Ayrılık Acısı: Temel Bir Hak Olarak Beraberlik

Ocak 8, 2019
Bir çocuk asla ebeveynlerinden nasıl ayrıldığını unutmaz. Bu ayrılma acısı o kadar zalimdir ki, telafisi mümkün olmayan bir yaraya neden olup, çocuğa ömür boyu zarar verebilir. ABD'nin Meksika sınırında, annesinden aniden ve şiddetli bir şekilde ayrılan küçükler için de geçerli olan durum budur.

Haziran ayı ortasında, dünyanın dört bir yanındaki gazeteler, Güney Teksas’taki Rio Grande Vadisinin çeşitli fotoğraflarını ve videolarını yayımladı. ABD hükumeti, ebeveynlerinden ayrılan çocukları barınması için bir dizi tesis kurdu. Bu tesislerde yüzlerce çocuk her gün ağlıyor ve tel örgüler arasından ailelerini soruyor. Bu görüntüler, insan ırkının en insanlık dışı ve zalim tarafını gösteriyor.

Bu çocuklar, yasa dışı yollarla ABD’ye giriş yapmış olan, Orta Amerika göçmenlerinin çocuklarıydı. Bu çocuklar, masum olsalar da, çok ağır bir ceza ile karşı karşıya kaldılar. Ebeveynlerinden zalim bir biçimde ayrılmak zorunda bırakıldılar. Gerçek şu ki, bu yılın Mayıs ayından beri, ABD hükumetinin 2000’den fazla çocuğu annelerinden ve babalarından ayırdığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Bu ayrılık, Başkan Donald Trump tarafından başlatılan yasa dışı göç politikasına “sıfır hoşgörü”  programının bir parçası olarak hayat geçirildi.

Başkan Trump, toplumsal baskı nedeniyle bu politikasını iptal etmesine rağmen, birçok çocuk hala aileleriyle yeniden bir araya gelme imkanına kavuşamadı. Çocuk psikolojisi uzmanları, iş işten geçmiş görüşündeler. Böyle bir travmatik deneyimin bıraktığı yaralar, birçok durum için kalıcıdır.

sınır tellerindeki çocuklar

Ayrılık acısı: Kalıcı bir yara

Bu makalenin başındaki resmi tüm dünya gördü. Ayrılık acısının neye benzediğini tüm çıplaklığı ile gösterir. Çocuğun yüzündeki acı ve şaşkınlık durumu ifade etmeye yeter de artar bile. Fotoğraftaki, iki yaşında Honduraslı bir kız çocuğu. Yetkililer, annesiyle birlikte sınırda onu da tutukladılar. Neyse ki, bu çocuk annesinin yanında kalabildi ancak yetkililer tarafından tehdit edilmelerini hala hissedebiliyor. Annesinin yüzünde, yakalandıkları zaman beliren acıyı ve korkuyu kesinlikle görmüştür.

70 yıldan uzun bir süredir, psikologlar bu tür bir travmanın çocukların zihnindeki etkilerini incelediler. Bir çocuğun fiziksel, sinirsel ve duygusal gelişimini, ister geçici isterse kalıcı olsun, ebeveynlerinden ayrılmaktan daha fazla hiçbir etkilemediği bilinen bir gerçektir. Yerinden edilmiş 2,000 çocuğun birçoğu, ebeveynlerinden zorlu bir süreç sonunda ayrıldı, ki bu da bu olayın gerçekleşebilecek en kötü yoluydu.

Şiddet, travmanın etkisini yoğunlaştırır. Bu ayrılıklardan sonra, çocukların üç aşamadan geçtiğini biliyoruz: protesto, umutsuzluk ve kayboluş. Ayrılık aşamasına girdikten sonra, onlara yemek verip vermemenizi ya da fiziksel gereksinimlerinden herhangi birini karşılayıp karşılamamanızı umursamazlar. Sevgi veren, güven ve ilgi sağlayan bu bilindik figürün yokluğuyla kalan boşluk, çocuğu mutlak bir çaresizlik içinde bırakır.

çocuk tek başına

Istırap: Acının başlangıcı

Ayrılma acısı tartışmasız bir tek bir kaynaktan gelir: ıstırap. Doğa, insanları bu şekilde cevap vermeye programladı. Temel toplumsal yapımızdan ayrı olduğumuzda, birçok farklı duyguyu deneyimleriz. Stres, korku ve belirsizlik ilk üç duygu arasındadır. Bütün bu duygular, duygusal acıyı tanımlar. Kötü ebeveynler olsa bile durum değişmez. Onlardan ayrılmak da çocukları mutlak bir ümitsizliğe sürükler.

Adım adım, bu sürekli acı, çocuğun fizyolojisini de değiştirir. Kortizol gibi stres hormonları olgunlaşmamış bir organizma üzerinde hasara yol açar. Büyüyen bir çocuğun beyni, travmanın vuku bulacağı bir yerdir.

Beraberlik temel bir insan hakkıdır

Hiçbir çocuk ebeveynlerinden travmatik bir ayrım yaşamamalıdır. Dünyadaki insanların sürekli bir göç içerisinde olduğu göz önüne alındığında, temel bir politika oluşturmamız gerekiyor: aile gruplaması. Bu çocukların neler yaşadığını zaten unutamayız. Ne kolay ne de rahat bir yolculuk için evlerini ve bildikleri çevreyi terk ettiler.

Bu duruma bir de ayrılmayı eklersek, etkisi yıkıcı olur. Ciddi psikolojik rahatsızlıkları olan çocuklar, aynı rahatsızlıklara sahip yetişkinlere dönüşeceklerdir. Zihinsel olarak dengesiz bir yetişkin, bir çocuktan çok daha tehlikelidir. Bu nedenle, aile beraberliğini, bir çocuk ve ebeveynleri arasında asla yok edilmemesi gereken temel bir hak haline getirmeye ihtiyaç vardır.

çocuk annesinin dizinde

Ne de olsa John Bowlby’nin de dediği gibi, küçük bir çocuk, henüz ölüm nedir bilmez, ama bir annenin ya da babanın yokluğunun ne olduğunu bilir. İhtiyaçlarını karşılayabilecek tek kişi orada değilse, ayrılıktan doğan acılar travmatik olacaktır. Böylece, iyileşmesi çok zor olan ve belki de asla iyileşmeyecek olan bir yara açılır.