok farklı alanda başarı getirdiğini ima eder. Söz dizimi, fonetik, semantik ve dilin pragmatik kullanımlarını (retorik, anımsatma, açıklama ve dil üstü) kullanabilme becerisini içerir (Morchio, 2004: 4).

Bu türden zekalı insanlar, son derece doğal bir şekilde açıklayıcı, öğretici veya ikna edici olurlar. Neden mi? Çünkü dili çok hassas bir biçimde kullanabilirler. Armstrong’a (2003) göre aşağıdakileri yapmaktan hoşlanırlar:

  • okuma
  • hikaye ya da fıkra anlatmak
  • film izlemek
  • günlük tutmak
  • sanat ile uğraşmak
  • şiir yazmak
  • yabancı dil öğrenmek
  • kelime oyunları oynamak
  • araştırmak

Böylece, bu zeka türü, avukatların, yazarların, şairlerin, öğretmenlerin, komedyenlerin ve konuşmacıların kullandığı zeka türüdür (Gardner, 1999a).

Müzikal ve ritmik zeka

Bu zeka “müzikal formları algılama yeteneği” ni içerir (Guzmán ve Castro, 2005: 185). Her türlü müzik ve sesleri kolaylıkla oluşturma, yorumlama, dönüştürme ve değerlendirme becerisi anlamına gelir (Gardner, 1999a).

adam gitar çalıyor

Bu insanlar “ritime, tona, tınıya, doğadan ve çevreden gelen seslere karşı duyarlıdır” (Guzmán & Castro, 2005: 185). Armstrong’a (2003) göre, bu tür bir zekaya sahip insanlar aşağıdakilerden hoşlanır;

  • şarkı söylemek
  • müzik dinlemek
  • enstrüman çalmak
  • konserlere gitmek
  • beste yapmak
  • çalışırken mırıldanmak

Özetle, müzikseverlerin zekası: besteciler, şarkıcılar, ses mühendisleri, müzisyenler, müzik öğretmenleri ve benzeri meslek gruplarında daha baskın olarak görülür (Guzmán & Castro, 2005).

Görsel ve mekansal zeka

Görsel-mekânsal zeka, 2D ve 3D görüntüleri şekillendirme ve tasavvur etme yeteneğini kapsar (Armstrong, 2000a). Ayrıca, hem büyük hem de küçük alanların yerleşimini anlama, değiştirme ve işleme kapasitesidir (Gardner, 1999a).

En yüksek zeka türü görsel-mekansal olan insanlar, kelimeler yerine fotoğrafları ve nesneleri daha kolay bir şekilde hatırlama becerisi gösterirler. Araba modellerini, bisikletleri, kıyafetleri ve saçları daha net bir biçimde fark ederler (Armstrong, 2003).

Bu insanlar aşağıdakiler ile uğraşmak ister:

  • çizim
  • karalamalar
  • boyama
  • video oyunları oynamak
  • modeller yapma
  • haritalar okuma
  • optik yanılsamalar ve labirentler üzerine çalışmak.

Bu, mimarların, pilotların, denizcilerin, satranç oyuncularının, cerrahların ve sanatçıların zekasıdır. Aynı zamanda ressamların, grafik sanatçıların ve heykeltıraşların da bu zeka türü kullandığı düşünülür (Gardner, 1999a).

Bedensel-kinestetik zeka

Bedensel-kinestetik zeka, bedeninizi (tümünü ya da sadece belirli parçalarını) fikirleri ifade etme, öğrenme, problem çözme, yaptığınız eylemi sürdürme yürütme ya da ürünler oluşturma becerisi için kullanmaktan oluşur (Gardner, 1999; Morchio, 2004).

Fiziksel yetenekleri hızlı ve kolay bir şekilde öğrenen insanlardır. Spor yapmayı ve sportif faaliyetlerde bulunmayı severler. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, okulda en sevdikleri zaman dilimi teneffüs ve beden dersidir (Armstrong, 2003).

Başkalarının ifadelerini ve davranışlarını incelikli bir şekilde taklit edebilir, ustalıklar dans ve hareket edebilirler (Armstrong, 2003). Bu insanlar hareket ederken düşünürler ve hareket halindeyken daha iyi öğrenirler (Armstrong, 2003).

Sporcular, balerinler, aktörler, cerrahlar, zanaatkarlar, mucitler, mekanikerler ve diğer teknik bilgi ve beceri gerektiren mesleklerde, genellikle çok yüksek bir seviyede kullanılan bir zeka türüdür (Gardner, 1999).

kadın yolda koşuyor

Sosyal zeka

Sosyal zeka, diğer insanlar için önemli olan mevzu ve konulara odaklanma yeteneğini içerir. Diğer insanların ilgi alanlarını, motivasyonlarını, dünya görüşlerini, kişisel hikayelerini ve niyetlerini hatırlamak anlamına gelir. Genellikle, başkalarının kararlarını, hislerini ve eylemlerini tahmin etme yeteneğine sahip olmayı içerir (Armstrong, 2003; Gardner, 1993a; 2006).

