Romatoid Artrit Hastalığı: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

05 Ekim, 2018
 

Dünya nüfusunun % 0,5 ila% 0,8’inde bir tür romatoid artrit hastalığı olduğu tahmin ediliyor. Gerçi teşhis edilmemiş pek çok vaka da söz konusu. İspanya’da, yaklaşık 200.000 kişi bu hastalıktan muzdarip. Bu rahatsızlık çoğunlukla 30-50 yaş arası kadınları etkiliyor ve eklem hareketliliğini azaltıp en basit hareketlerden bile acı çekmelerine neden olarak hastaların yaşam kalitesini büyük ölçüde azaltıyor.

Yunanca kökenli bu terim “eklem iltihabı” anlamına gelir. Tüm vücudu etkileyebilmesine rağmen, iltihap genellikle eklemlerde kendini gösterir ve sıklıkla kas ağrısı veya ateş ile birlikte görülür.

Romatoid artrit nedir?

Artrit eklem iltihabıdır. “Romatoid” terimi ise eklemlerde, kemiklerde, kıkırdakta, kaslarda, bağlarda, tendonlarda ve bağ dokularında hissedilen ağrıya işaret eden genel bir terimdir. Bunun kemiklere atıfta bulunan “artroz” ile hiçbir ilgisi yoktur.

Romatoid artrit hastalığı, kökeni bilinmeyen bir rahatsızlıktır. İlk olarak yüzlerce yıl önceki klinik metinlerde tanımlanmıştır ancak hâlâ net bir neden tespit edilmemiştir. Ancak doktorlar bağışıklık sisteminin de soruna dâhil olduğunu biliyorlar. Bu yüzden bir otoimmün hastalık olarak kabul edilir. Esasen, göz önüne alınması gereken bazı risk faktörleri vardır.

artrit
 

Bu dejeneratif bir hastalıktır, yani semptomlar zaman içinde kaçınılmaz olarak kötüleşir. Tek yapabileceğiniz şey, acıyı hafifletmeye çalışmaktır. Artrit hastalarının eklemleri son derece acı veren bir şekilde deforme olarak rahatsız edici bir pozisyona yerleşir ve bu şekilde kalır. Yani bu hastalıktan muzdarip kişilerin hareket kabiliyeti azalır ve eskisi gibi yaşamakta zorluk çekerler.

Romatoid artrit için risk faktörleri

Romatoid artrit hastalığı söz konusu olduğunda risk faktörleri genetiktir: romatoid artrit vakalarının yaklaşık % 60’ı genetik nedenlerden kaynaklanır. Dolayısıyla, akrabalarınız (özellikle ebeveynleriniz) bu rahatsızlıktan muzdaripse varsa, sizin de aynı hastalığı yaşama riskiniz yüksektir.

Bahsetmemiz gereken başka bir risk faktörü de hastanın cinsiyetidir. Kadınlar romatoid artritten erkeklere göre iki üç kat daha fazla muzdariptir. Bu durumun daha fazla östrojenle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Östrojen, bağışıklık sistemini harekete geçirmektedir. Bununla ilgili bir diğer hormon da testeosterondur. Yüksek testosteron seviyesine sahip erkekler de bu rahatsızlığa daha yatkındır.

Romatoid artritin vücut üzerindeki etkileri

Romatoid artrit eklem merkezlidir. Hastalığın ilk aşamasında, yalnızca kan dolaşımındaki belirtileri görebilirsiniz. Burada normalden daha fazla antikor üretilmektedir.

İkinci aşama, en yaygın semptomun kendini gösterdiği yerdir: eklem iltihabı. Bu hastalığı teşhis etmenin anahtarıdır. İkinci aşamada genellikle sinovyal eklemler büyür. Üçüncü aşamada kronik inflamasyon görülür. Bu aşamada eklemi çevreleyen yapılar kıkırdak ve kemiği aşındırmaya başlar.

Öte yandan, romatoid artritin eklemlere yöneliyor olması, etkilediği tek alanın bu olduğu anlamına gelmez. Vücudumuzdaki diğer alanlar ve sistemler de acı çekebilir. Örneğin, anemi artritin yaygın sonuçlarından biridir. Plörezi, pulmoner fibroz ve pulmoner düğümler gibi rahatsızlıklar da artritin spnuçlarındandır.

 
eklemler


Romatoid artrit tedavisi

En yaygın tedavilerin bazıları, etkilenen bölgeler üzerinde etkili olan anti-enflamatuar ilaçları içerir. Erken aşamalarda, hafif egzersiz yapmak daha ciddi iltihaplanmaların başlamasını geciktirmeye yardımcı olabilir. Diğer durumlarda ise fizik tedavi yanında dinlenmek tavsiye edilir. Ayrıca beslenmeye dikkat edilmesi ve sigara ve içki gibi sağlıksız alışkanlıklara son verilmesi diğer öneriler arasındadır.

Açıkladığımız gibi romatoid artritin şu anda kesin bir tedavisi yoktur, bu yüzden tüm tedaviler palyatiftir. Dolayısıyla, hastalığı tedavi etmek için kullanılan ilaçlar sadece hastalığın son aşamalarının başlangıcını geciktirmekte ve hastanın mümkün olduğu kadar uzun bir süre boyunca günlük hayatını olabildiğince normal bir şekilde devam ettirmesine yardımcı olmaktadır. Bununla birlikte, bu bir dejeneratif hastalık olduğundan, belirli bir noktadan sonra normalliğin korunması her zaman mümkün olmayabilir.