Vincent Van Gogh ve Sanatta Sineztezinin Önemi

Eylül 19, 2018

Vincent Van Gogh mektuplarında seslerin renkleri olduğundan ve o renklerin sarı ve mavi gibi belirli renkler olup onun duyuları için havai fişek hissiyatı yarattıklarından bahsetmiştir. Ayçiçekleri ve Yıldızlı Gece tabloları hala heyecan verici olan ve kanvasa hayat ve hareket katan tablolardır. Şimdilerde çoğu ünlü post-empresyonistin sineztezik olduğu anlaşılmıştır.

Bu çoğu insan için yeni bir bilgi olabilir. Fakat Van Gogh’un kardeşi Theo’ya gönderdiği mektuplardan da görüleceği ya da tablolarının analizlerinden anlaşılacağı üzere bu durum çok uzun zamandır ortadaydı. Amerikan Sineztezi Derneği (ASA), örneğin, tarzındaki “fotizme” dikkat çekmiştir. Bu kromestezik olanların deneyimlerdiği bir tür duyusal tepkidir.

“Resimdeki renkler hayattaki şevklerdir.”

– Vincent Van Gogh

Kromestezi insanların sesleri renklerle bağdaştırdığı bir duyusal deneyimdir. En tiz tonlar, örneğin, daha yoğun, canlı ve parlak renkleri provake eder. Aynı şekilde renkler de sessel ya da müziksel karşılıklara sahip olabilirler.

Franz Liszt’e beste yaparken olan şey budur. Van Gogh’un deneyimlediği de yarı deli yarı manik depresif bir dahiliktir. Bu dünyadan ne olacağını ya da eserlerinin nasıl zamana meydan okuyacağını bilemeden göçtü.

van gogh yıldız

Vincent Van Gogh ve renklerin dünyası

1881’de Van Gogh Hague’daki kardeşine bir mektup yazdı. Mektubunda her ressamın favori bir renk paleti olduğundan ve o favori tonların sanatçının kalbindeki karanlığı yarıp aydınlığı bulmaktaki yolu olduğundan bahsediyordu. Bazı ressamların ellerini kullanmakta bir keman virtüözü kadar başarılı olduklarından ve yarattıkları işlerin saf müzik olduğundan da bahsediyordu.

Birkaç yıl sonra, 1885’te, Van Gogh kendini piyano çalmaya adadı. Fakat bu deneyimi kısa sürdü ve onun için en kötü şekilde sonlandı. Derslere başladıktan kısa bir süre sonra ressam çalma deneyimini çok yıpratıcı buldu: her nota bir rengi canlandırıyordu. Eğitmeni söylediği şeyi duyunca alarma geçti, onun “deli” olduğunu söyleyip onu bir merkeze gönderdi.

Bu sizi biraz gülümsetebilir. Vincent Van Gogh’un tüm o “deliliklerinden” sonra renksel duyular ve müzikle yaşadığı deneyim şüphesiz ki ona bahşedilmiş en büyük hediye olacaktı. Sanatına böylesi dışavurumculuğu ve o zamana dek rastlanmamış duyusal zenginliği katan belki de buydu.

Enerjik resim darbeleri, örneğin, her detaya hareket kattı. Sarı onda neşeyi, hayatı boyunca çok fazla şeyi kaçırdığının farkına varmanın verdiği umudu ortaya çıkardı.

“Bu kelimeyi kullansam mı bilemiyorum- dine inanılmaz ihtiyaç duyduğum zamanlar oldu. O zamanlarda gidip yıldızları resmettim.”

– Vincent Van Gogh

ayçiçeği tablosu

Hayatı diğerlerinden daha başka deneyimlemek

Çoğu meslektaşı seçtiği renklerin gerçeklikle ilgisi olmamasından yakındı. Ama bu Van Gogh için önemli değildi. Renkler onun için duyguların ve duyuların birer yansımasıydı.

Kardeşine bahsettiği gibi gerçeği kopyalayamıyordu. Elleri, zihni ve gözleri doğayla ya da diğerlerinin net olarak gördüğü şeylerle anlaşmaya yanaşmıyordu. Van Gogh için dünya farklı bir ritmde akıyordu; farklı perspektifleri, kendince şekillendireceği farklı formları vardı. Çünkü sineztezi kişinin hayatı en ayrıcalıklı fakat en garip şekilde deneyimlemesine olanak sağlıyordu.

Sineztezi ve sanat

Sineztezi bir hastalık değildir, bunu en baştan belirtelim. Duyular arasındaki iletişimin normalden farklı olduğu nörolojik bir durumdur ve bu durumda kişiler sesleri görüyor, tadıyor ya da şekilleri duyuyor olurlar.

Elisabeth Sulser iyi bir örnek. Dünyada tüm bu özelliklere sahip tek kadın: müzik ya da herhangi bir sesi dinlerken renkleri algılıyor ve aynı zamanda bu sesleri tadabiliyor.

Nörologlar dünyaya geldiğimizde hepimizin sineztezik olduğumuzu söylüyor fakat nörolojik yapımız geliştikçe duyularımız farklı şekillerde özelleşiyor.

Toplumun %4’ü sineztezik özelliklere sahiptir. Bu kişilerin çoğu da sanatsal yetenekler göstermektedirler.

Sineztezi Van Gogh gibi ressamlarda ve Vladimir Nabokov gibi yazarlarda olduğu gibi müzisyenlerde de sıkça görülür. Hatta, Nabokov ailesinin çoğunun da sineztezik olduğu fakat onların bunu anlamadıkları için bundan gerektiği kadar yararlanmadıklarını hissettiğini söyler.

sineztezik çizim

Vincent Van Gogh şöyle bir şey deneyimliyordu: gözlerinin gördüğü, kulaklarının duyduğu dünya sürekli olarak kaotik ve rahatsız ediciydi. Dünyanın bunun sadece deliliğinin bir yansıması olduğunu düşündüğünü hissediyordu. Fakat günümüzde sineztezinin insanların fantastik gerçekliklere tanık olmasını sağlayan özel bir çeşit gözlük olduğunu biliyoruz.