Depresyon Her Tür Metafordan Daha Zor Bir Rahatsızlıktır

15 Ağustos, 2020
Depresyon, sadece karanlık ve sonu olmayan bir tünel değildir. Bu tünelde hava olmadığından nefes almamız da mümkün değildir. Depresyondaki kişiyi sorular kemirir ve bunların dışında kalan her şey ise bir tehdit haline dönüşür.

Depresyon, metaforlar ya da diğer bir deyişle benzetmeler için en ilgi çekici zihinsel rahatsızlıklardan biridir. Görünüşe göre üzüntü bizi alıp farklı yerlere götüren bir duygudur. Ancak götürdüğü yer engin bir denizden çok çıkışın uzak ve hatta imkansız olduğu karanlık ve derin bir kuyudur. Depresyon oldukça karmaşık bir özelliğe sahip görünmez bir zincire benzetilebilir.

Depresyonu konu alan metaforlar gerilimden çok bu duygunun ağırlığı ile güldürmeyi amaçlar. Çünkü depresyon melankoli ile kaplanmış ve çevrelenmiş bir duygudur. Sahip olduğu güç kendimizi küçük, beceriksiz ve yeteneksiz hissetmemize neden olur. Kimileri için geçici bir heves gibi görünen bu oyunun kaybedenleri hayatı bu şekilde görürler.

“Çünkü benden geriye tek bir ürkek heyecan kalır,
Asla değildir o,
Kanatları kırılmış bir kuştan başka bir şey,
Ve içindeki boşluk hissi veren o duygu.
Sana sevgiyi veremem,
Çünkü o artık benim değil,
Aşk beni vurdu ve yere serdi,
Kör edici bir kar altında.”

– Worn Out, Elizabeth Siddal (1829-1862)

Yüzünü elleriyle kapatan kadın

Dışarıdan Bakınca Depresyon

Depresyondaki bir kişiyi dışarıdan görenler o insanı anladıklarını düşünürler. Evet gerçekten de anladıklarını sanırlar. Kendilerinin de üzgün hissettikleri zamanlar olduğunu ve herhangi bir çıkış yolu bulunmadığını düşündükleri durumları defalarca yaşadıklarını düşünürler. Bu tür tecrübelerinden, sabır kavramının her zaman için gereken önemi vermediğimiz bir silah olduğu kanısındadırlar. Her ne kadar çevremizdeki birçok şeyin sabit ve önemsiz olduğunu düşünsek de ne yazık ki zaman akıp gitmektedir. O nedenle gözlerimizi açıp baktığımızda her şeyin azalıp yok olduğunu görürüz.

İşte bu yüzden depresyondaki bir kişiyi anladığını düşünen insanlar bu kişiyi cesaretlendirerek ona tavsiyeler verme konusunda hiç tereddüt etmezler. Çünkü onlara göre kendi tecrübelerine benzer bir durum yaşanmaktadır. Ancak depresyon, sadece bir haftalık bir üzüntü ya da acıdan daha fazlasıdır. Çünkü içimizde daha derinlere inen bir problem olma özelliği taşır. Yani depresyon, sertliğini çok az sayıda metaforun yansıtabildiği bir rahatsızlıktır. Bu nedenle de bir profesyonelin müdahale etmesi gerekir.

Aslında depresyon sadece karanlık ve sonu olmayan bir tünel değildir. Bu tünelde hava olmadığından nefes almamız da mümkün değildir. Burada kişi hareket edemez ve içinde bulunduğu durumla ilgili olarak kendisini suçlar. Depresyon, isteğin ve becerilerin ortadan kalktığı bir durumdur. Burada sorular insanı kemirir ve bu soruların dışında kalan her şey ise bir tehdit olarak algılanır.

Depresyonda cesaret donuklaşıp kararmış bir duygudur. Gözlerse her zaman ortaya çıkmayan gözyaşlarının ardına saklanır. O gözler olumsuzlukları büyüten ve kişinin karşısına çıkan fırsatları net bir biçimde göremeyen bir hale dönüşür. Sonuç olarak cesaretin gerekli olduğu ancak bunun yanında kullanılmasına ihtiyaç duyulan araçların ve duygusal yeteneklerin de en az o kadar önem kazandığı bir durumdan bahsediyoruz.

Burada sorular insanı kemirir ve bu soruların dışında kalan her şey ise bir tehdit olarak algılanır.

Yaşlı gözler

Depresyon Kurbanlarını Suçlu Hissettirir

Depresyondaki bir insan sadece üzgün bir insan değildir. Her ne kadar genel olarak böyle bir inanış olsa da bu insanlar her zaman üzgün görünmezler. Yani üzgün olmak depresyondaki insanların en belirgin özelliği değildir. Aslında çoğu kez, özellikle de çocuklarda çok az kişinin farkına vardığı bir durum ortaya çıkar. Bu da üzüntünün kızgınlığa dönüşmesidir. Aynı durum yetişkinlerde de görülebilir. Çünkü çocuklara göre daha fazla duygusal yetiye sahip olsalar da yetişkin kişilerde de derinlerde bir mücadele ve bu mücadelenin olumlu bir sonuca yol açmaması nedeniyle hissedilen bir hayal kırıklığı görülür.

Evet, kızgınlık. Bu kızgınlık genellikle kişinin etrafında bulunan, ona yardım etmek isteyen ve empati kurmaya çalışan insanlara yönelir. Depresyonun anlaşılması pek de kolay olmayan bu yüzü yardım etmek isteyen insanları uzaklaştırır, önerilerde bulunarak basit ve kullanışlı çözümler sunan insanları ise bir süre sonra yorar. Çünkü depresyondaki kişi yardım çabalarına kulak asmaz ve verilen tavsiyelere uymak istemez.

İşte bu aşamada depresyondaki insan artık bir kurban olmaktan çıkar ve bir suçlu durumuna düşer. Aslında acı çekmeye devam ediyor olsa da çevresindeki diğer insanlar onun son derece rahat ve mutlu olduğunu düşünmeye başlarlar. Çünkü kişi çalışmaz, ev işlerine yardım etmez ve tüm gününü dinlenerek geçirir. Peki neden dinlenir? Hiçbir şey yapmadığı için mi?

Nasıl Destek Olunur?

Gördüğümüz gibi depresyon herhangi bir duygudan çok daha karmaşık bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığın yol açtığı hasar, kişinin dünyasında elde edebileceği ve mümkün olan tüm desteğe ihtiyacı olduğunu gösterir. Ancak bu desteğin doğru bir biçimde ve zekice sunulması gerekmektedir. Aksi halde bu desteğin uyguladığı güç depresyondaki kişinin daha da derinlere gömülmesine yol açabilir.

Bu nedenle, arkadaşlardan ve iyi profesyonellerden destek almak gerekli ancak yeterli değildir. Depresyondaki bir insana tavsiyeler vermek için adeta boş bir çanta gibi davranmak doğru bir davranış biçimi olmayacaktır. Eğer gerçekten yardımcı olmak istiyorsak, öncelikle bu rahatsızlığı hafife almamalıyız. Bu bağlamda, metaforlar yapmaktan da kaçınmamız gerekir. Çünkü bu durumda sorunu tam olarak anlayıp yansıtamama riski ortaya çıkacaktır. Bunun sonucunda da ne kadar iyi niyetli olursak olalım yardım etme şeklimiz olumsuz yönde etkilenecektir.