Ben Kolay Bir Adam Değilim: Bir Alternatif Gerçeklik

Ağustos 21, 2019
Damien, kafasını vurduktan sonra normalmiş gibi görünen bir dünyaya uyanır. Ancak bu yeni gerçeklikte kadınlar son derece cinsiyetçi, ataerkil ve şovenist davranmaktadır.

Bugün, yaklaşık bir yıl önce gösterime giren bir filmden bahsedeceğiz. Her zaman sosyal sorunlara ışık tutan Fransız sineması, bu kez bir Éléneore Pourriat filmiyle karşımızda. Ben Kolay Bir Adam Değilim cinsel rollerin yer değiştirdiği bir romantik komedi. Film, kolaylıkla tanıyacağınız klişeler ve normalleştirilmiş stereotiplerle dolu.

Netflix’te izleyebileceğiniz film; kadınların her alanda lider ve “evin reisi” konumunda olduğu, erkeklerinse cinsel şiddete, tacize ve her türlü ayrımcılığa maruz kaldığı bir dünyayı gözler önüne seriyor.

Film bize feminenliğin hâlâ küçük görüldüğü, ancak bu kez erkeklerin feminen olduğu bir alternatif gerçeklik sunuyor. Her ne kadar bu dünya son derece saçma görünse de, aynadaki yansıması olan bizim gerçekliğimiz çok da farklı değil.

Ben Kolay Bir Adam Değilim: Olay örgüsü

Filmin ana karakteri Damien, çok güçlü ataerkil görüşleri olan cinsiyetçi bir adam. Kadınları yalnızca bir cinsel obje olarak görüyor. Bununla birlikte aklına gelen tüm cinsiyetçi klişeleri kullanarak pazarlama alanında muhteşem bir profesyonel kariyer yapmış. Sahip olduğu cinsiyetçi ayrıcalıklar, ona kendini iyi hissettiriyor.

Ancak kafasını çarptıktan sonra Damien, tanımadığı bir dünyaya uyanıyor. Her şey eski yaşantısını andırsa da, artık her şey tersine dönmüş durumda. Bu yeni gerçeklikte kadınlar son derece cinsiyetçi, ataerkil ve şovenist davranırken, erkekler sıradan kadın rollerini yerine getirmek için bir kenara itilmiş durumda.

Bir alternatif gerçeklik: Roller değişince

Ben Kolay Bir Adam Değilim‘in anlatmak istediği şey çok zekice. Ataerkil klişeler bu dünyada da çok normal: çocuklarla ve aileyle ilgilenmek, iş yerinde değersiz görülmek, cinsel taciz, ağda yapmak, aldatmak, tecavüz, bekârlık… Ancak filmde, tüm bu dertlere erkeklerin katlanması gerekiyor.

Yaşadığı ayrımcılık nedeniyle dehşete uğrayan Damien, kendilerini “maskülenist” olarak tanımlayan bir gruba katılıyor. Maskülenistler haklarını savunmak için, onları alçak gören baskıcı bir sisteme karşı savaşan erkeklerden oluşuyor. Bu nedenle film boyunca sürekli birilerinin Damien’e saldırdığını ve onu kötülediğini görüyoruz. Üstelik bunu yapan yalnızca kadınlar değil, aynı zamanda maskülenistleri homoseksüellikle suçlayan ve erkeklerin karşısındaki bu bozuk gerçekliği düzeltmek için yapılacak bir şey olmadığına inanan diğer erkekler…

Ben Kolay Bir Adam Değilim

Gerçek dünyaya geri dönebilecek mi?

Damien bu yeni paralel dünyaya uyandığında, kendisinin yansıması olan bir kadınla tanışıyor. Baskıcı, başarılı, çıkarcı, cinsiyetçi ve kibirli bu kadın, erkekleri yalnızca kendi çıkarına hizmet eden objeler olarak görüyor. İlginç bir romantik ilişkiye başladıklarında, Damien kendini toparlamayı başarıyor.

Her ne kadar Ben Kolay Bir Adam Değilim‘in sonu tahmin edilebilir gibi görünse de, durum aslında öyle değil. Aksine film, cinsel rol dağılımları konusundaki yanlışlıkları ve kadınlarla erkeklerin eşit şekilde eğitilmesinin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.

Film, cinsiyet eşitsizliğini kesin olarak ortadan kaldırmayı ve cinsiyetlerin, nüfusun bir kısmı üzerinde baskı uygulamak için yaratılan ve sürdürülen keyfi sosyal yapılar olduğunu anlatmayı amaçlıyor.

Ben Kolay Bir Adam Değilim, sonuyla cinsiyetçiliğin ne kadar saçma ve zararlı olduğunu anlamanızı sağlayacak harika bir eser. Film, seyirciyi bir kavramsal uyumsuzluk durumuna sokarak, toplumsal olayların ne kadar eşitsiz olduğunu görmemizi sağlayan bir başyapıt.