Diyojen’in 5 Önemli Sözü

· Ağustos 10, 2018

Diyojen’in bu beş sözü, tüm zamanların en doğrucu filozofu hakkında bize birçok şey söylüyor. Bu filozof güçlü iradesiyle dünyayı anlamaya çalıştı. Doğruya, doğru olanı koşulsuz bir şekilde sevdiği için ulaşmaya çalıştı.

Diyojen’in birçok sözü günümüze kadar ulaşamadı. Bunun nedeni, birçok düşüncesini kendi zamanında kağıda aktarmamasından kaynaklanmaktadır. Ancak onun takipçileri sayesinde bazı düşünceleri günümüze kadar ulaşabildi. Bu sözleri kayda geçiren kişi ise ünlü filozofun isimdaşı Diyojen Laertius’tur. Ömrünü Diyojenin söylemlerini kağıda aktarmaya adayan bu kişi sayesinde günümüzde hala bu öğütleri okuyabiliyoruz.

“Bilgelik, gençlerde adeta bir fren işlevi görür; yaşlılara, fakirlere ve zenginlere ise hayatta rahatlık sunar.”

– Diyojen


Diyojen, Türkiye sınırlarında yer alan Sinop şehrinde doğmuştur ve Atina’da üne kavuşmuştur. Onu diğer bilgelerden ayıran en önemli özelliği etrafındaki olaylara karşı son derece tarafsız oluşuydu. Her şeyden öte bu filozof, özgürlüğüne son derece düşkündü ve gerçekleri güçlü kişilerin yüzüne söylemekten dahi hiç korkmazdı. Diyojen’in bir tahta fıçının içinde yaşadığı söylenir, hatta çoğu kişi onun bir dilenci olduğunu sanırdı. Bu önemli filozofun en bilinen sözleri şunlardır:

ok atan kız

1. Hakaret etmekle ilgili olan sözleri

Bir keresinde Diyojen şöyle demiştir: Hakaret, hakaret edeni utandırır, hakarete uğrayanı değil.” Diyojen’e göre aşağılayan kimse özünde sorunlu bir kişidir. Yani sorun aşağıladığı kişide değil, kendindedir.

Diyojen, gerçeği yaymak uğruna söyleyeceklerini asla sakınmazdı. Yeri geldiğinde oldukça sert ifadeler kullanırdı. Ancak onun argümanları çoğu zaman çifte standart uygulayan insalarla ilgiliydi, sık sık ahlak eksikliğinden yakınırdı. Diyojen’in amacı kişilere saldırmaktan daha çok onların ahlak anlayışlarını yıkmaktı.

2. Dalkavuklarla ilgili sözleri

Diyojen’in takipçilerinden biri olan Hecaton, onun en sık tekrar ettiği sözlerinden birini kayda geçirmiştir: “Sizi pohpohlayan insanlar yerine, böbürlenen kişilerle karşılaşmanız daha iyidir; sizi sürekli öven kişi sizi yaşarken öldürür çünkü.”

Bu filozof dalkavuklardan nefret ederdi. Zamanında Büyük İskender onunla görüşmek istediğinde Diyojen’in ünü iyice yayılmıştı. Büyük İskender kendini Diyojen’e tanıtarak bir şeye ihtiyacı olup olmadığını öğrenmek istedi. İnanması güç olsa da Diyojen İskender’den sadece önünden çekilmesini istedi, çünkü güneş ışığını engelliyordu.

3. Diyojen’in tarafsızlığı

Bir keresinde Diyojen, elleriyle su içmeye ve yemek yemeye çalışan bir çocuğu izlemek için durmuştu. Diyojen hayatı boyunca çok az kişisel eşyaya sahip oldu ancak su içmek için kullandığı bir bardağı vardı. Çocuğu bu şekilde elleriyle su içerken gördüğünde “Bir çocuk basitliğiyle beni geride bıraktı” dedi ve sahip olduğu o tek bardağı da bir kenara fırlattı.

Bir seferinde de bilge filozof ağaç yapraklarını kullanarak yemek yemeye çalışan bir çocuk görmüştü. Yeşil mercimek yiyen bir çocuk ekmeği tıpkı bir kaşık gibi kullanarak yemeğini yemeye çalışıyordu. Diyojen o dakikadan sonra kaşığını çöpe attı ve o da tıpkı bu şekilde yemek yemeye başladı.

Eriyen ay

4. Sessiz olmak ve konuşmakla ilgili sözleri

Kaynağı belli olmamakla birlikte Diyojen’in şu sözleri de söylediği rivayet edilir: “Sessiz kalmak, nasıl dinlemeyi öğrendiğini gösterir, dinlemeyi öğrenmeden konuşamazsın. Konuşurken de ne zaman sessiz olman gerektiğini öğrenmen gerekir.”

Bu sözler ona ait olmasa bile Diyojen’in genel felsefesine oldukça uyuyor. Diyojen’in bu sözlerle aslında demek istediği şey şudur: İletişim, dinlemenin önemli olduğu karmaşık bir süreçtir. Bu nedenle önce nasıl dinlemek gerektiğini öğrenmeniz gerekir. Dinlemeyi öğrenmeden konuşmak boşunadır.

fıçıda yaşayan diyojen

Bir hikayeye göre Atinalı bir kimse Diyojen’in yaşam koşullarından etkilenir, çünkü bilge filozof fakirlik içinde yaşamını sürdürüyordur. Atinalı merak eder ve sorar: “İnsanlar neden filozoflara değil de dilencilere yardım ediyor?”

Diyojen bir an durur ve sonrasında yanıtlar: “Çünkü insanlar bir gün kör veya topal olacaklarını düşünüyorlar ancak hiçbir zaman akıllarına filozof olabilecekleri gelmiyor.” Diyojen aslında bu sözüyle, yardım etmenin özünde bencillikten kaynaklandığını vurgular.

Diyojen’in zamanında filozoflar etrafları tarafından saygı duyulan kimselerdi. Eğer isteseydi bu bilge filozof lüks ve sefa içinde yaşayabilirdi, içinde bulunduğu toplum bu şartları ona seve seve sağlardı. Filozof olduğu için birçok ayrıcalığa sahip olabilirdi. Ancak o, tüm bunları elinin tersiyle iterek sadece bilgeliğin en üst seviyesine ulaşmak istedi. Bu nedenle insanlar onu bugün bile hatırlıyor ve hala ona saygı duyuyor.