The Wire İle Suçluluğa Bir Bakış

Mayıs 2, 2019

HBO The Wire dizisini 2002 ve 2008 yılları arasında yayınladı. Dizi, Maryland eyaletinin Baltimore şehrinde geçmektedir. Dizinin yapımcısı David Simon’dur. Simon The Sun gazetesinde yıllarca gazeteci olarak çalıştı.

Dizi Baltimore’un uyuşturucu ve suçun yaygın olduğu kenar mahallerine odaklanıyor. Yalnızca bu konu değil, burada başka her şey tehlikelidir. Kötü mali ve sosyal durumların, polis davranışlarının ve uyuşturucu çeteleri arasında iç kavgaların olduğu bir yerdir. The Wire böyle bir dünyaya, uyuşturucuyu tüketenlerden, en tepedeki politik eksene kadar farklı yönleriyle bir bakış sunuyor.

The Wire

Sakin bir sabah birkaç silah sesi ve kalp atışı duyarız. Pencerelerden bazı başlar uzanır ve sonra…hiçbir şey. Sadece sessizlik. Herkes hiçbir şey olmamış gibi sabahki rutin işlerine devam eder. Baltimore halkı her gün yürüdükleri yollarda şiddet rüzgarlarının esmesine alışıktır. Uyuşturucu her köşenin normal bir parçasıdır. Gençler farklı satıcı çeteleriyle çok genç yaşlarda çalışmaya başlarlar. Uyuşturucu, çevrelerinde bulabilecekleri tek çıkıştır.

“Herkes işin içinde.”

– Tipik Batı Baltimore

the wire

Polis

Polis her gün organize suç çetelerini kontrol etmek ve onlarla mücadele etmek için çalışmaktadır. Dizide polis için ellerindeki yetersiz kaynaklardan dolayı gelişip, ilerleme imkanı bulamayan bir imaj çizilir. Hiyerarşi ve durağan sistem yüzünden polis tökezler, tam anlamıyla başarılı olamaz. Sistem sadece zirvedeki kişinin emriyle yürüyen bir emir komuta zincirine dayanır. Kurallar insanları yaptıkları işte sınırlar. Bu da polisi etkisiz hale getirir ve eski bir sorunla uğraşmak zorunda kalır: sürpriz faktörü.

“Hiç kimse kazanamaz. Sadece bir taraf daha yavaş kaybeder.”

– Prezvalousky

Suç, polis ve suçlu arasında sadece bir geri dönüştür. Eğer suçlu suç işlemezse polis hiçbir şey yapamaz. Polis kuralları değiştirirse veya farklı bir şey denerse, suçlu da suç işlemek için yeni yollar bulacaktır.

Dizinin bize vermeyi denediği ders, suçu tahmin etmenin veya tamamen durdurmanın neredeyse imkansız olduğu yönündedir. Suçu üreten suçlulardır ve polisin suçluların nasıl değişip, evrim geçirdiğine bakarak hareket etmesi gerekir.

Politika ve kaçakçılık

Diğer yandan dizide politik rekabet de söz konusudur. Güç elde etmek için yapılan savaşta her şey mubah görülür, rüşvet ve kamu fonu zimmeti, vb. bunun içindedir. Bu kirli döngüyü besleyen şeyler vardır. Bu dizi boyunca sürekli yinelenen bir temadır.

“Tepedeki” kişiler organize suçlara ve uyuşturucu trafiğine karşı mücadele etmeyi engelleyen sınırlamalar getirir. Bu da politikadaki güçlü insanların suç ortağı olduklarını göstermektedir. Çünkü onlar da bu işten doğrudan ya da dolaylı olarak kazanç sağlamaktadırlar. Dolayısıyla dizi başka önemli bir olayı da vurgulamaktadır: politikacılar. Çeteler politikacılara yığınla para verdikleri için bu suç çetelerine dokunulmamaktadır. Hepsi birlikte ortak bir ilişki kurmuşlardır.

“Kral kral olarak kalır.”

– D’Angelo

Benzer şekilde, The Wire uyuşturucu tedarik eden ve onu gitmesi gereken yere ulaştıran kişiler üzerine de dikkat çeker. Baltimore Limanı uyuşturucunun ana trafiğinin sağlandığı yerdir. Sendika üyeleri politikacılardan bazı isteklerde bulunurlar, fakat onlar bu istekleri görmezden gelir. Bu da herkesi onları dinlemeye özendirmek ve teşvik etmek için, sendika üyelerinin hırsızlığa ve illegal faaliyetlere girmesine sebep olur.

“İş. Daima iş…”

– The Greek

the wire

Okul

Eğitim uyuşturucuyla bağlantılı suçların beslendiği önemli kurumlardan biridir. Derslerin ve sınıfların standart oluşu okulu asmaya teşvik edici bir durumdur. Okullar gençleri yasal açıdan gerektiği şekilde ulaşılacak dereceler olarak ele alır ve okul eğitim faaliyetlerine böyle devam eder. Bu yüzden öğretmenler ilk günden itibaren sadece öğrencilerin okula gelip gelmemesiyle ilgilenir ve sınıfta öğrencilerin yoklamasını almaktan başka bir şey yapmazlar.

Bu yüzden, asıl kaygılandıran şey dersleri istikrarlı ve dengeli tutma ihtiyacında yatmaktadır. Öğrenciler çoğunlukla gereken becerileri göstermeden derslerden geçerler. Bu böyle devam eder, çünkü sistem o öğrenciyle uğraşmaya devam etmeyi istememektedir. Öğrencileri aynı dersleri tekrar almaya zorlamak sistemin yapmak istemediği ekstra yatırımları gerektirmektedir.

İletişim araçları

Dizi basını okur sayısını arttırmak için yalan söyleyen ve abartılı yazan bir araç olarak gösterir. Gazetelerin gündemde kalabilmek için yeni bilgilere ihtiyaçları vardır. Hayatta kalabilmek ve okuyucuların ilgisini çekmek için gazeteler her şeyi abartırlar. Bu da kendilerine kazanç olarak geri döner. Bunun suç dünyasına ve politikaya zarar vereceği açıktır. Eğer gazeteler sürekli gerçeği çarpıtırlarsa, suç ve politika manipülasyonun insafına kalmış durumdadır.

“Bir yalan, hikayenin bir tarafı değildir. Sadece bir yalandır.”

– Terry Hanning

the wire

The Wire sistemin etkilenmesini ve değişemediğini anlatan bir dizidir. İnsanlar öyle bir sistem geliştirmişlerdir ki; ondan kurtulmaları mümkün değildir. Sonunda bütün drama, en küçük bireyin sosyal koşullarına bakıldığında, düşmanca bir dünyaya adapte olması gerektiği, bir şiddet ve güç çemberi yaratarak son bulur.

Karakterler onları direkt olarak şiddet ve tahrip dünyasına iten bir çevreyle karşı karşıyadırlar. Bu insanların yarattığı sistem, onların kendi elleriyle yaptıkları şiddete yenilmelerine yol açan aynı sistemdir.

“Sadece bir gangsterdi, sanırım.”

– Avon Barksdale