Hayatın Sürprizlerine Açık Olmak

Haziran 3, 2020
Bilim insanları evrenin büyük oranda rastgele bir işleyişe sahip olduğunu ileri sürmektedirler. Eğer kabul etmekte zorlandığımız bir durumla karşı karşıya kalırsak bunu genellikle beklenmedik bir şey ya da sürpriz olarak niteleriz. Yani, belirsiz bir senaryonun ortasında kaldığımızda esas hedefimizin ne olduğunu asla gözden kaçırmamamız gerekir.

Hayatımız pek çok değişkene bağlı olarak sürüp gider. Bunlardan biri de hiç kuşkusuz rastlantılar, sürprizler ve beklenmeyen olaylardır. Bu nedenle, her ne kadar çoğu kez yaşadığımız gerçeklikler üzerinde sıkı bir kontrolümüz bulunduğunu düşünsek de, aslında şans kavramı yaşantılarımızı büyük ölçüde şekillendirmektedir. Ancak buna karşın beklemediğimiz gelişmeleri kabullenmekte zorlanır ve hayatımızda kaosun yerinin çok küçük olduğuna inanırız.

Bilim kurgu romanı yazarı Kurt Vonnegut Jr., düzen ve tahmin edilebilirlik kavramları ile dönmeyen bir dünyada kaosla nasıl başa çıkmamız gerektiğini kendi kendimize öğrenmeye zorunlu olduğumuzu ifade etmektedir. Ancak elbette bunu yaparken kendimiz de bir kaosun içine düşmemeliyiz. Kaderin çoğu kez kaprisli olduğu ve bizi daha önce hiç aklımıza gelmeyen noktalara sürüklediği gerçeğinin sık sık karşımıza çıktığını aklımızdan çıkarmamalıyız.

Bir insan uzun yıllar boyunca sakin bir hayat sürebilir. Bu insan, sahip olduğu her şey istediği gibi yerli yerinde olduğu için bu hayattan son derece memnun olabilir. Evimize gidip gelir, işe gider, insanlarla etkileşime geçer, onlarla zaman harcar ve bu süreçte herhangi bir kaosla karşılaşmayız. Ancak bir anda ani bir değişim olur. Kaderimiz sanki bir anda değişir ve hiç alışkın olmadığımız, tahmin bile edemeyeceğimiz durumlarla karşı karşıya kalmaya başlarız.

İşte bu anlarda mental olarak güçlü ve kabiliyetli olmaya ihtiyaç duyarız. Ayrıca daha önce hiç kullanmadığımız yöntemleri ve yaklaşımları benimsemek durumunda da kalabiliriz. Bize son derece şaşırtıcı gelse de, bu tür durumlara mükemmel şekilde reaksiyon gösteren insanlar bulunmaktadır. Sanki bu kriz durumlarında gerektiği gibi davranmak onların genetik kodlarında bulunan ya da beyinlerinin bir köşesinde gizlenmiş bir yetenek gibidir. Beyinlerinde rutin dışında yer alan sıra dışı bir kod sanki olumsuz bir durumla yüzleştiklerinde aktive olmaya hazır bir biçimde bekler gibidir. Gerçekten de bu özellikleri sayesinde beklenmedik durumlara olağanüstü bir biçimde reaksiyon gösterirler.

Şimdi hep birlikte konunun detaylarını inceleyelim.

Avuç içi ve yağmur damlası

Beklenmeyen Şeyleri Kabullenmek Zordur

Bazı günler vardır, güneş bundan daha parlak olamaz deriz. Gökyüzü engin maviliğiyle canlı bir berraklık sunar. Ancak bir anda her şey değişir, hava kararır, birkaç saniye içinde kalın bir bulut tabakası her yeri kaplar. Herkes en kötü fırtınanın geldiğinden bahsetmeye başlar. Bu şartlarda, şikayet edip sızlanmanın hiçbir faydası yoktur. Yapmanız gereken tek şey uygun bir yer bularak kendinizi korumaktır.

