Belki de Senin WhatsApp Mesajlarını Yanıtlamak İstemiyorum

· Aralık 15, 2017

WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamalarının bizi maruz bıraktığı duygusal zorlama, iyi iletişim prensiplerini yıkıp geçiyor. Mesaj konuşmalarında belli bir akışkanlık isteyen kişilerle çeşitli çatışmalar yaşamak, sıkça karşılaşılan bir durum. 

Hiç kimse cevap vermeye mecbur değildir ama çoğu zaman bunu yapmaya mecbur hissediyoruz kendini. Bu da iletişim çabalarımızı gerçek bir yolculuğa dönüştürmektedir.

Bu nedenle teknolojik haklarımızı korumalı ve kendi arzularımıza değer vermeliyiz. Başkalarının beklentilerini karşılamak içinde kendinizi zorlamak sizi tüketmekten, zehirlemekten ve kimliğinizi aşındırmaktan başka bir şeye yaramaz.

Mesajlara cevap verme şekli nedeniyle sorgulanıyor gibi hissetmemiş olan var mıdır? Hangimiz başkaları tarafından baskıya uğramadı ya da zorlanmadı? Sosyal medyanın gizlilik hakkımızı elimizden almaya çalıştığını düşünmeyenimiz oldu mu?

mesajlardan saklanmak

Cevap vermek ya da cevap vermemek: Karar sizin

İstemiyorsanız cevap vermeme ya da sizin için uygunsa cevap verme hakkına sahipsiniz. Ayrıca sosyal ağlarda istediğiniz şeyi yayınlama hakkına da sahipsiniz. Biraz ara vermeye ve WhatsApp ve diğer uygulamalar dünyasına veda etmeye karar veren pek çok insan var. Hayatlarındaki yükü azaltmayı ve biraz huzur bulmayı amaçlayan insanlar.

Bu nedenle, eleştiriye ve pek çok insanın sorgulamalarına katlanırlar. Birçok insan, cevap vermemenin “antisosyal” ya da “düşüncesiz” olmak olduğuna inandıracaktır sizi ama asında tek yaptığınız şey hakkınızı kullanmaktır.

Yeni teknolojinin zorbalığına kulak asmamalıyız, yoksa kendi özgür irademizi öldürmeye başlarız.

doğada yalınayak yürüyüş

WhatsApp’ın psikolojik savunmasızlığı

Bu yazıda sözünü ettiğimiz şey, herkesi aynı şekilde etkilemez. Aslında psikolojik savunmasızlık temelde kişiyi o anda belirleyen kişilik özellikleri veya duygusal durumlara bağlıdır.

Yeni teknolojilerin yanlış kullanımı ve bu teknolojilerin yarattığı bağımlılık konularını açıklamaya çalışan pek çok çalışma yapıldı. Bu çalışmalar şu gibi kişisel özeliklere işaret ediyor:

  • Düşük öz güven: Düşük özgüvene sahip insanlar başkalarından onay alma eğilimindedir ve sosyal onaya ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaç nedeniyle telefonlarını yanlış bir şekilde kullanmaları sıkça karşılaşılan bir durumdur.
  • Dışa dönüklük: Dışa dönük insanlar, telefonlarını uygunsuz bir şekilde kullanmalarına neden olacak sosyal durumları arayabilirler.
  • Fevrilik: Bir eylemi gerçekleştirmeden önce sonuçlarını düşünememek, başkalarına karşı uygunsuz davranışlara yol açacaktır.

O hâlde, teknolojiye aşırı bağımlı olan ve bu nedenle sosyal ağlar vasıtasıyla başkalarına baskı yapan kişiler, yukarıda sözü geçen özelliklerden en az birine sahiptir. Bu noktada sosyal baskının öğrenildiğini ve sürekli olarak başkalarıyla temasta olma ihtiyacının tamamen subjektif bir yakınlık algısını öne çıkardığını hatırlayalım.

telefonlara hapsolmak

Bu nedenle bir kişi size cevap vermiyorsa, size değer vermedikleri ya da sizinle ilişki kurmak istemedikleri anlamına gelmez bu. Uyuyor, TV izliyor, kitap okuyor, yemek yiyor, nefes alıyor kısacası yaşıyor olabilirler.

Belki de cevap vermek istemiyor ya da cevap vermenin gerekli olmadığını düşünüyorlardır. Ama bu yüzden hemen endişelenip sonuçlar çıkarmaya başlamamalısınız. Bu durum sizin o kişi için daha çok ya da az önemli olduğunuz anlamına gelmez. Bütün bundan çıkarılacak en sağlıklı ders, diğer insanların dilediğini yapmakta özgür olduğunu anlamaktır. Hepimiz teknolojiye köle olup olmayacağımızı seçme hakkına sahibiz.

Nerede olduğumuzu söylemek ya da her an bir konuşma yapmak gibi bir zorunluluğumuz yok. Hayatınız sizin tarafınızdan kontrol edilmeli, sosyal medya tarafından değil. Bunu düşünür ve kesin bir şekilde sınırlar belirlerseniz, duygusal özgürlük dediğimiz o muhteşem duyguyu hissedeceksiniz.