Başka Kimsenin İznine İhtiyacım Yok

03 Ocak, 2018

İnsanların bana ne yapacağımı söylemesinden, dahası yaptığımın iyi mi kötü mü olduğunu söyleme cesaretini göstermesinden bıktım artık. Bir şeyi nasıl yapmış olmam gerektiği söylendiğinde öfkeleniyorum. Şu andan itibaren izin beklemeden yapmam gerekeni yapma iznini veriyorum kendime.

Bana yakın biri, yardıma ihtiyaç duyduğumda tavsiyede bulunuyorsa bunun çok yapıcı olduğunu düşünüyorum. Ya da canımı yakmak istemediği sürece biri bana fikrini söylediğinde bunu faydalı buluyorum. Ama artık kimsenin beni yargılamasına ya da hayatımı nasıl yaşamam gerektiğine karar vermesine izin vermeyeceğim, özellikle de hayatım hakkında hiçbir şey bilmiyorlarsa.

Bir kişiye bağımsızlığını yasaklayamazsınız

Başka insanların seçimlerini sorgulamak kolaydır, çünkü herkesin kendine özgü bir var olma ve hareket etme şekli vardır. Eğer biri size özel olduğunuzu söylediyse, haksız değillerdi. Dünyayı kendinize özgü biçimde gördüğünüz ve kendinize özgü bir şekilde etkileşimde bulunduğunuz için özelsiniz.

“Herkesin özgürlüğüne ve onuruna saygı göstermek, etik bir zorunluluktur. Birbirimize lütfedip etmeme lüksüne sahip olduğumuz bir şey değildir.”

– Paulo Freire

sarı şemsiyeyle dans

Benim kendi beğenilerim ve hoşlanmadığım şeyler var, kendi kişisel deneyimlerim, değerler hiyerarşim var ve bunlar, bir başkasınınkinden daha iyi ya da kötü değil. Hiç kimse yaşadıklarımı, böyle düşünmeme sebep olan şeyleri veya insanlar beni kendi eğlenceleri için eleştirdiklerinde duyduğum üzüntüyü benim kadar iyi bilemez.

Hiç kimse özgürlüğümü yasaklayamaz bana çünkü hepimizin, birbirimize saygı duyduğumuz müddetçe özgür olma hakkı var. Her ilişki, en samimi olan ilişkiler bile, başkalarının kararlarını göz önünde bulundurma ve hoşgörü sayesinde ayakta durur.  

Başka bir deyişle, hayatımı sevdiğim insanlarla paylaşıyorum çünkü oldukları gibiler ve bu asla değişmeyecek bir şey. Beni sevenler, neye ihtiyacım olduğunu biliyorlar ve bunu elde etmem için bana izin verme gücüne sahipmiş gibi davranmıyorlar. Nedenlerimi anlamalarına gerek yok, sadece kararlarımı sevgiyle ve saygıyla karşılamalarına ihtiyacım var.

Denemenin bedeli

Elbette, karar verirken hata yapabilirim ama hepimiz hata yapma olasılığıyla ve hatalarımızdan ders çıkarma potansiyeliyle bu dünyaya geldik. Keşke deyip oturmak yerine istediğim bir şey için çabalamanın bedelini ödemeyi tercih ederim ama bunun için bir başkasının iznini istemeden.

Sonunda anladım ki dünyayı keşfimde son söz bana ait. Bir şeyi denemek istiyorsam, bunu yapmakta özgürüm. Yani sonsuza dek bende iz bırakacak duygusal bir yarayı taşıyacaksam bunun tek sorumlusu olmak istiyorum.

“Duygusal yaralar, bağımsız olmanın karşılığında hepimizin ödediği bedeldir.”

– Haruki Murakami

Böyle davranmaz ve başkalarının beni ikna etmesine izin verirsem, nihayetinde yara almayabilirim ama pişmanlık yüzünden acı çekeceğim kesin. Her gün kendi yararımı savunmak ve kendim için mücadele etmek için gerekli esareti gösteremediğim için pişmanlık duyacağım.

odada gitar çalmak

Yarın, hayatımda aldığım kararların etkilerini yalnızca ben yaşayacağım

Sağlam değer ve fikirleriniz varsa, onlar uğruna mücadele verin. Yargı ve eleştiri, sizin için fayda sağlamıyorsa, duymayın onları. Nihayetinde yaptıklarınıza anlam kazandırmanın tek yolu, içinizde taşıdıklarınıza göre davranmaktır.

Evet, bir kişinin kendisini hiç ilgilendirmeyen bir konuya karışması, canımızı yakar. Ama gelecekte eylemlerinizin sonuçlarını sadece siz hatırlayacaksınız. Başka insanlar size fikirlerini söyleyecek, sizi yargılayacak ve sonra unutup gidecek.

Başka insanların söyledikleri yüzünden yapmak istemediğiniz bir şeyi yaparak harcayacak kadar zamanımız yok. Kısacası, izin almadınız diye ihtiyacınız olanı aramak ve bunu yaşamak için kendinize şans vermekten alıkonacak kadar vaktiniz yok.

“Bir sonraki işinize başlamak için doğru zaman yarın ya da gelecek hafta değildir. Bu, çabucak ya da Amerikanların deyimiyle hemen şimdi harekete geçmenizi gerektiren bir durumdur.”

– Arnold Joseph Toynbee


Resimler: Pascal Campion