Hipnomani: Uyku Takıntısı ve Nedenleri

05 Kasım, 2020
Hipnomani kavramını daha önce duymuş muydunuz? Bunun başka mental bozukluklar ya da uyku düzensizliklerinin kaynağı olabileceğini biliyor muydunuz? Paki bu sorunun uyku ile bağlantılı diğer problemlerden farkı nedir? Bu yazımızda hipnomani ve detaylarını inceliyoruz.

Günümüz toplumunda uyku bozuklukları en yaygın problemler arasında yer almaktadır. Bunlar içinde en sık rastlanan sorunlardan biri, insomnia adı verilen ciddi uykusuzluk problemidir. Günümüzde insanların yaklaşık olarak üçte birinin uykusuzluk sorunu yaşadığı değerlendirilmektedir. Bunun olası nedenleri arasında hipnomani ya da uyku takıntısı bulunmaktadır. Bununla birlikte hipnomani, aynı zamanda uykusuzluğun bir sonucu olarak da ortaya çıkabilir. Aşağıda bu kısır döngünün nasıl meydana geldiğinin detaylarından bahsedeceğiz.

İspanya Nöroloji Topluluğu’na göre, İspanya’da yaşayan yetişkinlerin yaklaşık olarak %20 ile %48 aralığındaki bir bölümü uykuya başlama ya da sağlıklı bir biçimde uykuyu sürdürme konusunda sorunlar yaşamaktadır. Bu veriler oldukça önemlidir. Çünkü uyku takıntısı, hipersomnia adı verilen gündüz saatlerinde aşırı derecede uyumak gibi bazı uyku düzensizlikleri ya da depresyon gibi bazı mental rahatsızlıkların nedeni olabilir.

Bu yazımızda hipnomani rahatsızlığının detaylarına inerek, semptomlarını, nedenlerini ve tedavi yöntemlerini inceleyeceğiz. Ayrıca bu problemin diğer psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklarla olası ilişkilerini de konu alacağız.

uyku sorunu olan bir kadın

Hipnomani Nedir? Benzer Rahatsızlıklardan Ayıran Özellikleri Nelerdir?

Hipnomani kelimesi, Latince “uyku” anlamına gelen hypnos ve “delilik” anlamına gelen mania kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşmuştur. Bu kavram, yoğun ve kontrol edilemez bir biçimde uyku isteği ve bir takıntı noktasına varacak şekilde sürekli bir biçimde uyku ihtiyacı hissetme anlamına gelmektedir.

Bu uyku ve uykudan kalkınca yeniden uyuma isteği, uykuda geçirilen saatlerden bağımsız bir şekilde varlığını hissettirebilir. Ancak çoğu kez uykusuzluk (insomnia) gibi problemlerle bağlantılıdır. Örnek olarak klinomani, uyuyarak ya da uyku dışında yataktan çıkmayarak diğer tüm günlük aktiviteleri terk etmek anlamına gelmektedir.

Öte yandan hipersomnia, en az yedi saat olmak üzere uykuda yeterince vakit geçmesine rağmen aşırı derecede uykulu olma durumuna verilen addır. Bu tür bir durumda sadece uyku süresi değil, aynı zamanda bu sorunu yaşayan kişi uyandıktan sonra da tam olarak ayık kalma konusunda sıkıntılar yaşar.

Organik (mental olmayan) bir sorun olan narkolepsi ise karşı konulamaz bir uyku isteğini ifade etmektedir. Bu problem, dönemsel katapleksi (kas gevşekliği) ile birlikte görülür. Bu durumda kas işlevi aniden ortadan kalkar, hipokretin (aynı zamanda oreksin olarak da adlandırılır) yoksunluğu görülür ve kısa REM uykusu gecikmesi (15 dakika ya da daha az) meydana gelir.

Hipnomani: Nedenleri ve Sonuçları

Hipnomani diğer bazı hastalıkların hem nedeni hem de sonucu olabilir. Hatta bazı durumlarda başka rahatsızlıkları maskeleyerek onların teşhis edilmesini bile önleyebilir. Uykusuzluk, kalite ve zaman açısından uykunun olumsuz etkilenmesi ve bu nedenle daha fazla uyuma takıntısının ortaya çıkması nedeniyle hipnomaninin nedenlerinden biri olabilir.

Peki o halde üstesinden gelmemiz gereken sorun tam olarak nedir? Aslında daha fazla uyuma takıntısı aynı zamanda uykusuzluğun nedeni de olabilir. Yani bu iki faktörün sürekli olarak birbirini beslemesi, tam anlamıyla bir kısır döngünün ortaya çıkmasına yol açar.

Hipersomnia durumunda sürekli olarak uykuya ihtiyacınız olduğunu düşündüğünüz için (kafanızda yeterince uyuyamadığınız düşüncesi oluştuğundan dolayı), uykulu olmadığınız hallerde bile bir tür uyuklama hali ortaya çıkabilir. Uyuklama hali gün içinde yeterli derecede dikkatimizi toparlamamıza engel olduğu için genellikle kişinin performansında önemli ölçüde düşüşlere yol açar.

Bu noktada yukarıda belirttiğimiz problemlere ek olarak ortaya çıkan bir diğer sorunu da ifade etmemiz gerekir. Uykumuz yokken yatmak, uykulu olduğumuza inanıp saatlerce yatakta dönüp durmamıza neden olur. Ancak bunun sonucunda bir türlü uyuyamadığımız için uykusuzluk (insomnia) problemi yaşadığımız inancına ya da hissine kapılırız.