Kimi zaman hayatımızın tamamında istikrar hakim olur. Ajandamızdaki her madde gerektiği gibi yerine getirilir, her proje, her randevu, her gezi ve her iş önceden öngördüğümüz gibi gerçekleşir. Ancak bir süre sonra hiç tahmin etmediğimiz şeyler ortaya çıkmaya başlayabilir.

Ayrıca bu tahmin edilmeyen şeylerin en büyük özelliği, yalnız başlarına gelmemeleri, pek çok değişikliği ve belirsizliği de beraberlerinde getirmeleridir. Bu tür durumların ortasında kaldığımızda şikayet etmek, pişman olmak ya da hiçbir şey yapmadan beklemek bir fayda sağlamaz. Yani bir reaksiyon göstermemiz ve harekete geçmemiz gerekir.

Ancak bu şekilde davranmak çok sayıda farklı nedenden dolayı hiç de kolay değildir. Şimdi bu süreci birlikte analiz edelim.

Beyniniz Gelişigüzel ve Rastlantısal Durumları Sevmez

Eğer beyniniz rastlantılardan hoşlanmıyorsa beklenmeyen sürprizleri nasıl kabullenebilirsiniz? Bu sıra dışı organın düzen ve kalıpları arama konusunda saplantılı bir eğilimi bulunmaktadır. Ayrıca daha önce edindiğimiz tecrübelerden dersler çıkararak günlük yaşantımızda daha iyi reaksiyon göstermemize yardımcı olmaya çalışır. Beyin, her şeyin kontrol altında tutulmasını ister çünkü her türlü beklenmeyen olay, daha önce işlenmemiş ya da tecrübe edilmemiş bilinmeyen herhangi bir detay alarm sistemini harekete geçirir ve bir tehdit olarak algılanır.

Peki beynin bu şekilde programlanmış olması gerçeği, şans eseri karşımıza çıkan şeylerle ya da kaosla başa çıkamayacağımız anlamına mı gelir? Bu soruya verebileceğimiz cevap, hayır olacaktır. Çünkü insanlar bu tür durumları çok etkili bir biçimde atlatabilirler. Ayrıca çok şaşırtıcı da olsa zaman içerisinde bilinmeyen durumlar ve kaosla çok daha iyi şekilde başa çıkmayı başarırız.

İnsanlar yaratıcı varlıklardır. Yenilikler ortaya koyabilecek, reaksiyon gösterebilecek ve olumsuzlukları aşabilecek çok büyük psikolojik potansiyel taşırlar. İşte bu sayede hayatta kalmayı başarırız. Böylece hayatımızdaki tüm değişimlere ve tahmin edilemeyen olayların yarattığı kaçınılmaz korkuya rağmen ilerlemeye devam ederiz.

“Belirsizlik, birçok şeyin yaşanması demektir. Belirsizlik, içinde başarı, mutluluk ve yaşamak için gerçekten bizleri bekleyen çok sayıda fırsatın bulunduğu bir yerdir.”

– Martha Nussbaum

Adam zihni ve balon

Amaçlarınızı Aklınızda Tutarak Beklenmeyeni Bekleyin

Bilim, çok sık bir biçimde bizlere hayatın rastgele bir evrenin yan ürünü olduğunu söyler. Ayrıca tanınmış fizikçi Wermer Heisenberg’in de dediği gibi; “Maddede gözlemlediklerimiz şeyler (ya da partiküller) değil, olasılık dalgalarıdır.”

Bu fikir, bilim insanının meşhur belirsizlik teorisini formülize etmesine yardımcı olmuştur. Bu teoriye göre bir partikülün pozisyonunu ya da hareketini ölçmek ya da tahmin etmek mümkün değildir. Elbette çeşitli öngörülerde bulunabiliriz. Ancak kuantum fiziğinde bile küçük de olsa kaosun bulunduğu hesaba katılmaktadır. Bunların dışında Heisenberg’in işaret ettiği diğer bir nokta ise, belirsizliklerle dolu bir dünyada beklenmeyenlere karşı hazırlıklı olmamızın ne kadar gerekli olduğudur.

