Çocukların Sözlü Tacize Uğraması Onlarda Bazı İzler Bırakır

Ağustos 25, 2018

Çocuklukta yaşanan sözlü taciz, çocuğun sağlığını doğrudan etkiler. Buna rağmen bu eylemin tüm etkilerinden o kadar da haberdar değiliz. Buna neden olan şeylerden biri, bu durumu sıklıkla kötü kelimeler kullanmakla karıştırmanızdır. Ancak sözlü taciz, küfürden çok daha ileri bir durumdur.

Çocuklukta karşılaşılan sözlü taciz, tacize uğrayan kurbanın kendine verdiği değere büyük oranda zarar veriyor. Bu durumda doğrudan hedef alınan, kişinin kendisi oluyor. Bundan farklı olarak, sözlü olarak gerçekleştirilen suistimal, psikolojik anlamda gerçekleştirilen şiddetle aynıdır. Ulusal Çocuk Travma ve Stres Ağı’nın (NCTSN) bu konuyla ilgili oldukça çarpıcı araştırmaları vardır. Psikolojik istismar, en yaygın şiddet türlerinden birisidir.

Ailesi olarak, çocuğunuza nasıl davrandığınız ve ona hangi sözleri söylediğiniz, dikkat etmeniz gereken bir meseledir. Bu nedenle çocuklarınızla konuşurken konuşma şeklinizi bir şekilde kontrol altında tutmalısınız. Özellikle onlara yanlışlarını söylemek istediğinizde her zamankinden çok daha dikkatli bir şekilde konuşmanız gerekir. 

Neden sözlü taciz çocuklarda iz bırakır?

Çocuklarda sözlü tacizin büyük izler bırakmasının bir nedeni vardır. Çünkü çocukluk, en kritik öneme sahip gelişme çağlarından biridir. Bu dönemde sinir sistemi ve beyin, dışarıdan gelecek uyarılara karşı son derece korunmasız bir haldedir. Bu yüzden dışarıda gerçekleşen herhangi bir olay, öyle veya böyle çocuğu etkiler.

J. Pinel, sinir sisteminin gelişim sürecinin fetüsten başladığını ve doğum sonrası da devam ettiğini ifade ediyor. Sinir sisteminin gelişimi yetişkinliğe kadar sürüyor. Bu nedenle çocuklar bu tacizler yüzünden nöropsikolojik anlamda hasarlı olarak büyüyebiliyorlar.

üzgün çocuk

Çocukların uğradığı tacizlerle ilgili yapılan bir araştırmada bu konuyla ilgili detaylı bilgiler mevcuttur. Bu araştırmaya göre, çocuklukta yaşanan sözlü taciz, bu saldırıya uğrayan çocuğun dikkat çekme ve hafıza konusunda bazı problemler yaşayabileceğini söylüyor. Bunlara ek olarak, bu sorunu yaşayan bir çocuk konuşma becerisi ve entellektüel zeka anlamında sorunlar da yaşayabilir.

“Fonksiyonel ve yapısal anlamda beyinde meydana gelen bazı değişiklikler, çocukluk döneminde istismara uğramış çocukların nöropsikolojik durumlarını açıklamaktadır.”

– Çocuklara Kötü Muamele edilmesinin Nöropsikolojik Etkileri, A.S. Davis, L.E. Moss, M. Nogin, N. Webb

Peki bu tacizlere hangi isimleri takıyoruz? Bu tacizlere bazı isimler vererek onları saklamaya çalışabilirsiniz. Bazen çocuğunuza bir şeyleri “öğretmek” veya onu “yetiştirmek” adı altında bu zararlı davranışı gerçekleştiriyor olabilirsiniz.

Cezalandırma

Bazı aileler, sadece kötü şeylere odaklanmadan nasıl bir çocuk yetiştirilebileceğini bilemez. Diğer taraftan, çocuğunuz iyi bir şey yaptığında bazen bu konunun üzerinde hiç durmazsınız. Zaten olması gereken bu diye düşünebilirsiniz. Aileler bu şekilde davranmaya genelde meyillidir.

Ancak sadece olumsuz olan şeylere odaklanmanızın çok ciddi sonuçları olabilir. Aslında çoğu zaman, aileler çocuklarına tam olarak neyi yanlış yaptığını söylemez. Bunları yaparken bir yandan da ailesini kızdırdığı için çocuğun iyice suçlu hissetmesini sağlar. Hepsine ek olarak tüm bu sürecin içine, konuşma esnasında iyice seçilmemiş laflarla da girebilir.