Doğal olarak yüksek bir sosyal zekaya sahip insanlar, sohbet etmek, grup veya çiftler halinde öğrenmek ve insanlarla beraber çalışmak ya da bir işe girişmek gibi (Armstrong, 2003) yeteneklere sahiplerdir. İnsanlara yardım etmek ve maneviyatı olan işler için gönüllü olarak kaydolmak için dünden razıdırlar(Armstrong, 2003). Ayrıca, bu insanlar “başarılı arabuluculardır” (Guzmán ve Castro, 2005: 187).

Hem sözel hem de beden dilini etkin bir şekilde kullandıkları için sağlam iletişim yetenekleri vardır. Bir çok arkadaşları vardır , insanlar için yürekten bir sevgi beslerler ve onları nasıl motive edeceklerini de bilirler (Armstrong, 2003). Bu nedenle, bu öğretmenlerin, terapistlerin, danışmanların, politikacıların, satış görevlilerinin ve dini liderlerin kullandığı bir zeka türüdür (Gardner, 2006).

Doğal zeka

Doğal zekâ, doğal formlara ve dünyanın jeolojik özelliklerine duyarlılık olarak tanımlanır. Bir kentsel, banliyö veya kırsal çevrenin detaylarını ve unsurlarını ayırt etme ve sınıflandırma yeteneğini içerir (Morchio, 2004).

Armstrong’a (2003) göre, bu insanlar şu zevklere sahiptir:

  • kamp yapmak
  • yürüyüşe çıkmak
  • evcil hayvan beslemek
  • çevrelerindeki insanların, hayvanların, bitkilerin ve nesnelerin isimlerini öğrenmek ve sınıflandırmak

Bu zeka, avlanma, balık avlama ve hasat yapmaya dayanan kültürler için en önem zeka türü olarak karşımıza çıkar. Bu zeka türü, sosyal bilimcilerin, şairlerin ve sanatçıların zekasıdır. Genellikle detayları seçebilir ve çalışmalarında algı yeteneklerini kullanabilir ve geliştirebilirler (Gardner, 1999a).

kadın doğanın içinde spor yapıyor

Varoluşçu zeka

Varoluşsal zeka veya “büyük sorun” zekasına sahip olabilirsiniz. Ancak Gardner (2006) bunun gerçek bir zeka olup olmadığına dair bir görüş bildirmemiştir. Hemen hemen tüm kriterleri yerine getirirken, bir tanesi eksik kalmaktadır: Beynin herhangi bir kısmının felsefi ve varoluşsal sorularla uğraştığına dair bir kanıt henüz elimizde yoktur.

Bu zekanın en önemli kısmı, sorular açısından düşünme ve metafizik cevapları arama eğilimidir. Bu insanlar şu konular hakkında kafa yorar: Hayat neden var? Ölüm neden var? Neden savaş var? Gelecekte bizi ne bekliyor? Aşk nedir? (Gardner, 2006).

Ruhsal zeka da varoluşsal zekanın bir parçasıdır. Kendi başına bir zeka olarak görülmese de, aslında dinsel meselelerle ilgilenen ve Gardner’ı varoluşsal zekayı araştırmaya iten manevi insanlardı.

Meditasyonda daha yetenekli insanlar olduğu bir gerçektir. Bu insanlar genellikle daha ruhsal ve zihinsel bir deneyime sahiptirler (Gardner, 1999a).

Sonuç olarak, Gardner’in çoklu zeka kuramı tam bir devrimdi. Zeki olarak adlandırabileceğimiz insanların yelpazesini genişletir. Bu nedenle, bizi yeni bir şey düşünmeye davet eden büyüleyici bir yol açılır. Herkesin kendine özgü “potansiyelleri” vardır ve bunları tespit edip geliştirirlerse başarılı olabilirler.

Çoklu zeka kuramı insanı olumlu olarak görür. Sonuçta, geleneksel, tek yönlü zeka kavramından daha gerçekçi görünüyor.

  • Kaynakça
    Gardner, H. (1995). Zihnin Çerçeveleri: Çoklu Zekâ Kuramı. Fontana Yayıncılık
  • Lazear, D. (1991a). Öğrenmenin yedi yolu: Çoklu zeka öğretimi (2a ed.). Palatine, IL: Skylight Yayıncılık.