Nasıl Doğduğumu Yeniden Anlat

20 Şubat, 2018

Anne, bana nasıl doğduğumu bir kere daha anlat. Baba, nasıl hissettin ben doğduğumda? Doğumumu beklerken çok korktunuz mu?

Nasıl hissettiniz? Beni ilk gördüğünüzde nasıl görüneceğimi hayal ettiniz mi? Hepsini avucumun içi gibi bilsem de doğduğumda her şey nasıldı bir kez daha anlatın.

Çünkü hatırlamak yeniden yaşamak, anılardan bahsetmek ise mutluluğu paylaşmaktır derler.

Her çocuk illa ki dünyaya geldiğinde her şeyin nasıl olduğunu merak eder. Bazen anne babalar ya da büyükanneler ve dedeler anlatır bu hikayeleri ve travmatik gebelik acılarından bile bahsederler.

Nasıl hissettirdiğinden konuşur, hayatın anlamını büyülü ve sembolik detaylarla anlatırlar. Bu da çocuğa anlamlı bir köken ve çıkış noktası verir.

“İnsanoğlunun asıl görevi kendini doğurmaktır.”

– Eric Fromm

Ailede anlatılan bu hikayeler bizi biz yapar. Doğduğunda neler olduğunu bilmek ve anne babayı bizi ilk gördükleri andaki gibi görselleştirmek kendimizi konumlandırmayı ve zaman çizelgesine ilk çentiği atmayı sağlar. Çünkü hiçbirimiz o anı, kendi doğumumuzu hatırlama kabiliyetine sahip değiliz.

Platon doğmanın unutmaya başlamak olduğunu söylemiş. Atinalı bilgenin bize söylediği gibi ruh bedende hapsolduğunda aslında bize vasiyet olan bilgelik evrenini de kaybetmiş oluruz.

Bu yüzden yeniden hatırlamayı öğrenmek gerekir.

Hatırlamak üzerine kurduğu teoriler oldukça ilginç. Aynı zamanda bebeğin anne karnındayken ne gibi ilginç, ilkel ve içgüdüsel bilgiye sahip olabileceği sorularını sormuştur.

uyuyan bebek

Doğmadan önce yüzleri tanıyabiliyoruz

Dünyaya gelmeden önce bir bebek insan olduğunu bilir. Gelişmemiş beyninde, beyin hücreleri zonklarken bizi biz yapan genlerde, içgüdüler aleminde oturur.

Dış dünyaya dair henüz hiçbir şey görmemiş olan bebek yüzleri tanıma ve cevap verme yetisine sahiptir.

Bu yıl haziran ayı başında Birleşik Krallıktaki Lancaster Üniversitesi’ndeki “Current Biology” dergisinde ilginç bir makale yayınlandı. Bu makalede 34 haftalık fetüslerin insan yüzüne benzeyen gölgelere nasıl tepkiler verdiği açıklanıyor.

Araştırmacılar annenin rahim duvarından yansıttıkları ışıkla, bebeklerin nasıl yalnızca insan yüzüne benzeyen şekilleri takip ettiklerini gözlemledi. Ortaya çıkan diğer şekiller fetüslerin ilgisini o kadar da çekmedi.

Bu çalışmayla iki sonuç elde edildi. 33- 34 haftalık fetüsler duyumsal bilgiye sahip ve farklı bilgileri ayrıştırabilir.

İkincisi ise daha da ilginç, insanlar kendi türleriyle bağlantı kurmaya “programlanmıştır”. Bilmek için doğum sonrası bir deneye gerek yok örneğin anne babanın neye benzediğini bilmek için.

Bebek elbette ayrıntılı olarak özelliklerini bilemez ama (Platon’un da dediği gibi) kendi türünün genel hatlarını, oranlarını ve şeklini fark edebilir.

bebeğini kucaklayan kadın

Doğumumdan hatırladığım…

Dünyaya geldiğimiz anla ilgili hiçbir şey hatırlamayız. Zaman denizinde kaybolmuştur. Beynin henüz prefrontal kortekste oluşturmadığı kayıp dosyalardan biridir.

Hafıza varsa bile net değildir çünkü hipokampusun işlevi yeni doğanlarda oldukça sınırlıdır.

Beynin bu bölümü hangi duyusal bilginin daha sonra uzun süreli hafızaya dönüşeceğini belirler.

Henüz aktif değildir ve çocuk önemli anıları bir araya getirene yani üç yaşına kadar aktifleşmez.

“İnsanın hayatta iki önemli anı vardır: doğduğu an ve nedenini anladığı an.”

– William Barclay

Ancak psikologlar 3-6 aylık bebeklerin belirli bir süre için bir miktar hafızları olduğunu keşfetti. Bunlar beyincikte saklı ölçülü ya da bilinçsiz anılardır.

Bu anılar bebeklerin annelerinin güveni ve sıcaklığıyla ilişki kurmasını sağlıyor. İçgüdüyle ilintili izlerdir bunlar, bizi hareket ettiren uykulu fısıltılar, kendi türümüzle bağlantı kurmamızı sağlayan güç. Hayati değeri olan anılar.

fetüs

Son olarak, kimse doğumunu hatırlamaz. Çılgın renkler ve seslerle dolu dış dünyayla ilk kez bağlantı kurduğumuz o anlarda ne hissettiğimizi ya da ne düşündüğümüzü hatırlamayız.

Belki de tehlikeli görünmüştür. Belki paniklemişizdir. Ama annemizin koynuna girdiğimiz an bütün bu korku silinip gitmiştir.

Kendi anılarımızda eksiklik olduğundan ailemizin bize bunları anlatması hoşumuza gider. Nasıl doğduğumuzu anlatan eşsiz, özel anılar…