Bu durumu aslında ne iyi ne de kötü bir biçimde değerlendirebiliriz. Yani bunun açık bir gerçek olduğunu kabul etmek gerekir. Kimileri bu durumu kendi avantajlarına kullanırlar ve beklenmeyeni kabullenmek konusunda herhangi bir sorun yaşamazlar. Bu tür insanlar cesur ve yaratıcı yöntemlerle daima ileriye gitmeyi başarırlar. Öte yandan diğer bazı insanlar ise bunu, hayatlarını adeta felç eden bir durum olarak görürler. Uzun yıllardır huzurlu ve sakin bir hayat sürüyorsak, zihnimiz de bir sonraki aşamada nelerle karşılaşabileceğimizi bu bilgiler ışığında tahmin eder. Ancak bir anda Nassim Nicholas Taleb’in Siyah Kuğu‘su ortaya çıkar ve hayatımızı alt üst eder.

Peki günlük yaşantımızda kaçınılmaz bir faktör olan belirsizlik değişkeni ile başa çıkmak için neler yapabiliriz? Şimdi konunun bu boyutu üzerinde biraz inceleme yapalım.

Pembe toz ve kare

Beklenmeyen Durumları Kabullenmek ve Onlarla Yüzleşmek

Beklenmeyen durumları ya da bir başka deyişle hayatın karşımıza çıkardığı sürprizleri kabul etmek ve bunlarla yüzleşmek için hesaba katmamız gereken bazı noktalar şu şekilde sıralanabilir:

  • Beklenmeyeni kabul etmenin ilk adımı hayattaki hedeflerimizi ve gayelerimizi hatırlamak olmalıdır. Şu an içinde bulunduğumuz durum ne kadar kaotik ve belirsiz olsa da, eğer önceliklerimizi net bir biçimde biliyorsak, hareket etmek için ihtiyaç duyacağımız gücü ve yaratıcılığı mutlaka buluruz.
  • İkinci adım, gerçekten kontrol altında tutabileceğimiz şeyleri kontrol altına almaktır. Bunlara örnek olarak, kararlarımızı, zihinsel yaklaşımlarımızı ve hareketlerimizi gösterebiliriz.
  • Bir sonraki aşamada, belirsizlik ortamında her zaman riskler almak zorunda olacağımızı unutmamamız gerekir. Bu tür riskler almanın pek çok endişeye yol açabileceği bir gerçektir. Ancak ilerleyebilmek için yaratıcı ve yenilikçi adımlar atmak kaçınılmaz bir gerekliliktir.
  • Benzer şekilde hepimizin içinde bulunan meraklılık, yaratıcılık ve çabuk kavrama gibi yetenekleri ve sıradışı özellikleri açığa çıkarmamız gerekir. Bu bağlamda, çevremize karşı açık olmalı, dinlemeli, verilen tavsiyelere kulak asmalı ve daha sonra kendi iç pusulamıza göre bunları uygulamaya koymalıyız. Bu tür durumlarda elde ettiğimiz kazanımlar çok zenginleştirici ve besleyici olabilir.

Sonuç olarak, beklenmeyen durumlarla yüzleşme konusunda kilit noktanın, her ne olursa olsun cesur olmaktan geçtiğinin altını çizmek gerekir. Eğer hiç hareket etmez ve yaşantımızdaki kaos parçacıklarından dolayı sürekli bir keder içine düşersek, çektiğimiz acılar da daha katlanarak artacaktır. Bu nedenle proaktif olmalı, sorunlara çareler üretmeye çalışmalı ve korkularımızı mantıksal çerçevelere oturtmayı başarmalıyız. Bu sayede duygularımızı ve yaratıcı özelliklerimizi kendimize fayda sağlayacak şekilde kullanma şansına sahip olabiliriz.