Bazı İnsanlar Yargılamakta Hızlı Ama Kendini Düzeltmede Yavaştır

Aralık 26, 2017

Bazı insanlar adeta ses hızında, çıkça ve merhametsizce yargılayıverir başkalarını. Dar bir bakış açıları ve empatinin zerresinden nasip almamış boş bir kalpleri  vardır. Egosantrizm tohumu zihinlerine ekilmiştir ve bu, çevremize de ekilmiş bir tohumdur.

Hatalarımızdan, ön yargı ve yanlış algılarımızdan ders çıkarmak, öğrenmesi çok güç bir sanattır. Öncelikle, bahsettiğimiz ego duvarını yıkmayı gerektirir ki bu da kişinin kimliğinin temellerini yeniden yapılandırmasını içerir. Bilmediğiniz şeylere güvenmemeyi öğrenmişseniz bir başkasını yargıladığınızda hata yaptığınızı nasıl kabul edebilirsiniz ki?

“İnsanlar gördüklerine göre yargılar ve istediklerini görür. Dolayısıyla, imrendiğimiz ya da istediğimiz şeyi yargılarız aslında.”

– Lao Tse

Değer yargılarının hâkim olduğu bir toplumda yaşıyoruz ve herkes bunu biliyor. Kimi zaman bir şeye ne kadar emek harcadığınızın önemi yoktur çünkü bu karmaşık flora ve fauna dolu dünyada sizi yırt edecek bir etiket yapıştıracak olacaktır illa ki.  Ama bu dünyanın bir orman gibi kaotik olmasının bir önemi yok. İnsanların sizi kaç defa yargıladığının ya da yanlış etiketler yapıştırdığının bir önemi yok.

Bunlar sadece sözlerden, boş eylemlerden ve arka plan gürültüsünden ibaret şeylerdir. Çünkü böylesi karmaşık bir dünyada değerli olan tek şey, özgünlüktür ve her gün, her an korumak için çalışmanız gereken şey budur.

dedikodu

İster iyi isterse kötü niyetlerle olsun, hepimiz yargılıyoruz

Hepimiz yapıyoruz bunu. Herkes günlük yaşamında ve ilişkilerinde değer yargılarında bulunur. Ama bu psikolojik kaynağı negatif bir şey olarak görmek yerine onu olduğu gibi kabullenmelisiniz: değerlendirme ve bilinmeyeni kontrol etmek için doğal bir ihtiyaç.

Yargılamak, bir ayakta kalma mekanizmasıdır. Ne var ki bunu yapma şekliniz doğrudan kişiliğinizi etkiler. İçinize işlemiş ön yargılarınızı büyütür ve düşünce esnekliğine zarar verir. Harvard Üniversitesi tarafından yapılmış bir çalışmaya göre birini değerlendirmek için birkaç saniyeden fazla zaman harcamıyoruz. Esasen yargılarımız iki temel soruya dayanıyor:

  • Bu kişiye güvenebilir miyim?
  • Bu kişi benim saygımı hak ediyor mu?

Harvard Üniversitesindeki profesörler bunlardan ilkine sıcaklık, diğerine ise yeterlik adını veriyor. Çalışma bakımından yeterlikten söz ediyorsanız çok önemli bir faktördür bu. Bu kişi verimliliği artırabilir mi? Saygıdeğer bir lider mi? Yaratıcı ve motive edici bir kişi mi? Bu kişiyle takım halinde çalışabilir miyim?

göz çiçeği

Diğer yandan, sıcaklık ya da güven, yaşamımızın en önemli yönlerinden biridir. Hatta hayatta kalabilmemiz için temeldir. Güven; paylaşabilmek, bağlantı kurmak ve büyümek anlamına gelir. Dolayısıyla, başkalarını gördüğümüz şeylere ve o kişiye güvenip güvenemeyeceğimiz konusunda bize ne hissettirdikleri temelinde yargılarız.

Ama her zaman haklı olmadığımız açıktır… 

Yetersiz yargı ve kendini düzeltmenin değeri

Yargılamak, hayatta kalmamımızın bir parçasıysa, zayıf yargıları nasıl kabul edeceğimizi bilmek ve bundan ders çıkarmak gereklidir. Ne var ki hepimizin bildiği gibi bu tavır çok verimli değildir. Yaptığınız her yargı, en derin benliğinizin bir parçasıdır. Değerleriniz, tecrübeleriniz ve doğru ya da yanlış bütün yorumlamalarınızın bir parçasıdır.

Eksik ve zayıf yargıların bir hata olduğunu kabul etmek, alçak gönüllülük gerektirir. Bilgelik, düşünce çerçeveleri oluşturabilme ve böylece başkalarıyla birlikte yaşamamızı güçlendirebilme becerisinden gelir. Her şeyden önce değişimi içerir. Başkalarını yargılayabiliyorsanız, kendinizi de yargılayabilmeniz gerekir.

kafa paylaşmak

Zararlı yargıları kontrol etmeyi öğrenin

Neredeyse içgüdüsel olarak yargılarda bulunduğumuzu biliyoruz. Kaba yargılar da klişelerden kaçınmaya giden ilk adım, daha düşünceli bir tavır takınmaktır. Biri ya da bir şey hakkında bir yargıya varmadan evvel şunları hatırlayın:

  • Yaptığınız her yargı, sizin bir parçanızı yansıtır. Neden böyle düşündüğünüzü, o yargıda bulunduğunuzu ya da o etiketi seçtiğinizi  sorun kendinize.
  • ”İnsan tipleri” ile davranışları birbirine bağlamayın. Her birey, eşsizdir. Bu yüzden sizin gibi özgür ve başka biri olmak için dünyaya gelmiş birine yargı zincirlerini vurmayın.
  • Her insanda iyi olanı arayın. Buna inanmasanız bile, ilk başta göremeseniz bile imajı nedeniyle güvenilmez gibi gözüken o kişi, size çok şey öğretebilir. Taklit edebileceğiniz bir büyüklük size ilham vereek erdemler saklıyor olabilir.

Son olarak kendiniz hakkında iyi hissetmeye çalışın. Çünkü kendisiyle uyumlu, kim olduğundan memnun insanlar, başkalarını yargılamazlar. Boşluklarını güçlü bir öz saygı duygusuyla dolduran insanlar, kusurların olmadığı yerde kusur bulmazlar. Kendi kusur ve eksikliklerini yansıtacakları kurbanlar aramazlar.