Bir çocuğu diğeriyle kıyaslamak veya basitçe “Sen aptalsın” demek size başta masum gelebilir. Ancak tüm bu davranışlar ve sözler, çocuğun zihninde derin ve kalıcı bir iz bırakabilir. Eğer bu durum sık sık gerçekleşiyorsa veya geçmişte gerçekleşmişse kesin olarak bir hasardan bahsedebiliriz.

Örneğin çocuğunuzun bir matematik problemini çözmeye çalıştığını düşünün ve ilk seferinde çözemediğinde ona aptalsın dediğinizi hayal edin. Tüm bunlara ek olarak, diğer arkadaşlarının hepsinin bu soruyu doğru yaptığını ona söyleyin ve bunun altını iyice çizin. Bu durumda çocuğunuz kendisinin gerçekten de aptal olduğunu ve matematik konusunda iyi olmadığını düşünebilir. Her şeyden öte, arkadaşları arasında en başarısız kişinin kendisi olduğunu düşünebilir.

Bu çocuk nihayetinde bu konuda hiçbir şey yapamayacağını düşünmeye başlayacak. Bu, onun ileride matematiği iyice hayatından çıkarmasına neden olacak. Bu çocuk, ileriki yaşlarında bariz olarak başarısızlık korkusu yaşabilir. Herhangi bir alanda yaşadığı en ufak bir başarısızlık, onun hemen pes etmesine ve kendisini “yetersiz” hissetmesine neden olabilir.

çocuğuna bağıran baba

Bu şekilde büyüyen bir çocuğun nasıl bir benlik saygısı olabilir? Hiçbir zaman unutmamanız gerek; çocuklar, çocuklukları boyunca kimliklerini inşa eder. İnşa ettikleri bu kimlik, “Hiçbir değerim yok” düşüncesiyle dolu olabilir. Bu sorunu yaşayan çocuklar, “Ailemin kızgın olmasının nedeni benim” veya “Hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorum” gibi düşünceleri sık sık aklından geçirebilir. Hatta bu sözlü tacizlerle büyüyen bir çocuk, kendisinin hep en kötüyü hak ettiğini sanabilir. Tüm bu düşünceler, güçlü bir öz güven gelişimini engelliyor.

“Bunlar zararlı davranışlardır, özellikle sözlü olanlar. Bu sözlü tacizlerle sürekli olarak çocuğa aptal, çirkin veya değersiz olduğu söylenir. Kendisini bir noktada istenmeyen olarak görür. Kendi isimleriyle çağrılmayan çocuklar bile vardır. İsimleri yerine ‘Hey sen‘, ‘Aptal‘ veya ‘Gerizekalı‘ gibi aşağılayıcı kelimeler kullanılır.”

– İstismara Uğramış Çocuklar, Kempe ve Kempe (1979)

Gördüğünüz gibi sözlü taciz, çocukları oldukça olumsuz şekilde etkileyebiliyor. Sözlü taciz, bu olumsuz etkiyi belirli biçimlerde yapıyor. Şunu da hatırlatmak isteriz, aileler çocuklarına tam olarak neleri yansıttığından çoğunlukla habersizdir. İşteki gerginliklerini, genel streslerini, ilişkilerindeki sorunları veya kendi sorumluluklarının onlar üzerindeki etkilerini bilmeden de olsa çocuklarına yansıtırlar. Çocuklarıyla konuşurken kullandıkları dille bunu yaparlar. Eğer mutlu bir çocuğunuz olsun istiyorsanız bu söylediklerimizi aklınızda tutun.

Duygularınızı düzgün bir şekilde yönetmeyi öğrenmeniz önemlidir. Çocuğunuzla empati kurmayı öğrenmelisiniz, bu şekilde onunla olumlu bir iletişim gerçekleştirebilirsiniz. Her zaman için öz güvenlerini hesaba katarak hareket etmelisiniz. Her şeyden öte, onların büyüdüklerinde çekingen veya üzgün bireyler olmalarını istemezsiniz. Bir şeyleri yapacak kapasiteleri olmadığına inanan yetişkinler, uzun vadede kendilerine hep sınırlar koymaya başlar.