Yeme Bozuklukları ve Aile Dinamiği

Aralık 28, 2019
Yeme bozuklukları genç kadın nüfusta oldukça yaygındır. Çalışmalar çoğunlukla bu koşullardan etkilenen kişiye odaklanma eğilimindedir, ancak danışanın akrabalarının da dikkate alındığı çok az vaka vardır. Bu yazının amacı, yeme bozukluğu olan kişilerin akrabalarında Duygu Dışavurumu Olarak Yeme (DD) modelini ayrıca, aile dinamiğinin bu psikopatolojik bozukluğun gelişimi üzerindeki etkisini tanıtmaktır.

Yeme bozuklukları, gıda ve dolayısıyla yemeye bağlı davranış bozuklukları veya değişikliklerdir. Bunlar uzun vadede devam eder ve kişinin fiziksel sağlığında bir bozulmaya ayrıca psikolojik, sosyal ve aile dinamiklerinde de bozulmaya sebep olurlar.

Bu bozukluklar kadın nüfustaki tekrarlanma sıklığı nedeniyle çok çalışılmaktadır. Daha özellikli olarak, gençler arasındaki vaka ortaya çıkış oranı nedeniyle. Tahminler, şu anda Batı dünyasında gençlerin ve genç kadın yetişkinlerin% 4’ünün bu bozukluktan etkilendiğini göstermektedir. Bununla birlikte, yeme bozukluğu olan kişilerin aile dinamikleri hakkında çok az çalışma vardır.

Bu, yeme bozukluğu geliştirme riski taşıyan gençlerin yüzdesinin büyüklüğü göz önüne alındığında, kaçınılmaz ve çözülmesi acil bir sorundur. Genel refah üzerinde birçok sonucu olduğu için aile dinamiğine doğrudan bağlanabilen sosyal bir sorundur. Aynı zamanda aileyle son derece ilgilidir, çünkü aile üyeleri bu bozukluk süreci sırasında büyük bir etkiye sahipler.

Yeme Bozukluklarına Ne Yol Açar

Yeme bozuklukları ailemizi de strese sokabilir ve çaresiz bırakabilir.

Çok sayıda çalışma sadece yeme bozukluklarının tetikleyici faktörlerini değil, aynı zamanda yayılımcı olanlarını da bulmaya çalışmaktadır. Çok faktörlü Vohs, Bardone, Joiner, Abramson ve Heatherton (1999) gibi modeller, anoreksiya nevroza gelişim belirtilerinde mükemmeliyetçiliğin rolünü göstermiştir.

Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi tarafından 2010 yılında yürütülen çalışma gibi daha yakın tarihli çalışmalarda, bu mükemmeliyetçilik yanlışlık veya hata yapmak üzerine aşırı bir endişe olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca kararsızlık olarak.

Vücuttan memnuniyetsizliği ve öz saygısızlık ile birlikte sıkı bir diyet ve kilo alımı gibi şeyleri vurgularlar. Bir yeme bozukluğu geliştirmede aile içi çatışmalar ve kilo ve vücut şekli ile ilgili kritik konular gibi başka risk faktörleri de vardır.

Bu durumun yan etkenleri ile ilgili olarak, en yaygın olanları diyet kısıtlamaları, müshil kullanımı gibi davranışlar ve çok azaltılmış sosyal ortamdır. Bu sonuncusu, yakın ailelerinin tutumlarının yansıdığı yerdir.

Aile Dinamiği ve Yeme Bozuklukları: Duygu Dışavurumunun Rolü Nedir?

Duygu Dışavurumu (DD), aile içindeki duygusal iletişim tarzıdır ve aynı zamanda yeme davranışı bozukluklarının yaygın tetikleyicilerinden biridir. DD, 50’li yıllarda Londra’daki Psikiyatri, Psikoloji ve Sinir-bilim Enstitüsünde şekillenmeye başlayan bir modeldir. İlk çalışmada, araştırmacılar şizofreni hastalarının tekrarlayanlarından çoğunun eski aile dinamiklerine geri dönenler arasından olduğunu gözlemlediler.

Sonuç olarak, daha sonra aile temel dinamiğinin unsurlarını açıklamak için araştırmalar yaptılar. Danışanların evlerine geri dönmelerinin vakanın tekrarlanması ile bir ilgisi olduğuna inanıyorlardı. Aslında, Brown, Birley ve Wing, durumun gelişimi ve yayılımcı doğası ile direk olarak ilgili üç özellik buldular:

  • Düşmanca ortam
  • Aşırı duygusal müdahale
  • Eleştiri

Muela ve Godoy gibi diğer yazarlar da sıcaklık ve olumlu yorumların etkisinden bahseder. Yeme bozukluğu olan kişilerin akrabalarında, EE modeli, önceki şizofreni araştırmalarında bulunanlara benzer özellikler belirtir.

“Kendini seven kadınlar tehlikelidir; ama gerçek kadınları seven erkekler, işte onlar çok daha tehlikelidir.”

