Anlamadan Okumak: Endişe Verici Bir Trend

Nisan 17, 2021
En son ne zaman dikkatiniz dağılmadan, yorulmadan veya herhangi bir şey veya kimse tarafından rahatsız edilmeden bir kitap okuduğunuzu hatırlıyor musunuz? Siz de anlamadan okumak durumundan muzdarip misiniz?

Yeni yıl başladığında, belki sizin de yeni kararlarınız oldukça geleneksel ve yaygın kararlardandı. Durum ne olursa olsun, bu yeni kararlar alma dönemi, her zaman kendinize sizi gerçekten neyin tanımladığını ve neyi keşfetmek istediğinizi sorma şansıdır. Bu yaklaşım tarzı, kesinlikle kendiniz ile ilgili kitapları da hedef olarak koymak şeklinde bulabileceğiniz bir şey. Peki siz hiç anlamadan okumak tuzağına düştünüz mü?

Okumaya zaman ayırmak olumlu bir durumdur. Sadece dış dünyayı değil, iç dünyanızı da yeni bir ışık altında görmenin daha iyi bir yolu yoktur.

Peki okuduğunuzu gerçekten anlıyor musunuz? Bir kitabın size getirebileceği her şeyi gerçekten özümsüyor musunuz? Kitaplar muazzam bir bilgi, aynı zamanda da keyif kaynağıdır ve çoğu zaman bizi onlara çeken şey, onların bize sağladığı saf eğlencedir.

Gerçek şu ki, onların sonsuz ve değerli eğitim ve bilgelik ile ilgili faydaları gibi en yoğun ve zenginleştirici faydalarından bazılarını kolayca gözden kaçırabilirsiniz. Biz de, bugünkü yazımızda, şu soruyu soruyoruz: kitapları siz de anlamadan mı okuyorsunuz?

Anlamadan okumak oldukça hızlı büyüyen bir trend.

Gözden geçirerek okuma: anlamadan okumak

Bir kez daha bakalım. Noel Baba muhtemelen Noel arifesinde evinizi elinde hediyelerle dolu olarak ziyaret etti. Bunların arasında da kesinlikle son yılların en yaygın armağanlarından bazılarını getirdi. Elbette iPad’ler, tabletler, akıllı telefonlar ve video oyunlarından bahsediyoruz. Bu elektronik eşyalar kitapları ikinci sıraya yerleştiriyor.

İnsanlar bugünlerde bunun oldukça normal olduğunu düşünüyor, ancak bu endişe verici bir eğilim. Gençler kaliteli okumaya ve anlamaya gittikçe daha az zaman ayırıyorlar.

Kaliforniya’daki San Jose Eyalet Üniversitesi’nden bir Felsefe Doktoru olan Ziming Liu, genel olarak gözden geçirme olarak bilinen bir uygulama üzerinde birkaç çalışma yürütmüştür.

2005 yılında “Dijital ortamda okuma davranışı: Son on yılda okuma davranışındaki değişiklikler” başlıklı bir çalışma yürüttü. Bu araştırmada, Liu, zamanımızın dijital ekran tabanlı okuma davranışının, gözden geçirme ve tarama, anahtar kelime belirleme, tek seferlik okuma, doğrusal olmayan okuma ve seçici okumayla daha fazla zaman harcamakla karakterize edildiği sonucuna vardı.

İnsanlar derinlemesine ve konsantre bir şekildeki okumaya daha az zaman harcar oldular. Ek olarak, Liu, metne sürekli bir biçimde dikkatin veriliyor olması halinin önemli ölçüde azaldığını da gözlemledi.

Çapraz okuma, gençler arasında en yaygın eğilim

Köşegen, çapraz veya diyagonal okuma olarak (bazen “Z” okuma olarak da adlandırılır) anılabilen bu okuma türü, bir paragrafın ilk satırını okumaktan ve herhangi bir kelime üzerinde yoğunlaşmadan, sol taraftan sağ alt köşeye çapraz olarak taramaktan oluşan ve bilinçli olarak kullanılan bir yöntemdir.

Bu yöntem, biraz da, yazının “kaymağını almaya” benzer. Kişinin zihni yalnızca ona en çok dikkat çeken sözcüklerde duracaktır.

Ne yazık ki, bu günlerde gençlerde çok yaygın bir eğilim. Kitaplarda gördükleri belirli kavramları özümsemelerine olanak tanıyan hızlı ve damıtılmış bir okuma yoludur. Daha sonra bu kavramları, kendilerinden çıkardıkları bağlamın tamamını gerçekten anlamışlar gibi kendilerine ait hale getirirler.

Bu, Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi’nde psikolog olan Patricia Greenfield için okumanın doğasına aykırı bir yöntemdir. Raporlarında, okumanın gerçek bilgi ile sonuçlanması için belirli bir çevre ve belirli yardımcı ve temel aşamalar gerektirdiğini açıklıyor.

Bu aşamalardan herhangi birini atlarsak, sonuçlar eksik ve hatta çoğu durumda yanlış olacaktır. Dolayısıyla, anlamadan okuma tuzağına düştüğümüzü ve bunun bizi yanlış sonuçlara götürebileceğini biliyorsak, bunu neden yapıyoruz? Bunun arkasındaki sebep nedir?

Elektronik kitaplar, okuma alışkanlıklarını değiştiriyor.

Anlamadan okumak: “Kaygı çağı” sessizce oturup kitap okumamızı engelliyor

Mevcut dolaysızlık kültürü, teknolojiyle yakından bağlantılı bir kavramdır. Hepimiz, artık her şeyi hızlı ve anında istiyoruz.

Ancak sorun şu ki okumayı bu şekilde ele alamayız. Okuma, herhangi bir metindeki belirli kavramları veya ifadeleri anlamak için konsantrasyon, sakinlik ve sabır gerektiren bir etkinliktir. Okumanın sonuçları ve faydaları yavaş yavaş elde edilir.

Teksas’taki Houston Üniversitesi’nden uzman psikologlar bu konuda başka bir çalışma yaptı. Bu çalışma da, 2012’de Child Psychiatry & Human Development dergisinde yayınlandı. Bu araştırmayı yapan bilim insanları, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilkokul çocukları arasında anksiyetenin okuma alışkanlıkları üzerindeki etkisini analiz ettiler.

Vardıkları sonuç, bundan muzdarip olan hem erkek hem de kızlarda performansın önemli ölçüde düştüğüydü. Rapor, kaygıyı ve özellikle teknolojiyle ilişkili türü, okuduğunu anlama ve akademik performans için zararlı bir etken olarak tanımladı.

Okuma, bizi yalnızca bir metindeki kelimeleri veya noktalama işaretlerini anlamaya zorlamayan bir süreçtir. Ayrıca okuduğumuz şeydeki geniş perspektifleri anlama misyonunu da üstleniyoruz.

Diğer şeylerin yanı sıra, kitabın yazıldığı tarihsel bağlamı veya dönemi, dilin gerçek veya mecazi anlamda kullanımını ve iletilen mesajı da anlamamız gerekiyor.

Grills-Taquechel, A.E., Fletcher, J.M., Vaughn, S.R. et al. Anxiety and Reading Difficulties in Early Elementary School: Evidence for Unidirectional- or Bi-Directional Relations?. Child Psychiatry Hum Dev 43, 35–47 (2012).

Reading Behavior in the Digital Environment: Changes in Reading Behavior Over the Past Ten Years
December 2005Journal of Documentation