“Uyumak pek de önemsiz bir sanat değildir. Onun için tüm gün uyanık olmanız gerekir.”

– Friedrich Wilhelm Nietzsche

Öte yandan hipnomani daha büyük bir problemi maskeliyor olabilir. Depresyondaki kişiler bütün gün yatağa gidecekleri anı düşünürler. Çünkü yatağa gidip uykuya daldıkları o an aslında günün bittiği ve düşünüp acı çekmekten kurtulacakları andır.

Genellikle melankolik depresyon uykuya dalma ve erken kalkma problemlerine yol açar. Ancak atipik özelliğe sahip depresyonda en baskın uyku probleminin hipersomnia olduğunun altını çizmek gerekir.

Hipnomani şüphesi bulunan durumlarda, depresif rahatsızlıklarla ilgili herhangi bir tanısal kriter bulgusu olmadığından emin olmak gerekir. Ancak bu sayede yeterli özellikte bir teşhis konulabilir ve en etkili tedavi yöntemi seçilebilir.

Olası Tedavi Yöntemleri

Her şeyden önce yeterli ve doğru bir tedavi yöntemi bulmak için hipnomaninin daha büyük bir problemin sonucu olmadığına yönelik doğru bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Benzer şekilde sorunun öncesi ve sonuçlarının ortaya konması için yeterli derecede fonksiyonel analiz yapmak gerekir.

Eğer yapılan değerlendirme sonrasında hipnomani probleminin uykusuzlukla bağlantılı olduğu sonucuna varılırsa, bunu tedavi etmek için farklı müdahaleler gerçekleştirilebilir. Yani sorunun kaynağı uykusuzluk olduğu için bu probleme gerekli müdahaleleri yapmak gerekir. Bu sayede eğer uykuda geçen zaman ya da uyku kalitesi artarsa uyku takıntısı sorununu da azaltmak mümkün olacaktır. Bunu gerçekleştirmek için şu yöntemler uygulanabilir:

  • Aşamalı kas rahatlatma teknikleri ya da vücudu rahatlatmak için otojenik çalışma.
  • Uyarı kontrol teknikleri: Uyku ile uyumsuz davranışları azaltma öğretileri ve planlama takvimini düzenleme.
  • Uyku hijyeni kılavuzu: Uyku düzenleme alışkanlıkları.
  • Uyanık haldeyken yatakta geçirilen saatlerin sınırlanması için uyku kısıtlamaları.
  • Paradoksal niyet: Uykusuzluk konusunda duyulan endişelerin önüne geçmek için yaygın olarak kullanılan bir yöntem.

Hipnomani, uykusuzluk probleminin nedeni ve sonucu olduğunda yukarıda belirtilen son teknik oldukça kullanışlıdır. Bu tür durumlarda az ya da kötü bir uyku “Daha fazla uyumaya ihtiyacım var.” düşüncesinin oluşmasına ve bunun bir takıntıya dönüşmesine yol açar. İşte bu takıntı normal uyku düzenini engelleyen başlıca faktör olarak ön plana çıkar. Paradoksal niyet, bu kısır döngüyü kırmak için kullanılan bir yöntemdir.

Bu teknikte kişiden yatakta uyanık olarak mümkün olduğunca çok zaman geçirmesi istenir. Böylece beynin “uyuman gerekir” komutu yerine “uyanık kalman gerekir” komutuna odaklanması sayesinde uyku ihtiyacı artık bir takıntı olmaktan çıkar. Bunun sonucunda da takıntı haline gelmiş olan uyku konusuna verilen dikkat azalır ve kişi normal bir biçimde uyuyabilir.

“Uykusuzluğun en iyi tedavisi çokça uyumaktır.”

– WC Campos

uykusuz bir kadın

Beynimiz Bizimle Nasıl Oyun Oynuyor?

Hipnomani ile uykusuzluk arasındaki ilişki aslında beynimizin bizi nasıl sabote ettiğinin en açık örneklerinden biridir. Bazen endişe duymak iyi bir şey olabilir ve bir probleme çözüm bulmak için fayda sağlayabilir. Ancak aşırı derecede endişe etmek içinde bulunduğumuz sorunu daha da kötü bir şekle dönüştürebilir. Yani bu durum beynimizin “tolere edebileceği bir eşik” olması ve eğer bu eşik aşılırsa problemi çözme yetimizin ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Aslında problemin çözümü kapasitemiz ve yeteneklerimiz içinde olabilir ancak yine de beynimizin oynadığı bu oyun nedeniyle bu çözüme ulaşamayız.

Sonuç olarak, normalden daha az düzeylerde uyumak konusunda o denli endişe duyarız ki kendi elimizle bu durumu bir rahatsızlık haline dönüştürürüz. Elbette bu durum uyku alışkanlıklarımız konusunda hiç endişe duymamak ve düzenli uyku konusunu ciddiye almamak anlamına gelmemelidir. Ancak bu konuyu daha yapıcı ve işe yarar bir biçimde bir endişe kaynağı olarak algılamalı ve uykularımızı kaçıracak derecede kafaya takmamalıyız.

“Hayatta hiçbir şey bizim düşündüğümüz kadar önemli değildir.”

– Daniel Kannehman