Bukelamun Etkisini Duymuş Muydunuz?

· Ekim 21, 2018

Psikolojide birçok çeşit sendrom ve bu sendromların etkileri vardır. Birçoğunun isimlerinde metafor kullanılır. Örneğin Peter Pan Sendromu, Jerusalem Sendromu, Othello Sendromu, Ben Franklin etkisi, Mandela etkisi v.b. gibi. Ancak birini vurgulamamız gerekirse; işte bu bukalemun etkisi olur.

Bukalemunlar büyük renkli gözlere, uzayan dile ve pullarla kaplı deriye sahip küçük sürüngenlerdir. Herkesin onlar hakkında bildiği bir şey varsa o da derilerinin renklerini değiştirebilme özellikleridir. Buna rağmen, kendilerini kamufle etmek için renk değiştirdikleri yönündeki yaygın fikir tam anlamıyla doğru sayılmaz. Benzer şekilde bukalemun etkisi, insanların renkleri nasıl değiştirdiği ile ilgili değil, nasıl değiştikleri ile ilgilidir.

Bukalemunlardaki Renk Değişimi

Sadece bazı bukalemun türlerinin renk değiştirme yetenekleri vardır. Bukalemunlar renksiz değildirler ve renk değişimlerini de sanıldığının aksine çevreye göre yapmazlar. Renk değişikliklerinin çoğu psikolojik durumlarıyla ilişkilidir. Bukalemunlar renk değişimleri ile günün saatine ve sıcaklığa tepki gösterirler.

Renkleri ayrıca psikolojik faktörler nedeniyle diğer zamanlarda da değişir. Örneğin bir düşman ya da çiftleşmek için uygun bir eş yaklaştığında renk değişimleri görülebilir. Ayrıca diğer bukalemunlarla kavga ederken de renk değiştirirler. Bir bukalemunun kızgın olduğu ya da korku halinde olduğu renginden anlaşılabilir. Bu yüzden renk değişimi bazen bukalemunlar arasındaki bir iletişim şekli olarak da nitelendirilebilir.

bukalemun

İnsanlardaki Renk Değişimi

Zelig, Woody Allen filminde karşımıza çıkan meraklı bir karakterdir. Farklı yerlerde bulunup farklı insanlarla etkileşime giren, Woody Allen’ın kendisinin hayat verdiği bir baş karakterdir Leonard Zelig. Bu kulağa normal gelebilir ancak Zelig her seferinde başka bir kılıkta karşımıza çıkar. Siyahilerle konuşurken ten rengi ve sesi değişir, yahudilerle konuşurken sakalı çıkar ve saçları bukle bukle olur. Kilolu insanlarla konuşurken kendi kilosunda da artış görülür.

Mia Farrow’un hayat verdiği Dr. Eudora Fletcher bu alışılmadık vaka üzerinde çalışır. Doktor sonunda Zelig’in kendisini insanlar arasında kamufle etmeye yönlendiren, dış görünüşünü kabul edilebilir bir biçime dönüştüren alışılmadık derecede ileri bir kendine güvensizlik sorunu ile baş başa olduğunu keşfeder. Zelig’in bukalemun adam olarak bilinmesine neden olan içinde bulunduğu duruma göre dış görünüşünü adapte edebilen doğa üstü bir yeteneği vardır. Okumadığı halde okuduğunu söylediği Moby Dick kitabı yani kabul edilme ve kendini dahil hissetme arzusu onda fiziksel ve psikolojik dönüşümlere yol açar.

“Hayattaki herkes birer bukalemundur.”

– Melanie Chisholm

bukalemun efektini taklit eden filmler

Tabii ki Woody Allen’ın bu filmi bir parodi, kandırmaca ve karikatürdür. Gerçek dışı bir durumu gösterir ama bundan bukalemun etkisinin ne olduğunu göstermek amacıyla bahsettik. Bukalemun etkisi aynı zamanda duygusal bulaşma olarak da adlandırılır, gözlemlediğimiz duyguların aynılarını hissetmeye ve özümsemeye yatkınlık duymamızı anlatır, aynı şekilde başkalarının duygularını da etkiler. Bir insanın etkilendiği ve aynı zamanda diğer insanların ya da grupların duygu ve davranışları üzerinde etkili olduğu bir süreçtir.

Bukalemun Etkisi

Bukalemun etkisi bir gerçeği tanımlar, hepimiz belli bir şekilde diğer insanlar için aynaymış gibi çalışırız. Başkalarının duygularını taklit ederiz ya da en azından açıkça başkalarının olan duyguları sahipleniriz ancak bu etki burada sonlanmaz çünkü aynı zamanda duruşları, ifadeleri, dili, tonu, aksanı ve kelimeleri de taklit ederiz.

Birisi kahkaha atarken sizin de doğal tepkiniz gülmek olur. Farklı aksanı olan bir grup insan içinde bulunduğunuzda o aksanı benimsemeniz çok da uzun zaman almaz. Eğer bacak bacak üstüne atmış biriyle oturuyorsanız bir anda siz de kendinizi bacak bacak üstüne atmış şekilde bulabilirsiniz. Buna rağmen bu etki her zaman ortaya çıkmaz, bazen bilinçli bazen de bilinçsiz olarak belirli durumlarda ortaya çıkar.

Bukalemun Etkisinin İşlevi

Bukalemun etkisinin işlevi ,evrimsel açıdan bakıldığında, Charles Darwin tarafından ortaya atılmıştır. Vücut hareketleriniz kısmen nasıl hissettiğinizi belirler. Aynı şekilde karşınızdaki insanların verdiği sinyaller de sizi etkiler. Bu kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar ve sizi belirli grupların bir parçası yapar. Siz ne olduğunu anlamadan karşınızdaki kişiden gelen küçük sinyaller size nasıl davranmanız gerektiğini söyler ve ayna nöronlarınız onları taklit etmenizi sağlar.

Belki hepimizin içinde bir Zelig vardır. Başka insanlarla birlikteyken onların sahip olduğu duygusal duruma adapte oluruz. Duygular virüs gibidir, etrafımızda kolayca yayılırlar. Doğduğumuz andan itibaren duyguları bulaştırmaya ve yaymaya programlandık. Eğer pozitif duygularınız varsa çevrenizdekiler de bu yönde etkilenir öteki yandan negatif duygularınız varsa karşınızdakiler bundan da etkilenir. Bu süreç büyük ölçüde bilinçsiz olmasına rağmen olumlu duygular hissetmek ve başkalarına hissettirmek için ilk adımı atabilirsiniz.

“Ben her ne oluyorsa ondan etkilenen bir bukalemun gibiyim. Eğer Elvis yapabiliyorsa ben de yapabilirim. Eğer Elderly Brothers yapabiliyorsa Dylan’la aynı şekilde ben ve Paul da yapabiliriz.”

– John Lennon