– Naomi Wolf

Duygu Dışavurumu Bileşenleri

  • Eleştiri. Bir aile üyesi tarafından yeme bozukluğu olan bir kişinin davranışı hakkında olumsuz değerlendirme. (Sadece eleştiriyi değil, aynı zamanda eleştirinin ifade ediliş şeklini de içerir).
  • Düşmanlık. Bir aile üyesinden gelen reddedilme. Sadece yeme bozukluğu olan kişilerin yaptıkları bir şey hakkında eleştirilmeleri değil, birey olarak onlara yapılan genel bir saldırıdır.
  • Aşırı Duygusal Müdahale. Yeme bozukluğu olan bir kişinin davranışlarını kontrol etmek için aile üyelerinin yoğun duygusal tepkisi. Bir yandan, duygusal tepki duruma bağlı olarak sürekli iç çekme ve ağlama arasında değişebilir. Öte yandan, koşulların gerektirdiği fedakarlıklar da var. Sonra, aşırı korumacılık da var.
  • Sıcaklık. Empati, sevgi ve ilgi ile karakterize edilen aile üyelerinden gelen olumlu duygusal yanıtlar
  • Olumlu yorumlar. Yeme bozukluğu olan kişiye sevgi ile ilgi belirten sözlü yorumlar.

Tüm bu bileşenler, yeme bozukluğu olan kişinin durumunun seyri sırasında önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin, yüksek düzeyde eleştirel yorumlar, düşmanlık ve aşırı duygusal müdahale durumunda, sorunlu kişinin aile bağlamı zorlanır. Çok daha kontrollü ve daha az esnek.

Alandaki kapsamlı çalışmalar, kronikleşen olgulara kıyasla daha az süren yeme bozuklukları vakaları arasında farklılıklar olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar, hızlı bir şekilde iyileşen insanların akrabalarının sadece % 6’sının yüksek düzeyde duygu dışa-vurumu gösterdiğini gözlemledi.

Çok sayıda yazar bozukluğun yayılımcı doğasını bir kez incelemek yerine, ayrıca akrabalar ile EE ilişkisini ve yeme bozukluğunun gelişimini de inceledi. Sonuçlar, yeme bozukluğu olan kişilerin akrabalarının% 55-60’ında yüksek ifade etme alışkanlığı olduğunu göstermiştir.

Yeme Bozukluklarının Gelişiminde Ailenin Dinamiğinin Etki Seviyesi

Yeme bozuklukları günde tek bir salatalık dilimi yemeye kadar gidebilir.

Yukarıda bahsedilenler göz önüne alındığında, psiko-eğitimin tedavinin bir parçası olarak dahil edilmesi gerekir. Ayrıca, gerekirse, yeme bozukluğu olan kişinin ailesinin, danışanın psikolojik tedavi sürecine dahil edilmelerini gerektirir.

Tüm üyelerin duygularını yönetebileceği ve duygularını doğru zamanlarda kullanabileceği iyi bir duygusal aile düzenlemesi, yeme bozukluğu olan kişilerin iyileştirilmesi için hayati önem taşımaktadır.

Ayrıca, aile üyelerinin katılımı çok önemlidir. Özellikle yeme bozukluğundan etkilenenlerin çoğu genç olduğunda. Kimse aile üyelerinden ne yapılacağını ve durumun nasıl yönetileceğini bilmelerini beklemez. Bu yüzden tüm tedavi sürecine dahil olmalılar. Sonuçta, tedavinin büyük bir parçası da onlar.

Bu nedenle aile üyelerini suçlamamak önemlidir. Yeme bozukluğu olan kişiyi etiketlemeyi bırakmayı öğrenmek gerekir. Ayrıca, yeme bozukluğu olan kişinin alternatif davranışlarını ve iyileştirmelerini güçlendirmeyi öğrenmek. Ya da sadece derin bir nefes almayı ve uzun süre dayanabilecek bir durum karşısında sabırlı olmayı.

  • Franco, K., Mancilla, J., Vázquez, R., Álvarez, G. y López, X. (2011). El papel del perfeccionismo en la insatisfacción corporal, la influencia sociocultural del modelo de delgadez y los síntomas de trastorno del comportamiento alimentario. Universitas Psychologica, 10(3), 829-840.
  • Adrados, V. (2014). Emoción expresada familiar en los trastornos de la conducta alimentaria. Tesis doctoral. Universidad de Chile, Chile.
  • March, J. (2014). El papel del perfeccionismo en la insatisfacción corporal, la influencia sociocultural del modelo de delgadez y los síntomas de trastorno del comportamiento alimentario. Tesis doctoral. Universidad Autónoma de Barcelona, España.
  • Moraleda, S., González, N., Casado, J., Carmona, J., Gómez, R., Aguilera, M. y Orueta, R. (2001). Aten Primaria, 28(7), 463-467.